Gül Kasidesi
Gül Kasidesi
Habib’im bir gülü vermez diye küsmüş yare gül
Ele gülmüş bana gülmez diye kaç bin pare gül.
Çiseler dökse gözünden bağa tek sır dememiş
O tomurcuk kederinden bulamaz tek çare gül
Nice bülbül sesi duymuş yüreğin mest edecek
Razı gelmez Habib’inden demeyen sazlara gül
Bade içmiş rüyasından o yârin Ay simadan
O hayalin hicabından yüze tülbent sara gül
Süsenin hançeri yarmış kanı her dem akıyor.
Ne haram eyledi bilmez yine düşmüş zara gül
Kimi kan der, kimi çiy der; utanıp döktüğü ter
Rüyadan yordu duyanlar kızarır ısrara gül
Deva bulsun yüreğinden onu el üste tutan
Yanağından koku kalmış Habib’im gül-zara gül
Bade içtin name aldın kokular açtı için
Yedi renk kaftanı giydin niye bahtın kara gül
Dudağın resmine dönmüş Habib’im güldü deyip
Nazenin kaldı o yüzden cemalinden hare gül
O tomurcuk gibi kalsam diyemem sevda büyük
Diyerek yüz dudağından açılır bağlara gül
Habib’imden reha bulsam diye feryat ederek
İki günden daha artık yanamazmış nara gül
Talibiz sam ve seherden rızkımız doğdu deyip
Gözü tandan saçarak kan dayanır her dara gül
Seda duydum Habib’imden diye yelden sakınır
Dalının üstüne hançer çekerek rüzgâra gül
'Oku' dermiş Habib’imden yele baygın bakarak
Namesinden reha sinmiş okuyor her pare gül
Elifin Kaf’la vav’ından kama çekmiş dikenin
'Oku' dermiş Resulümden Şah'a vurmuş Çar'a gül
Kılıcın Türk gibi tutmuş yatağan sallatıyor
Teni kandan sıvalanmış yüzü kat kat yara gül
Nice kanlar döküvermiş Habib’in emri sayıp
Nice Hanlıklara girmiş yürümüş hünkâra gül
Karabağdan gece geçmiş Çat’la Mısırdan bi haber
Bize şam'dan mı sorarmış bana her an kara gül
Neyi eksik imanımdan niye gülmez ki Rahim
Diye bir suç aranırken düşüyor efkâra gül
Yedi rengin kanı akmış dikenim battı sanıp
Bu vehimden düşüvermiş Habib’im kollara gül
Ganimet umdu ki gülşen güle dostluk dolaşır
Kokusundan kimi çalmış, kimi kapmış para gül
Niye vermek ile dostluk aranırmış bilecek
Kederin pay edecek dost bulamaz git ara gül
Lale sümbül eteğinden çekişip yalvarıyor
Yele derviş gibi çılgın tutulur yekpare gül
Ala bir tennure giymiş elifin kemha yeşil
Semazen Mevlevi olmuş sesi ney rüzgâra gül
Habib’im gitti elimden diye her an eleminden
Soluyor gül kederinden küsüyor gül zara gül
Bu tevekkül ile çökmüş kaderim böyle deyip
Başı eğmiş dalı düşmüş seni kim kurtara gül
Güne beş kez yeri öpmüş niyazın göstererek
Çöpe dönmüş bu oruçtan gidiyor Layhar'a gül
Hani handın, hani beydin? Sera ser kemha giyen
Camekândan görünürdün niye soldun mora gül
Cihanın cilvesi buymuş diyecek dost arıyor
Habib’im tut yanağından düşüyor ağyara gül
Büzüşen boynunu bükmüş yere canlar akıyor
Bu cehennem azabından sana cennet vara gül
Dökülüp can damarından yere ölgün bakıyor.
Düşüyor can kanadından Habib’im taşlara gül
Bu nazımım nizamından sese destan dokunur
Avazımın icabından Habib’im kapkara gül
Nice güldün zamanından avazın denmeyecek
Seladan bir seda kaldın dizilen saflara gül
Güle göster cemalinden dualar eyleyerek
Şefaat et ya Habibim! Gülü ver dostlara gül
Susen: Kılıç benzeri yapraklı çiçek(Divan şiirinde gülzarın bekçisi)
Reha: Koku, rayiha
Talip: Talep eden, isteyen, talebe
Layhar: İranda Şah iken, hanlığı bırakıp hamamın külhanında üzüm çöpü artığı ile beslenen evliya
Seraser: Padışahlara özel dikilen altın işlemeli kumaş
Kemha: Altın ve ipekle padışahlara öagü dokunan kumaş
Tennure: Mevlevil kaftanı
Elif: Arapçanın ilk harfi, Mevlevilerin giydiği pantolon
Not:
Ümraniye Belediyesi, “NAAT” Konulu 2012 yılı, 8. Geleneksel Şiir Yarışması jürisi, Birinciliğe ve ikinciliğe değer eser bulamamış ve bu şiirime Mansiyon layık görmüş. Biliyorum ki bu şiirin değeri çok sonra bilinecek . Birileri bir zaman kadrini fark edecek
Değerli Hocalarımız Aruz Ölçüsünü bilmediğim kanaatine ulaşmış olmalılar. Evet bu şiir Aruz vezni ile değil Özleşim ölçüsüyledir.
♡
Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!