Hep getir getir, hem de büyük getir, nereye kadar sürer bu böyle bununda bir sınırı  var yahu! Hiç götür götür hem de büyük götür, diyen yok. Bir kerede götür büyük, götür sende deyin, bizde ne varsa alıp gidelim yapmayın böyle... Bir şeyde götüremeyeceksek o zaman hayatında bir anlamı kalmıyor. Duyamadım, kefen bile çürüyor mu dediniz? Hadi ya oda mı çürüyormuş! Desenize onu da götüremiyoruz...


Ama eskiden antik çağların krallarının mezarlarına altın maltın kolyeler, bilezikler, incik boncuk, ne varsa her bir şeyleri koyarlarmış, onları da mı bilmiyorsunuz? Biliyorsunuz da bildiğiniz bir işe yaramıyor, ya da bilmezlikten geliyorsunuz,  nihayetinde, anladım ben sizi...


Düşünüyorum, düşünüyorum, aklımda bir şeyler takılsa da yine de ikilemde kalıyorum. En çok getirenler ve götürenler kimler acaba? Getirirken nerelerden getiriyorlar, develere hendek mendek atlatıp mı getiriyorlar, götürürken nerelere götürüyorlar, bunları da bilmemiz lazım, vatandaş olarak. Yok canım, yok onlar değildir kesinlikle, anladım ben kimi kastettiğinizi, siz parlamentodakilerden dem vuruyorsunuz da, onlar değildir, yapmazlar öyle bir şeyler. Bizim vekillerimiz hepsi namus timsalidir...


Nasıl ki getirmenin ve getirinin, hem de Getir Büyüğün çeşitleri varsa, götürünün, götürenin, götürmeye çalışanın, götürmeye çalışıp da götüremeyeninde çeşitleri var haliyle... Büyük götürenler çoğu zaman göze batsa da büyük götürüp göze de batmayan bir sürü götürücü var, bunları da es geçmemek lazım. Bir de aklıma takılıyor zaman zaman bunlar Götürü Vergiye mi tabi? Yok canım ne Götürü Vergisi? Adamlar vergi vermemek için kırk elli takla atan cinsinden bir de vergi mi verirler devlete?


Tabi bir de şöyle bir durum var bir yerde en düşük rütbeli memurundan, en yüksek dereceli amirine kadar herkes malı götürüyorsa, mal da mal olmuş, hatta mal altından bile değerli olmuş demektir. Götürenlerin mal olma durumlarını da ayrıca konuşmak lazım. Onların mallıkları neticesinde sade, suya sabuna dokunmayan vatandaşların, bundan sonra ''Mal mal bakmayalım suya sabuna dokunalım arkadaşlar.''  deyip suya sabuna dokunmaya başlamasına da hiç mi hiç şaşırmamak lazım...


Büyük Götürenler ve Küçük Götürenler arasında da ne gibi farklar var diye de soracak olursanız, büyük götürenlerin ''Dünyalığımı yaptım abi nasılsa bundan sonra ölsem de gam yemem.'' veciz cümlesini çok sevdikleri ''Çocuklarıma haram lokma yedirmedim.'' cümlesini ise hiç sevmedikleri ortaya çıkmıştır. Küçük Götürenlerin ise ''Ben şimdiye kadar bir şeyler yemiş olsaydım diğerleri gibi, on tane dairem beş tane deniz kenarında yalım olurdu.'' cümlesi ile kendilerini savundukları bilinen gerçeklerdendir...