Anadolu
Batı ve Oğuz Türkçesinin Hazar Denizi’nin batısı ve Anadolu coğrafyasında 11. yüzyıldan 15. yüzyıla kadar kullanılan tarihî yazı ve konuşma dilini tarif eden bir kavramdır. Daha kısa bir tarifle 11. İla 15 yy arasında Azerbaycan, Kafkaslar, Kırım ve Mısır’a kadar uzanan sahalarda 11.yy dan 15 yy a kadar konuşulan ve yazılan Oğuz Türkçesini ifade eder.
Bu tabir Oğuzca’nın Karahanlı Türkçesinden ayrılmaya başlayıp İstanbul’un fethinden sonra ortaya çıkan Klasik Osmanlı Türkçesi arasında konuşulan ve yazılan Türkçeyi ayırmak ve ifade etmek için kullanılır.
Eski Anadolu Türkçesi özellikle 13. ve 14 yy dan itibaren ilk önce Kıpçak Türkçesinden daha sonra da Azerbaycan Türkçesinden kopmaya başlamış, 15 yy dan sonra da Anadolu Türkçesi haline dönüşmüştür.
Selçuklu Türkleri’nin Batıya yönlemeleri Anadolu’yu fethetmeli ile Maveraünnehir’den, ( Horasan) gelen Türkler ‘in konuştuğu Türkçe ile daha Kuzeydeki Kıpçakların Türkçesi coğrafi kopukluklar, farklı dinlere ve mezheplere yöneliş, savaşlar ve siyasi rekabetler ve düşmanlıklar sonucu kopmaya başlamış, bu kopuşlar Cengiz istilası ile kemikleşince Anadolu’daki Türkçe ile Azerbaycan ve Kıpçak Türkçeleri arasında zaten mevcut olan ağız ve şive farklılıkları derinleşmeye başlamış ve Batı Türkçesi Eski Anadolu Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi ve Kıpçak Türkçesi şeklinde üç gurupta belirginleşmeye başlamıştır.
- ve 15 yy da Anadolu Türkçesi Azerbaycan Türkçesinden henüz belirgin bir şekilde ayrılamadığı için Eski Anadolu Türkçesi ne Eski Oğuz Türkçesi tabiri daha uygun görülmüş, kimi dilciler Eski Anadolu Türkçesi yerine Eski Oğuz Türkçesi tabirini kullanmayı tercih etmişlerdir.
Eski Anadolu Türkçesi veya Eski Oğuz Türkçesi, Karahanlı Türkçesinin devamı olmuş, bu türkçe ile ilgili yazılı ilk eserler de Karahanlı Türkçesi ile yazılan Kutagfu Bilig, Divan’-ı Lüğat Üt Türkî, Divan –ı Hikmet, Atabet’ül Hakayık gibi eserler olarak kabul edilmiştir. Fakat bu dönemde dahi Behçetü'l-Hadaik, Kıssa-i Yusuf ve Kudûri Tercümesi gibi eserler Anadolu sahasında yazılmış olmalarına rağmen, Kıpçak ve Çağatay Türkçelerinden henüz ileri düzeyde bir kopuş olmadığını gösterir.
Eski Anadolu Türkçesinin s Klasik Osmanlı Türkçesine göre oldukça yalındır. Fakat İstanbul’un fethinden sonra Arapça, Farsça kelimelerin ve tamlamaların hızla çoğalmaya başladığı Arapça ve Farsçanın tesirinin yavaş yavaş arttığı gözükür. İstanbul’un fethinden sonra Klasik Osmanlı Türkçesi de şekillenmeye başlamıştır.
Eski Anadolu Türkçesi ile eserler veren başlıca şairler ve yazarlar. Hoca Dehhani, Şeyyad Hamza , Ahmet Fakîh , Hoca Mesut, Gülşehri, HOCA MESUD , Yunus Emre, Aşık Paşa, Kırşehirli Îsâ ( Vefât-ı İbrâhîm ve Dâstân-ı İbrâhîm ) Şeyhoğlu Mustafa, Ahmedi, Şeyhi, Sultan Veled, Ahmedi, Berke Fakih, Kirdeci Ali, Kaygusuz Abdal, id; Kadı Burhanettin, Elvan Çelebi vb. ve eserleridir.
Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!