Bazı yazı ve şiirlerde tüm insanlığı kucaklayan bir söylem vardır. Kalıcı, evrensel ve etkili olmanın en güzel yolu da budur. Çeşitli inanışların, millî değerlerin ve öznelliğin ötesinde olan bir söyleyiş ustalığıdır bu. Evrensel olandır, kucaklayıcı olandır.
Öyle ki bu evrensel duyuş, düşünüş ve söylem; coğrafyalarla, kültürel özelliklerle, millî menfaatlerle ve inançlarla sınırlı değildir. İnsanlığın coğrafyası olmalı mı? Evrensel bir dille ve gönülle hitap edilebilmeli ki dünyanın neresinde olursa olsun çaresiz olan birine, açlıkla veya savaşla yaşam mücadelesi verenlerin acısını duyabilelim. Merhametin dili ortaktır. Din, dil ve coğrafya, bu ortak dilin kullanılmasına, gönülden gönüle köprü kurulmasına engel olmamalı. Müslüman Müslümana, Hristiyan Hristiyana merhamet eder veya etmeli diye düşünerek insanlığın geniş ve kucaklayıcı yanını yok etmemeliyiz. Evrensel olana uzanabildiğimiz sürece insanız aslında. İnsanlığa hayat veren o evrensel duyuş ve düşünüştür.
Her gönülde aynı inanç, her zihinde aynı düşünce şekli ve aynı görüş olmayabilir. Kültürel, siyasî ve tarihsel geçmişimiz farklı olabilir. Yaşadığımız topraklar, kokladığımız hava, yaşam biçimimiz bambaşka olabilir ama insanca bir bakış ve dünyada insanca yaşama arzusu, ideali bizleri buluşturabilir. Dil, din, ırk farklılığı ve bunlara olan bağlılığımız birbirimize insanca bakmamızın önüne geçmemeli. İnsanca bakış, aramızdaki bütün farklılıkları aşacak güçtedir. Yeter ki insanca bakabilelim ve merhametin gönülden gönüle yol bulabilmesine fırsat verelim. Ateist, Müslüman, Hristiyan; Türk, İngiliz , Fransız gibi aidiyetlerimiz, aramızda köprüler kurulmasına engel oluşturmasın. İnsanlıgımızı evrensel bir bakış açısıyla ve kucaklayıcı bir yaklaşımla yeşertelim ; geliştirelim.
Farklılıklarımız, birbirimizden ayrışmamız için bir neden olmayıp; zenginliğimiz olmalı. Siyasî görüşümüz, yaşam biçimimiz, inanç dünyamız ve daha birçok unsur, bizi birbirimizden farklı kılar ama ayrı kılmamalı. Bizi bir arada tutacak; insanca bakışı hâkim kılacak unsurların izini sürmeliyiz. Dostluk, huzur, barış, saygı ve hoşgörü, ortak çıkarlarımız olmalı. Bizi bir arada tutacak ve insanlığı yaşatacak olan bu değerleri öne çıkarmalıyız. Her coğrafyada, her dinde ve her siyasî düşüncede bu değerlerde buluşmalı insanlık. Her millet, gelecek nesillerine, insanlığın bu ortak dilini öğretmeli. İnsanlığı öğretmeli.
Dünya liderleri kendi hırslarıyla yönetmemelidirler ülkelerini. İnsanca bir bakışla ve insanca bir yönetim anlayışıyla ülkelerini ve insanlığı ayakta tutmalıdırlar. İnsanlığın iyi bir geleceğe doğru yürümesi o ortak dili, barışın, dostluğun dilini kullanmaktan geçer. Zor olsa da sanatçısıyla, bilim insanıyla, eğitimcisiyle herkes bu ortak dili, barış dilini yaymalı. Uluslararası kuruluşlar, sivil kuruluşlar, insanca yaşanacak ve birbirimize önce " insanca " bakabileceğimiz bir dünya düzeni kurmak için uğraşmalılar. ""Şucu, bucu, şu millet, bu millet"" demeden " önce insan " diyebilmeli her insan, her millet ve tüm insanlık.
İdealimiz büyük ve zorlukları da elbette büyük. Yine de hiçbir zorluk bizleri bu evrensel dili konuşabilmekten, birbirimize insanca bakabilme idealinden vazgeçirmemeli. Mustafa Kemal Atatürk 'ün :"Yurtta sulh, dünyada sulh " sözüyle dile getirdiği o evrensel mesaja, ülkemizde ve dünyada hayat vermeliyiz. İnsanlığın ortak geleceği barış, dostuk ve insanca bir bakışla inşa edilebilir.
İnsanca bakışla ve insana değer vermekle kuracağımız bir gelecek için aynı dili konuşalım.
Öyle ki bu evrensel duyuş, düşünüş ve söylem; coğrafyalarla, kültürel özelliklerle, millî menfaatlerle ve inançlarla sınırlı değildir. İnsanlığın coğrafyası olmalı mı? Evrensel bir dille ve gönülle hitap edilebilmeli ki dünyanın neresinde olursa olsun çaresiz olan birine, açlıkla veya savaşla yaşam mücadelesi verenlerin acısını duyabilelim. Merhametin dili ortaktır. Din, dil ve coğrafya, bu ortak dilin kullanılmasına, gönülden gönüle köprü kurulmasına engel olmamalı. Müslüman Müslümana, Hristiyan Hristiyana merhamet eder veya etmeli diye düşünerek insanlığın geniş ve kucaklayıcı yanını yok etmemeliyiz. Evrensel olana uzanabildiğimiz sürece insanız aslında. İnsanlığa hayat veren o evrensel duyuş ve düşünüştür.
Her gönülde aynı inanç, her zihinde aynı düşünce şekli ve aynı görüş olmayabilir. Kültürel, siyasî ve tarihsel geçmişimiz farklı olabilir. Yaşadığımız topraklar, kokladığımız hava, yaşam biçimimiz bambaşka olabilir ama insanca bir bakış ve dünyada insanca yaşama arzusu, ideali bizleri buluşturabilir. Dil, din, ırk farklılığı ve bunlara olan bağlılığımız birbirimize insanca bakmamızın önüne geçmemeli. İnsanca bakış, aramızdaki bütün farklılıkları aşacak güçtedir. Yeter ki insanca bakabilelim ve merhametin gönülden gönüle yol bulabilmesine fırsat verelim. Ateist, Müslüman, Hristiyan; Türk, İngiliz , Fransız gibi aidiyetlerimiz, aramızda köprüler kurulmasına engel oluşturmasın. İnsanlıgımızı evrensel bir bakış açısıyla ve kucaklayıcı bir yaklaşımla yeşertelim ; geliştirelim.
Farklılıklarımız, birbirimizden ayrışmamız için bir neden olmayıp; zenginliğimiz olmalı. Siyasî görüşümüz, yaşam biçimimiz, inanç dünyamız ve daha birçok unsur, bizi birbirimizden farklı kılar ama ayrı kılmamalı. Bizi bir arada tutacak; insanca bakışı hâkim kılacak unsurların izini sürmeliyiz. Dostluk, huzur, barış, saygı ve hoşgörü, ortak çıkarlarımız olmalı. Bizi bir arada tutacak ve insanlığı yaşatacak olan bu değerleri öne çıkarmalıyız. Her coğrafyada, her dinde ve her siyasî düşüncede bu değerlerde buluşmalı insanlık. Her millet, gelecek nesillerine, insanlığın bu ortak dilini öğretmeli. İnsanlığı öğretmeli.
Dünya liderleri kendi hırslarıyla yönetmemelidirler ülkelerini. İnsanca bir bakışla ve insanca bir yönetim anlayışıyla ülkelerini ve insanlığı ayakta tutmalıdırlar. İnsanlığın iyi bir geleceğe doğru yürümesi o ortak dili, barışın, dostluğun dilini kullanmaktan geçer. Zor olsa da sanatçısıyla, bilim insanıyla, eğitimcisiyle herkes bu ortak dili, barış dilini yaymalı. Uluslararası kuruluşlar, sivil kuruluşlar, insanca yaşanacak ve birbirimize önce " insanca " bakabileceğimiz bir dünya düzeni kurmak için uğraşmalılar. ""Şucu, bucu, şu millet, bu millet"" demeden " önce insan " diyebilmeli her insan, her millet ve tüm insanlık.
İdealimiz büyük ve zorlukları da elbette büyük. Yine de hiçbir zorluk bizleri bu evrensel dili konuşabilmekten, birbirimize insanca bakabilme idealinden vazgeçirmemeli. Mustafa Kemal Atatürk 'ün :"Yurtta sulh, dünyada sulh " sözüyle dile getirdiği o evrensel mesaja, ülkemizde ve dünyada hayat vermeliyiz. İnsanlığın ortak geleceği barış, dostuk ve insanca bir bakışla inşa edilebilir.
İnsanca bakışla ve insana değer vermekle kuracağımız bir gelecek için aynı dili konuşalım.
O dilin adı; "insanca " dır.
05. 05. 2017