Düş ekinleri…

Tarhında sancılanan tohumun açış müjdecisi

Aşka biat bazen

Yerle yeksan edilen ruha duyulan özlem misali

Misafirperver ve hatırşinas duygular

Ya da yakut gözlerinde sevgilinin

Bir edime eşlik eden o gonca

Hani, hani…

 

Tahakküm altında bir vaveyla

Pekişen isyanın derdest edilmiş o hicranında

Konaklayan şahika

Kanadı varla yok arası

Ama umudu gözlerinde ruhunda asılı

Bir bakraç

Belki de seyyah

Kanaviçeler eşliğinde köpüren derya

 

Sükûneti dileyen

Hazzı ve mutluluğu erteleyebilen

İnsana dair

İnsandan da öte

Tamah etmediği şu cihanın kara kuru malına mülküne

Oysaki

Cihanlar aşan

Cihanlar savaşı

Bir karış toprak

Bazense iki kardeş arasına sokulan o nifak

Gösterişli cehalet

Vakur ve sakin asalet

 

Renklerse özgürlüğün ta kendisi

Kavuşmakla iştigal ruhuna

Kovuşturan ruhun kolluk kuvvetlerine

Dahi ses etmeden

Hazır ola geçen

Şüheda bir düş gibi

Oysaki gerçeğin ta kendisi ve gerçekçi

 

Bir takvimin uçuşan yaprakları

Yaprakların yeniden yeşeren ağıtları

Aşkın közü

Özlemin hası

Ruhunsa ölümle dansı

Ne fark eder ki üstelik?

Şair iki cihana da razı olduktan sonra?

 

Ne kör cahil

Ne sakil

Ne de sefil

Aşka âşık bir nefer misali

Asil ruhuna konuşlu bir tay gibi

Ve ayın vukuatı

Asrınsa felaketi

Ölümsüz sanılan bedenlerin

Tüm evrene ettiği zulmü

Gördüğünden de öte yüce Tanrı

Çünkü ölümsüzlük sadece Yaratanda saklı