GÜL DAĞINDAN ESİNLER - 17
 
 
 
MECAZ AŞK'IN GERÇEĞİ
 
Sürgün yerimiz Dünya, postu sermeye değmez;
Göçenlerden ibret al !.. Övüp yermeye değmez;
Mecaz aşka kök salmak, Zülfiyâre dokunur;
Ne ki kalıcı değil , gönül vermeye değmez...
 
 
B/EBE CAN
 
Sancı ve gerilimi zor gelse de Anne'ye,
İlmen her doğal doğum, armağandır bebeğe;
Ömür boyu sürecek minnet borcumuz vardır,
İlk Dünya tanışımız eli yeğnik Ebe'ye...
 
* Yeğnik: Oldukça hafif.
* Ebe : 1. Doğum yaptıran kadın. 2. Ninemizin annesi.
 
 
ABDULLAH BİÇARE
 
Mezarı Üsküdar'da "kam-yab" olmayı diler;
Ziyaret edenlere, "ut-bap" olmayı diler;
Zakir Şaban'ın oğlu, Rabb'in Biçare kulu,
Miskinler rahlesinde kitap olmayı diler...
 
* Zakirzade Abdullah Biçare bin Şaban: 17. yy.da yaşayan veli bir zattır. İstanbul Üsküdar'daki Karaca Ahmet Mezarlığı'nın biraz ilerisindeki Miskinler Kabristanı'nda metfundur.
* -yab: Sonuna gelen kelimelere bulan, bulucu anlamını katan ek.
* Kam-yap: Umduğuınu bulan.
* Bap: 1. Kapı. 2. Kitap cüzlerinin her biri. 3.Konu, husus, mesele.
* Ut-bap: Kazanç kapısı, fetih kapısı ya da açık kapı.
* Zakir: Sürekli anan, zikreden.
 
 
HAYDAR DEDE
 
Erenlerin elinden nuş etmiş peymaneyi;
Fatih, Sancaktar kılmış riyâdan bigâneyi;
Geylanî cezbesiyle tekkesi kül olmuş da,
Ulu Han yenilemiş türbe Haydarhane'yi...
 
* Nuş: 1. İçme, içiş. 2. Tatlı şey. 3. Tatlı.
* Peymane: 1. İçki kadehi özellikle şarap kadehi. 2. Şarap.
* Haydarhane: İstanbul, Saraçhane Semti, Horhor Caddesindeki eski Kadiri Tekkesi. Şimdi Haydar Dede Türbesi olarak bilinmekte.
 
 
BEKAR DENİZ KIZLARI
 
İztuzu Kumsalı'nın Karetta çağaları,
Hem öksüz hem yetimler, terketmiş anaları;
Beşe nispet üç bayan, aşka hasret ölecek,
Dört hatuna bir erkek, tek eşli yuvaları...
 
* Çağa: Yavru.
 
 
YEKE DİL
 
Yanılgı körfezine demirleyen yelkenli,
Rüzgâr azmaya görsün alabora "den-den"li;
Kandırılmaya teşne yeke-dil Kaptan ise,
Dibekte su döverken hüsranına sirenli...
 
* Yeke: Kayık dümeni.
 
 
EFEMİNE MARABA
 
Yedi düvel bir olsa, Bozkurtça dalmalıyız,
Misakı Millimize, ne dahil, almalıyız;
Cıfıtlara maraba kolpa pezevenklerin,
Cenaze namazını Kerkük'te kılmalıyız...
 
* Efemine: Kadınsı tavırlarla yiğitlik taslayan erkek.
* Cıfıt: Yahudi.
 
 
SİYON YILANI
 
Fitne sahralarında başlasın av süreği;
Bu keyfe keder değil, Türk'ün beka gereği;
Kafasını koparıp şeffaf mumyalayalım,
Kendini kuyruğundan ısıran engereği...
 
* Siyon Yılanı: İsrailiyatın üçüncü dersinde, İsrail oğullarının Dünya Hakimiyeti hayali, Kudüs'ten çıkma Siyon Yılanı'nın tüm Dünya'yı kuşatarak tekrar kudüs'e dönmesi ve kendi kuyruğunu ısırması şeklinde betimlenerek tarif edilir...
 
 
ŞİMŞEĞİ YILDIRMALI
 
Onca danışmanı var gereği neyse sorsun;
Soyadını kazansın, verdiği sözde dursun:
Hani terör bitecek, ülkemiz uçacaktı;
Cek cağ'a karnımız tok, soruna neşter vursun...
 
 
ETKİ ÇAŞITI
 
Gece yanmayan mumu seherde yalım yalaz;
Çaşıt üslup o kalem güdümlü çağdaş yobaz;
Yelinden bizar kamu, gerçeğe perde kumu;
Söz deminde kör-ahraz, sus deminde sak-dilbaz...
 
*  Çaşıt: Casus, ajan.
* Ahraz: Sağır ve dilsiz.
* Sak: Uyanık, gözü açık.
 
 
ÇATAL BOYNUZLU BEKRİ
 
Bizim boz alageyik firar etmiş Toros'dan;
İsveç'e dümen kırmış, hali dillere destan:
Konakladığı handa ne görse kırıp dökmüş,
Çöp ikram elmaların "doğal mey"iyle mestan...
 
* Bekri: Ayyaş.
* Doğal mey: Çürüyen meyvelerin içlerinin alkolleşmesi.
* Mestan: Mest olmuş, esrimiş, sarhoş.
 
 
BUSEYE BUSE
 
Tek simgeyle saf şiir okuyup namesinde,
Mukabil özlemleri cem ettik sayesinde;
Ön meram ve son kelam dudağıyla mühürlü;
Canana can'dan kaşe, busemiz busesinde...
 
* Kaşe: Onay damgası.
 
 
 
YUSUF BİLGE