HAL DİLİNDEN SÖYLEŞİ

Gözlerimiz kelebek, gönlümüz çiçek bizim;
Can cana muhabbetin senasından acizim;
Dostane bakışların konuştuğu sohbette,
Yaran ile içilen çay şifadır azizim!..


*Sena: Övgü, methiye.

DOĞA SOYUTLAMASI

Çehreni kopyalayan koz ağaç kütüğünden,
Yontulan kaplamayı seyret gönül gözünden!..
Doğanın fırçasından soyut çizim resmini,
Çerçeveletip koru yad-yaban körlüğünden!..


*Koz ağaç: Ceviz ağacı.

AŞKININ MERDANESİ

Ey her sözünün eri çelik bilek dilaver,
Diğerkamlığın kadar iç avazınla göver!
Dilinden dinleyelim ömre bedel aşkını,
Yüreğini kanırtan meramın hakkını ver!..

*Dilaver: Yürekli, cesur, yiğit, kahraman.
*Diğerkam: Kendinden çok başkalarını düşünen, başkalarının iyiliği için fedakarlık yapacak yaradılışta olan kimse.

ZAĞLI DİL

İşinin erbabıdır, harbi kısa emelli;
Davasında haklıysa, şakası yok, vur-elli;
Doğru dürüstlüğüne toz konduran aymaza,
Her sözcüğü bir sırat, kılıçtan keskin dilli…

*Zağlı: Kılağısı verilerek keskinleştirilmiş.

UMAY BEDEN

Boynunda sevda halesi, som ışıktan iskelet;
Özneleşmiş vakarından şavkarıyor asalet;
Aşkının aşkınlığıyla ruhun rehberliğinde,
Maverayı keşfediyor umay beden hayalet…

*Umay: Eski Türklerde iyilik, güzellik ve şifa meleği.

YUSUF BİLGE