Geldi Gitti Tahtası  ( Âmed ü şod ) 

Osmanlı  devri eğitim sisteminde teneffüs yoktu. Dersler sabahleyin başlar,  öğleye kadar sürerdi.  Mektep tuvaletleri de   genel olarak  bir taneydi.    Okulda genelde bir tane öğretmen oluyor, tüm sınıflar ise bir salonda toplanıyor ve tek bir muallim  salondaki öğrencilerin hepsini gözetlemek zorunda kalıyordu.  Bu nedenle öğretmen  öğrencilerin sınıfa  veya tuvalete giriş çıkışlarını kontrol edebilmek için geldi gitti tahtasını kullanıyordu.  

Bu tahtalar ve  levhalarla ilgili   bazı anıları A. Rasim’in  “ Falaka ve Gecelerim” adlı eserinde de bulabiliyoruz.   Buna rağmen bu  tahta ve bu tahtaya ait  bazı  bilgileri bize  A. Talat Onay  da vermişti. Onay’ın ifadesi ile bu  levha şu şekildedir. ”  Eski mahalle mekteplerinde  sınıf teşkilatı olmayıp okul sadece bir muallim tarafından idare edildiği için  bütün  çocuklar bir salonda toplanır,  kız ve erkek çocukları ayrı ayrı oturtulurdu.  Bu çocuklardan birinin ders esnasında, ihtiyaç gidermek, su içmek veya abdest bozmak maksadıyla  için dışarı çıkınca  sınıfın kapısında asılı duran ve bir tarafında "geldi", diğer tarafında "gitti" yazılı bir levhayı açıp kapatmak zorundaydı. Dışarı çıkan levhanın gitti yüzünü, içeri giren ise levhanın geldi yüzünü çevirmek zorundaydı. "  Bu tahtaya veya levhaya eski “dilde levhâ-i amed şod” da deniliyordu.  Fars dilinde “Âmed ü şud “ :  Varıp gelme. Gidiş geliş; geldi gitti anlamına gelir.

Bu mekteb- i aşk içre sen etfalin elinde 
Ey lebha- i dil tahta- i amed- şoda döndün 
Ey gönül  her gün yeni birini sevip eskisinden geçiyorsun  sen bu halinle  aşk  mektebi içindeki   geldi gitti tahtasına döndün 

Validim olalı tilmiz-i debistân-ı bekâ 
Dest-i gamda  levhâ-i amed şoda döndüm tamam    Trabzonlu Hilmi  
Babamın  ahret mektebine  talebe olduğu  günden beri  gamın elinde geldi gitti levhasına döndüm.

Böyle bir  levha Mevlâna Müzesi'nde  de asıldır.  Sülüs yazı ile yazılmış bu levhanın üzerinde  şu beyit yazılmıştır. 

Ka'betü'l uşşak bâşed in makam.
Her ki nakıs âmed incâ şod temam"  
(Bu makam aşıkların kâbesi oldu. Buraya noksan gelen tamam olur )

“Âmed ü şud” tabiri geldi gitti tahtasını telmih edecek şekilde veya diğer mecazi ve gerçek anlamaları da kast edilerek şiirlerimizde sık sık geçer 

Dü İbrahim âmed be-deyr-i cihan. 
Yekî büt-şiken şüd yekî büt-nişân.             Fiğani 

Şair Fiğani İstanbul’a Budin'den heykeller getiren Pargalı  İbrahim Paşa  için bu beyti söylemiş “ Cihana iki İbrahim geldi Bir putları yıktı biri de putları dikti”   ve canından olmuştu.