İslam Aleminde var olan Felsefeci olan Farabi’nin felsefe anlayışı nedir bir bakalım. Farabi'nin felsefesi özetle şudur:** İslam felsefesine zihinciliği getirmekle kalmamış, bu felsefenin ilk kez kapılarını açan da kendisi olmuştur. O, metafiziğe mantık yolu ile ulaşmış, İslam diniyle felsefe arasında sıkı bir ilişki kurmuştur. Buyurun:
Farabi: 
"Hiç bir şey kendi kendisinin nedeni olamaz. Çünkü, nedenin kendisi, oluşandan öncedir."
***
"Hiç bir şey kendiliğinden yok olmaz, böyle olsaydı, var olmazdı."
***
"Erdemlerin en büyüğü bilimdir."
***
"İnsan, bazen bir tesadüfle güzel işler yapar. Bazen de bu güzel işleri isteyerek değil, herhangi bir baskı altında yapmış olur. Böyle yapılan işler, mutluluk getirmez."

Şu berraklığa anlama manaya idrake bakar mısınız, hayran kalmaz mısınız? İşte Felsefe: El-Farabi, var olmak için neden olması gerektiğini; eğer bir şey var olacaksa, kesinlikle diğerinin yardımıyla olacağını söyler. Işık, gerçekte sadece güneş olduğunda var olur. O, güneş varsa var olabilir, ama kendi doğasında gerekli varlık olmaz. Eğer güneş varsa, o zaman ışık kesinlikle var olur. Bu olası varlık, birinci nedenin varlığını gösterir, zira olası maddeler sürekli zorunluluğa, yani birinci varlığa gelir. Demek ki olası maddelerin amacı, sanki uzak değilmiş de, ona varlık verene gerekliymiş gibidir. Çünkü maddeler, kendi kendine varlık veremez; onlar için sürekli onlara varlık veren kesin bir varlık olmalıdır.

Şimdi bunu ben okuyunca çelişkiye çıkmaza girebilir miyim hayır… Son cümlesini de okudum: onlar için sürekli onlara varlık veren kesin bir varlık olmalıdır, derken bize bana sana her okuyana Varlıklara hayat can ve kesin bir varlık olması için ruh beden hayat veren Alemlerin Rabbi Allah c.c. ne kadar net açık ve berrak.

Devam edelim:** El-Farabi, mutlak varlıktan soyut varlık, yani nedensiz varlık, her tür eksiklikten özgür, en değerli ve en eski varlık, her tür madde ve biçimden bağımsız olarak tanımladığı Allah’ı anlıyordu. “O, sentezle olmaz. Allah tektir ve O’nun ortağı yoktur. Eğer tek olmasaydı, o zaman diğerleri hayatın mükemmelliğinde ona benzerlerdi; ama bu mümkün değil; O, bir yönden farklıdır. Bu bakımdan onlardan her biri diğerinden farklıdır, onların varlığının parçasını oluşturur, öyle ki onlarda genel olan diğerinde özeldir. O zaman parça (sentez) birliği olurdu, bu da imkânsızdır. Allah sadece olur, onu belirlemek (sınırlamak) mümkün değildir, zira belirleme sentezdir.” Allah, El-Farabi’ye göre yarattığı dünyadan uzaktır. El-Farabi, Aristo’nun, Allah’ın kendi varlığı dışında kalan ayrıntılarını bilmediği düşüncesini benimsedi. 
Kısacası batılı olan Felsefeciler gibi kör gözle karanlık fikirle bakan  olan onunla yatan kalkanda gör bakar karanlığa dalar ışığa nura ulaşamaz vesselam.Devam edeceğiz İnşallah...Selam ve dua ile.
Mehmet Aluç
**MUHYİDDİN İBN ARABİ’NİN FELSEFESİNDE “ALLAH” MEFHUMU İbrahim COŞKUN-Tasavvuf | İlmî ve Akademik Araştırma Dergisi (İbnü’l-Arabî Özel Sayısı-1), yıl: 9 [2008], sayı: 21, ss.117-143