HAKSIZLIKLAR KARŞISINDA DURUŞUMUZ



        "Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır."   

          Hâdis- i şerif (?) (Kelam-ı kibar olarak da değerlendiriliyor)



   Hayır, asla ve kat'a kabul etmiyorum. Hiçbir din adına veya başka bir değer adına insana, hiçbir zümreye şiddet uygulanamaz. Dinî dayanaklarla, siyasî menfaatlerle veya ırk ve dil üzerinden kişilere baskı yapılamaz. Asla kabul edilemeyeceklerin başındadır bu davranış.

   İnsanlık tarihinde utanç verici ve hiçbir şekilde, asla kabul edilemeyecek uygulamalar, insanlık dışı muameleler olmuştur ne acıdır ki! Irk, din, dil ve fikir üzerinden baskılar, katliamlar, kölelik, faili meçhul cinayetler...İktidar hırsı, hâkimiyet gibi duygularla hareket edenler, insanlık tarihinde kötü anılmaya devam edeceklerdir.

    Irkçılık, köleliği; inançları siyasi çıkarlara alet etme, terörü; iktidar hırsı da milletleri felaketlere sürüklemiştir. Yıllarca köleliğin hâkim kılınması, sömürüye; iktidar hırsı, savaşlara ve dini kullanmak da ayrımcılığa yol açmıştır. Bu ihtiraslar ve ayrımcı düşünceler, insana değer vermeme, insanı aşağılama duygusu,  geçmiş yüzyıllarda ve günümüzde hâlâ insanlığın kanayan yaralarıdır.

     İnsanlık tarihinde öyle utanç tabloları var ki geçmişe ve bugünkü acı gelişmelere baktığımda şu sonuca varıyorum kendimce: İnsana en büyük kötülüğü yapan yine insan. Dünyayı cehenneme çeviren veya yaşanılır kılan yine insan. İnsanoğlu yaşanılan her kötü olayı yüce Yaradanın iradesine bağlamamalı. İnsanoğlu kontrolden çıkmışsa bu yine onun kayıtsızlığının, sonu gelmeyen hırslarının ve kötü duygularının eseridir.

   Geçmişteki bazı kavimlerin helakına da işlenen büyük günahlar ve duyarsızlıklar yol açmamış mıdır? Yanlışlıklara göz yummak ve tepki göstermemek milletleri felakete sürükler. Şiddetten uzak bir anlayıştan taviz vermeden demokrasiye yakışır bir davranış biçimiyle toplumumuzdaki ve dünyadaki yanlışlara tepki göstermeliyiz. İnsanca ve doğruların etrafında kenetlenerek. Elbette Yaradanın rahmet ve merhametine sımsıkı sarılalım. Ama şunu da unutmayalım: Vicdan, merhamet, adalet gibi duyguları aktif hale getirmedikçe, bu değerler için demokratça mücadele etmedikçe Rabbimize hangi yüzle yöneleceğiz.

    Vicdanımız ve yüzümüz ak oldukça, insanî değerlere bağlı kaldıkça, hangi dinden, hangi milletten, hangi ideolojiden olursak olalım insanlığı hep birlikte yükseltebiliriz. Başımıza gelen felaketlerden, önce kendimizi sorumlu tutalım ve kötülükler, yanlışlıklar karşısındaki duruşumuzu gözden geçirelim. Demokrasiyle,  insanca bakışla ve duyarlılıkla kötülükler karşısında bir olalım.

  

"Haksızlık önünde eğilmeyiniz çünkü hakkınızla  beraber şerefinizi de kaybedersiniz. " (Hz. Ali)



21 Haziran 2018