Bir mola anında rastladım ona
Tavrı çok garipti sanki divane
Dünyası kararmış hali naçardı
Belliydi yüklenmiş çilesi vardı

 

Elleri cebinde yalnızdı tekti
Yanımda boş yere izinle çöktü
Selamlaştık saygı hürmetle baktı
Tebessüm eyledi gülesi vardı

 

Hal hatır sorunca eh dedi işte
Kahırla belenmiş gencecik yaşta
İzleri belliydi zihinde döşte
Feleğin yüzlerce sillesi vardı

 

Hayatta mutluluk nedir bilmemiş
Darbeler çok yemiş yüzü gülmemiş
Elinden tutmaya kimse gelmemiş
Dimağda hicranın kalası vardı

 

Yokladım ağzını içini döktü
Akraban deyince anlamsız baktı
Hiddeti dilinde umarı yoktu
Hepsini defterden silesi vardı

 

Dost diye bildikler zehrin akıtmış
Derinden sarsılmış ihanet tatmış
El açıp Allaha arzuhal etmiş
Mahşerde hakkını alası vardı

 

Yüreği pırlanta hilafı yoktu.
Molamız bitmişti yolculuk vakti
Ayağa kalkınca hüzünlü baktı
Anladım yalnızlık belası vardı

 

Yar diye sorunca eliyle kesti
Yüzünü kaçırdı yanaklar yaştı
İçerden inledi ah çekti sustu
Yürekte sevdanın karası vardı
Gözleri konuştu dahası vardı

 

Yahya Koza-2013