GARİP KALMIŞ BİR KÖYÜM
Bozkırın ortasında garip kalmış bir köyüm,
Canlarımı kaybettim, her geçene sorarım.
Üretim yapılmazsa, olmaz ekmekle suyum,
Çalışan insanlara her zaman var yararım.
Çiftçi şehire göçtü, artık tarla sürmüyor,
Gecelerim çok sessiz, köpek bile ürmüyor,
Viran oldu evlerim, kimse duvar örmüyor,
Geri dönüp gelseler harçlarını kararım.
Tarlaları ot sarmış, ekinlerim bitmiyor,
Tavuklar eşinmiyor, horozlarım ötmüyor,
Evlerim bomboş kaldı, ocaklarım tütmüyor,
Hepsi terk edip gitti, neydi benim zararım?
Miniklerdi evlerin, sokakların neşesi,
Ders zili çalmaz oldu, gitti Ali, Ayşe’ si,
Hüzünle doldu artık okulun her köşesi,
Köşe bucak her yerde seslerini ararım.
Köylüler, şehrin süslü, cazibesine kandı,
Emekli maaşıyla rahat yaşanır sandı,
Masraflar çoğaldıkça hepsinin cebi yandı,
Pişman olup gelseler, yaraları sararım.
Tezgâhlarım boş kaldı kilimler dokunmuyor,
Camilerim kapandı ezanlar okunmuyor,
Yalnızlığım, kimsenin kalbine dokunmuyor,
Dönseler kapım açık, budur en son kararım.
Hatıralar canlanır, yaşlarla dolar gözüm,
Çaresizlik içinde, gülmüyor artık yüzüm,
Köylüler olmayınca kalmıyor tadım, tuzum,
Bir gün gelirler diye boşa hayal kurarım.
Ulvi, bütün derdimi yazıyor hece hece,
İnsanlarım gidince gündüzüm oldu gece,
Benim kötü kaderim, çözülmez bir bilmece,
Yine de isyan etmem, şerri hayra yorarım.
Ulvi YÜRÜK