BOY VE AŞİRETLERİN SOSYAL VE İDARİ YAPISI

 

Osmanlı toplumu: yerleşik hayat yaşayanlar (karye, kasaba ilçe, il ) Konargöçerler ( yazlık, kışlık yerler) olmak üzere iki tip reayaya sahipti.

 

Her grubun ayrı hakları, ayrıcalıkları ve yükümlülükleri bulunduğundan yerleşik hayatta olanın göçerliğe, göçerlerin yerleşik hayata geçişleri için resmî izin gerekliydi. Nitekim herkesin ve her kesimin özlük durumu ve takibi, tüm reayayı, ilgili yerleşkelerin defterdarlıklarına kadastro kayıtlarına geçirmek suretiyle mümkün oluyordu.

 

Osmanlı toplumunda Müslim ve gayrimüslim olarak iki temel grup vardı. Müslüman ve gayri Müslimlerin köyleri ve mahalleleri genellikle ayrı idi.  Müslüman ve Hıristiyan köyler olduğu gibi, ahalisi karışık olanları da vardı. Batı Anadolu, Bursa ve Marmara yörelerindeki bazı köyler tamamen Hıristiyan (Rum) idiler. Çukurova ve Gâvurdağlarında da içinde hiç Müslüman olmayan Ermeni köyleri ve mahalleleri de mevcuttu. Türk ve azınlık köyleri kethüdalık denilen köyün ileri gelenlerinden birisine verilmiş bir yöneticilikle idare edilirdi. Türk köyleri ve cemaatlerinin kethüdaları Türk asıllı, gayri Müslimlere ait köy ve cemaatlerinin kethüdaları da gayri Müslim oluyordu.

 

XI.-XIII. yüzyıllarda, Türkistan, Horasan ve Azerbaycan’dan Anadolu’ya, Oğuz veya Türkmen adıyla bilinen konargöçerler yerleşmeye başladılar. Daha doğrusu Anadolu’ya yerleşmeye başlayan Türk kitlesinin çok çok büyük bir kısmı konargöçerdi. Selçuklu ve Anadolu beylikleri bu göçer Türkler tarafından kurulmuş devletlerdir. Osmanlı devletini kuran Kayı boyu ve Osman oğulları da başlangıçta yarı göçer bir topluluktu. Osmanlıların devr aldığı halkın önemli bir kesimini, etnik bakımdan Türkmenlere mensup olan konargöçerler meydana getirmekteydi

 

Konargöçerler, hayvancılığa bağlı olarak, yaylak-kışlak mahalleri arasında, mevsimden mevsime yer değiştiren hareketli bir yerleşme sitemine sahiptiler. Göçerler, yaylakta hayvanlarını otlatmakta, hayvancılıkla uğraşmaktaydılar. Kışlaklarında ise, küçük çaplı da olsa ziraat yapmaktaydılar. Darı, pirinç, buğday, yonca ve çeşitli sebzelerin ekimine kadar, her türlü toprak mahsullerinin tarımını yapmaktaydılar. Diğer yandan devlet, ihtiyaç duyduğu et,  diğer çeşitli hayvansal ürünler, at ve savaş malzemelerini büyük ölçüde konargöçer aşiretlerden sağlamaktaydı

 

Konargöçerler bu farklı yaşama biçimlerine uygun farklı bir idari, sosyal yapı ve vergi mükellefiyetlerine tabi idiler. Kısaca göçerlerin idari, sosyal yapı ve vergilendirme sistemleri, yerleşiklerden farklı olarak düzenlendi. Devlet, konargöçerlerin yazlık ve kışlık yerlerine, gidiş gelişleri için zaman ve mekân bakımından belirli sınırlandırmalar getirmiş, tahsis ettiği yaylak ve kışlakları arasındaki gidiş-gelişleri, konaklama müddetlerini, yerlerini vb kanunnamelerle belirtmişti. Konargöçerler, çadırlarını yazın köyler, harabeler veya eski iskân mahalleri yakınına kurarlar, kışın ise şehir ve kasabaların civarında bulunurlardı. Yaylak ve kışlaklara konup-göçmeler esnasında yerleşik ahalinin ekin ve mallarına zarar vermemeleri, yoksa konargöçerlikten men edileceklerine dair kanunnameler vardı.

 

Konargöçerlerin sosyal yaşamını anlayabilmek için boy, aşiret, cemaat,  tir (ok), kethüdalık, bölük,  mahalle ve oba gibi kavramları iyi bilmemiz gerekir. Konargöçerlerde Boy, aşiret cemaat ve çekirdek aileler arasındaki bölümler; oba, mahalle, oymak, aşiret gibi adlarla bilinmekteydi.

 

a) İL ERLERİ

 

Köy gençlerine, Türkmenlik geleneğinin de etkisiyle “il erleri” deniyordu. Şehirlerde fit yan, veya ahili denilen gençler, asayişi korumak için kullanılırken  “il erleri” de aynı surette, bir köyün ve hatta öteki köylerdeki il erleri ile birleşerek, bulundukları idari bölgenin (kaza veya sancağın)  asayişini korumakla görevliydiler. Köy delikanlılarının başbuğu olan “yiğitbaşılar”,  “köy kethüdaları”ndan ayrı kimselerdi. Yiğitbaşılar köyün hükümete karsı temsilcisi gibiydiler.

 

b) AŞİRETLERDE AİLE

 

Aile, konargöçerlerde büyük öneme sahipti. Göçebeler arasında ailenin evli veya yetişkin bekâr erkekleri, tıpkı yerleşik ailelerde olduğu gibi ayrı ayrı vergi mükellefi idiler. Göçebelerde önemli bir sosyal kurum olan oba, mahalle, oymak gibi gruplar, birbirine çok yakın akraba ailelerin birleşmeleri sonucunda ortaya çıkmaktaydı. Bu gruplardan oba, mahalle ve oymaktan daha az bir nüfusa sahipti. Mahalle, nüfus bakımından obadan biraz daha büyüktü. Aileden kalabalık tüm yerleşke ve sosyal düzen ailelerin birleşmelerinden oluşmaktaydı. Ataerkil bu yapılanmada, babalar oğullar gelinler, torunlar çadır çadır bölünseler dahi aynı obada en yakın yerleşimle dizilirdi. En büyükten en küçüğe doğru inen ataerkil bir otorite sistemi bulunurdu. Ailede herkesin görevleri belli idi. Gelinler kaynanın, oğullar baba ve dedelerin emrine tabi idi. Kardeşler arasında da yaşa göre büyükten küçüğe doğru sıralanan emir komuta ve saygınlık zinciri vardı. Aile yerleşik hayata geçmişse sistem aynen devam eder avlulu aile yerleşkesi ile oğullar, baba, dede ve torunlar aynı avluya açılan,  gelinlerin, torunların, büyüklerin, birlikte yaşadığı çok odalı ama tek avlulu bir yerleşim sistemi oluşurdu.

 

Kadınlar ve erkekler arasında oluşan ata erkil yapıda, gelinlerin, kızların, çocukların, erkeklerin törelere ve yaşam şartlarına göre belirlenmiş görev dağılımı vardı. Bu intizam ile fertlerin bağımsız geliri yoktu. Elde edilen tüm ekonomik gelirler aile reisinde toplanır, tüm ihtiyaçlar bu yetkinin elinden sağlanırdı. Aileyi ilgilendiren kararlar ailenin reisi tarafından verilirdi.

 

c) OBA, MAHALLE VE TİR

 

Bu topluluk içinde seçkinleşen oba, mahalle ve oymağa tir adı verilirdi. Karalar, Küçükaliler, Alibekiroğulları gibi... Bu obalar, mahallelere veya oymaklara bağlı olabilirdi. Bazı Osmanlı konargöçerlerinde,  tirin yani okun kullanılması,  tarihî kökleri göstermesi bakımından büyük önem taşımıştır. Tirlerin başında olan idarecilere tir-başı denirdi. Tirbaşılar, tir teşekkülünün içerisindeki seçkinleşmiş olan kimselerden seçilir ve Tirler çoğunlukla tirbaşlarının adlarıyla bilinirdi.

 

Mahalleler akrabaların veya birbirlerinin davranışlarından sorumlu olan insanların toplandığı yerleşim birimleridir. Aynı mescitte ibadet edenlerin yerleşimi, birbirleri ile yakın ilişkiler kuran birbirlerini kollayan, gözeten insanların yeridir. Aşiretlerde mahalle,  amca, dayı, kuzenler, oğullar ve torunların bir arada yerleşmelerini ifade eder.

 

Mahalleler yerleşik hayatta da bu anlayışa uygun oluşmuş, etnik köken, akrabalık, boy, aşiret, sülale ve oymaklar mahal mahal yerleşmiştir.

 

Oba;  aynı soy, boy, cemaat veya akraba ailelerin yaylak yerinin belli bir kesimine yerleşmesidir.  Aynı cemaate bağlı olmakla beraber birinci ve ikinci derecede akrabaların oluşturduğu yayla mahali kümesine oba denilir.

 

Oba; bazen da bir köyün toplu olarak yerleştiği, yayla yeri, bir cemaatin yerleştiği yayla mıntıkası anlamında da kullanılabilir. Oba, yerleşilen araziyi değil, yerleşenlerin mülkiyetindeki veya kullanımındaki yeri işaret eder. Ağçakışlalılar obası, bizim köyün obası, Karavelilerin obası gibi.

 

 

d) BÖLÜK

 

Bölük, aile ile cemaat arasındaki gruplar için kullanılan bir tabirdi. Genellikle Orta ve Kuzey Anadolu’daki konargöçerler tarafından kullanılan bu tabir nahiye gibi idari bir bölgeyi belirlemek için de kullanılmıştır. Bölük tabiri Hun devleti zamanından beri gelen bir boyu veya cemaat gruplarını temsilen kullanılırdı.  Sosyal hayatta bölüğün ifade ettiği anlam, ordu teşkilatındakine benzer şekilde bir bölgedeki yerleşenleri ifade ediyordu. Bölük kelimesinin anlamında aynı, aşiret veya boy kavramı yoktur. Daha ziyade karma bir yapıyı temsilen ifade eder. Buna rağmen aynı cemaatten kopmuş kesitler için de kullanılabilmektedir.

 

e) CEMAAT VE KETHÜDALIK

 

Konargöçerlerde, yaygın olan diğer bir sosyal teşekkül tipi ise “cemaat”ti. Cemaat olarak adlandırabileceğimiz bu sosyal birim, hemen hemen bütün konargöçerlerin temel yapısını oluşturan kurumlaşmadan biriydi. Birbirleriyle akraba olan ve birbirlerini çok iyi tanıyan 10 ile 80 hane arasında, hatta bazen 100 veya daha fazla haneden meydana gelmiş bir teşekküldü. Bu cemaatlerin içerisinde seçkinleşen biri, o cemaatin lideri olurdu. Bir cemaatin idarecisi olan kimse, o cemaat içerisinde seçkinleşmiş olan bir ailenin reisi idi. Bu kimselere “kethüda” denilmekteydi. İdarî bakımdan bir cemaat, genellikle bir kethüda tarafından temsil ediliyordu.

 

Devlet kayıtları da o liderleri kethüda olarak kabul eder ve adlandırırdı. Cemaatler çok kalabalık hale geldiğinde cemaatler birden fazla gruplara ayrılırlar ve birden fazla kethüda ile yönetilirdi.

 

Konargöçer aşiretlerin her birinin başında bir kethüda bulunurdu. Kethüda sadece kendi aşiretinin idari işlerine bakardı. Kethüda boy beyinin önerisi ve ileri gelenlerin isteği doğrultusunda ileri gelenler arasından seçilirdi. Kethüdanın devlet ileri gelenlerini ağırlama, aşireti idare etme, vergileri toplama, boy beyinin ve mir aşiretin hükümete arzı gibi görevleri bulunurdu.

 

 

e) OYMAK

 

Oymak, birçok cemaatten oluşan, yapısındaki aileler arasında, töre, din, kan ya da evlilik bağları bulunan göçebe ya da yerleşik nitelikteki topluluğa, aşiretlere denir. Oymak kelimesi pek çok anlama gelse de konumuza dâhil olan anlamıyla, oymak tabirini aile ve cemaatler birliği şeklinde anlamamız gerekir.

 

Oymak, bir boydan ayrılmış ve zamanla çoğalarak dört veya 16 cemaate kadar ulaşabilmiş bir boyun alt kolları olabileceği gibi birkaç boydan kopan cemaatlerin sonradan ve yeniden meydana getirdiği bir teşekkül olabilir.

 

Bir boydan zamanla pek çok oymağın oluşabileceği gibi, ayrı boylardan kopan gruplar da birleşerek bir oymak da teşekkül edebilirler Örneğin Ulaş, Menemencioğulları, Fettahoğulları bir boy değil oymaktır. Söz gelimi, Menemencioğulları ve Karalar, Bozdoğan boyunun alt oymaklarıdır.

 

Örneğin aynı hayat tarzını yaşıyor olmalarına rağmen farklı boylardan gelen aşiretlerin hepsine Yörük denmektedir. Yörükler ise kendi alt dallarını, oymak ve cemaatler ile sınıflandırır: Karakeçili, Aydınlı,  gibi.

 

Oymak kelimesinin daha ziyade boy veya müstakil bir boy sayılabilecek düzeye gelmiş, törece yaşama biçimi bakımından kendine özgü özellikler geliştirmiş, cemaatler birliğini kastedecek şekilde kullanıldığını düşünmek daha doğru olacaktır. Sırkıntı, Karsantı, Kara Hacılı gibi…

 

Oymaklar, Kethüdalık veya Boy beyi gibi seçilen bir idareci ile yönetilirlerdi. Bir oymak seçilmiş olan kethüda, ağa veya beyinin adı ile anılmıştır. Ulaşlılardan Karayiğitler, Alibekiroğulları gibi…

 

“Oymakların başında bir bey bulunur. Beyler kethüda ve ihtiyarların oyları alınarak hükûmet tarafından onaylanır, beylik beraatı verilirdi. Kethüdalar, bey tarafından tayin edilirdi. Kethüdalara oymak halkının kefil olması gerekirdi. Bu yetkililer, kanunen tayin edilmiş olan vergileri has voyvodalarına vermekle görevliydiler. Oymağı yönetmek ve vergi toplamakta ihmalleri görülürse, oymak halkının şikâyeti ve has voyvodalarının onayıyla azledilerek yerlerine yenileri seçilirdi” . (61 www.msxlabs.org/forum/x-sozluk/)

 

Oymakların başına, oymak ileri gelenlerinin kendi aralarından seçtiği kişiye oymakbaşı denilirdi. Bu kişi, oymağın sevk ve idaresinden sorumluydu.

 

f) BOY VE BOY BEYİ

 

Konargöçerlerdeki en üst birim boy veya taifedir. Bir boy 10–30 arasında cemaatten veya daha cemaatten fazla olabilirdi. Boy, boyu oluşturan cemaatlerden bir cemaatin önde gelen ailelerinden birisinin idaresinde bulunurdu. “Bey” unvanını taşıyan bu kimseye, “boy beyi” denilirdi. Boy beylerinin seçimi, vazifesi ve azilleri, tıpkı cemaat kethüdalarının seçilmesinde uygulanan yöntemlerle aynı idi. Boy beyinin mensup olduğu cemaat, boyu teşkil eden cemaatler arasında en seçkin cemaat olmalıdır. Boy beyini çıkaran cemaatin mensupları, seçkinleşmiş kimselerdi. Boy beyini çıkaran cemaatin içerisindeki boy beyinin dışındaki bazı kimselere de "bey unvanı verilir, onlara da Bey olarak hitap edilirdi. Örneğin, XVI. Yüzyılda, Beydili, Halep Türkmenleri içinde çok önemli bir boydu. Bu boyu idare eden boy beyi ailesi, Bozkoyunlu Cemaati’ne mensuptu. Bozkoyunlu Cemaati ahalisinden pek çoğunun seçkin kimseler olduğu ve Bey unvanı ile anıldığı görülmektedir. (62A. Canbolat, a.g.e. shf, 8–10)

 

g) İL - MİLLET

 

İl siyasi teşkilatlanmanın en üst kademesidir ve teşkilatlı bir millet,  teşekkül etmiş, ulus, budun, millet anlamına gelir.

 

Büyük oymaklar bir araya gelerek içtimai bir topluluk meydana getirirler. Oymaklardan, eski hareketli çağlarda çeşitli il ve uluslar teşekkül etmiştir. Halaçoğlu, 1991,16) adı altında gruplandırılan konargöçerler, sırasıyla boy (aşiret), oymak (cemaat), oba (mahalle) şeklinde bölümlere ayrılmıştır (Orhonlu, 1987,14).  Bazı araştırmalarda bu teşkilatlanmanın daha değişik yapıldığı görülmektedir. Örneğin; Yusuf Halaçoğlu, konargöçerleri boy (kabile), Aşiret, cemaat, oymak, mahalle, oba (aile) şeklinde teşkilatlandırmıştır (Halaçoğlu, 1991,16). Faruk Sümer ise bu teşkilatlanmayı; boy (kabile) ve oba (cemaat) şeklinde kaydetmiştir (Sümer,1972:202.).

 

Şahamettin Kuzucular,  “Dörtyol Hatay Çukurova Tarihi ve Türkmenleri “ kitabımdan alıntıdır.  Kitabın Temini İçin


Satış Fiatı : Kargo ücreti dahil 20 TL ' dir .
Hesap No ( Posta çek numarası ) : 056 80 204 Şahamettin Kuzucular .

Tlf:  530 324 11 85 

Kitap Adı: Dörtyol Hatay Çukurova Tarihi ve Türkmenleri
Yazar: Şahamettin Kuzucular,
Basım Yeri ve Yılı: Color Ofset, İskenderun, 2012
ISBN NO: 
ISBN 978-605-89260-1-1
T.C Kültür ve Turizm Bakanlığının 14930 Nolu sertifikasına istinaden basılmıştır.

Msn: s_kuzucular@hotmail.com,