Hâle  ( Ay ağılı )  ve Sevgiliyi Kucaklama İlişkisi  

Osmanlıca yazılışı: hâle :  هاله

Hâle kelimesi köken olarak Arapça asıllı olan ve Türkçe asıllı olmayan bir kelimedir.  Sözlüklerdeki anlamları : “Ay ve Güneşin etrafında görülen parlak dâire[1] şeklindedir. Türkçedeki karşılığı  “Ay ağılıdır.  “

Kelime anlamı ile:” Gökcisimlerinin çevresinde görülen ışık halkası. “ay veya diğer parlak cisimlerin etrafında oluşan daire seklindeki ışık huzmesi, buz kristalleri içeren bulutların olması veya gökyüzünün buz kristalleri ile dolu olması durumunda,  ışığın bu buz kristalleri tarafından kırılması ve yansıması anlamlarına gelir.

Hale,  İng. Halo kelimesindeki köken anlamı ile yuvarlak bir yapıyı çevreleyen renkli veya şeffaf daire, ayla, anlamlarındadır.  Bu kökenden gelen anlamı ile resim sanatı ve tıpta da kullanılmıştır.  Bu anlamı ile hale, Geç Roma, Bizans dönemine ait ikona ve portrelerde kral, kraliçe, imparator resimleri ile kutsal kabul edilen kimselerin başlarının etrafına nurlu olduklarını belirtmek için çizilmiş olan dairevi ve parlak halkalardır.  Bu halkalar Hıristiyan dünyasında yapılmış olan kutsal kabul edilen,  aziz sayılan kişileri resmeden ikona ve resimlerde başları çevresinde çizilen dairelere de hale denir.

Türkçede kullanılan ve ay ağılı anlamını taşıyan hale,  bulutlu havalarda Ay’ın etrafında oluşan”  halka şeklindeki nurani dairedir.”  Hale kelimesi Türkçedeki anlamından hareketle edebiyat dünyamızda gerçek, mecazi ve benzetme anlamları ile bol bol kullanılmıştır.  Şairlerimiz, sevgiliyi Ay’a benzetirlerken, âşıkların kucağını da haleye benzetmişlerdir.

Seni bir şeb- felekte etse zîb-i hâle-i âğûş
Sabahı haşre dek dil sanma ey mâh gayri tam ister      Şeyhülislam Arif Hikmet Bey
Ey sevgili seni bir kez kucağımın halesine alabilsem mahşer sabahına kadar başka bir murat istemem

Bir şeb ol mâhı der – ağuş eyleyip  ber – vakf-ı kâm
Ben dahi reşk- âver olsaydım felekte hâleye                Çermikli Zihni [2]
O ay yüzlü güzeli bir gece arzumdaki gibi kucaklasaydım da felekteki hâleyi bile kıskandırsaydım.

Bir hale olsaydım da  meh –i rûşenim olsan
Her gece seni âguşuma çeksem benim olsan      Avni Bey

Eski devirlerde Ay etrafında hâlenin oluşması yağmur yağacağına delalet kabul edilmiştir.  Bu düşünceler de şiir dünyamıza farklı tasavvurlarla birlikte girmiştir.

Hat belirse gird-i haddinde gözüm giryân olur
Hale devretse kamer etrafın baran olur                 Amri [3]

Tavk-ı âguşa seni aldıkça lâ – büd ağlarım
Hâle – dâr olsa meh-i taban  beli baran olur    Nazim
Seni kucağıma aldıkça sürekli ağlayasım gelir. Herkes de bilir ki  ayın etrafı hale olursa belli ki yağmur yağacaktır.

Nicolur hat çekicek  çevresine haddin ol  ay
Bedir ağıllana çak hüsnü  bhâ hırmenidir.         Necati
Necati bu beytinde  hâlenin Türkçesi olan Ay ağılını, eş anlamlı olarak bedir ağılı şeklinde kullanmıştır.

Eşk-i çeşmüm mahv olur gördükçe yârun sûretin
Tagıdur hurşîd çünkim encümün cem’iyyetin                    Mesîhî, G.188/1 (Mengi, 238)

Güneş görününce yıldızların kaybolduğu gibi sevgili yüzünü gösterince âşığın gözleri de yıldız ve yağmura benzeyen gözyaşlarından sevgilinin yüzünü göremez olur

Yüzüni görmese n’ola çeşmüm giryân olıcak
Âfitâbı göremez kimsene bârân olıcak                       Karamanlı Nizâmî, G.56/1 (İpekten, 176

Keşke yüzünü görmesem, görsem de ne olacak ki seni görünce gözümden akacak  o şiddetli yağmurlar  zaten seni göstermeyecek.

KAYNAKÇA

  • [1] https://www.osmanice.com/osmanlica-9766-nedir-ne-demek.html
  • [2] A.T.Onay, Eski Edebiyatta Mazmunlar, MEB, shf. 251
  • [3] A.T.Onay, Eski Edebiyatta Mazmunlar, MEB, shf. 251