Haşv Gereksiz Doldurma Tekrar Söz

11.07.2016

Haşv

Osmanlıca yazılışı:  حشو : haşv.

Kelime kökeni olarak Arapça asıllıdır.  (Haşiv) (C.: Ahşâ)  Haşva.

 Çok anlamlı ir sözcük olan Haşv kelimesinin sözlüklerdeki anlamları:  Minder, yastık gibi şeylerin içini dolduran pamuk, yün, kuru ot, saman, iplik kırıntısı,  vücudun uzuvlarından her birisi;  kırılacak eşyaların arasında konulan dolgu malzemesi vb dir.

Haşv gündelik hayattaki sözlük anlamlarından hareketle edebi bir terim olarak da kullanılmıştır.  Haşv eski edebiyattaki terim anlamı ile:  şiirde veya yazıda lüzumsuz sözcük bulunması, aynı manaya gelen sözcükleri bir cümlede veya dizede kullanılması,  aynı fikrin değişik kelimelerle söylenmesi,  eş anlamlı sözcüklerin tekrarlanması, yazıya yabancı fikir veya hayallerin karıştırılması, aynı anlama gelen kelimelerden terkipler ve tamlamalar kurulmasıdır.

Haşv günümüz edebiyatında anlatım bozukluklarından biri olan gereksiz sözcük kullanmak, ifadesinin eski edebiyattaki kısmi karşılığıdır.  Eski edipler seçili yazmak, söz sanatları oluşturmak,  dizelerde vezni sağlamak için yazıya veya şiire fazla söz katarlar veya katmak zorunda kalırlardı.  Üstelik aynı veya yakın anlama gelen sözcüklerden birçok terkip kurmuşlardı.    Ahd ü peymân,  beyt ü furuht,  vakt-i zamanında, ilmü irfan,  ceng ü harp, medh i sitayiş,    ferid ü yektâ….

Vezin veya kafiye gereği ve aynı fikri değişik sözlerle yinelemek şeklinde haşve örnek verecek olursak:

Var mı hele söylenmedik söz

Kalmış mı meğer denilmedik söz                   Şeyh Galip

 

Hengâmi haremde söylemiştir.

Pir olduğu demde söylemiştir.                     Şeyh Galip

Beyitlerinde bariz şekillerde gereksiz sözcük doldurmaları, tekrarları,  yanı fikrin değişik sözcüklerle tekrarı söz konusudur.

Kimi durumlarda aynı veya aynı anlamdaki sözcüklerin kullanılması haşve yol açtı denilmez.

Sana zâhid eğer derse şarâb-ı dilgüşâdan geç

Şarâb-ı dil-güşâdan geçme ey dil sen riyadan geç     Bağdatlı Ruhi

Bağdatlı Ruhi’nin bu beytinde görüldüğü gibi redif, kafiye gereği ile kullanılan veya kullanılması anlamca gerekli olan sözcüklerin tekrarlanması haşv değildir.

Eskiler haşvi: Haşv müfsid ve gayr-i müfsid olmak üzere ikiye ayırmışlardır.  

1.Haşv-i müfsid: Anlatımı bozan söz kalabalığı, gereksiz sözcüklerin varlığı, yanı anlama gelen farklı kelimelerin bir cümlede veya dizede olmasıdır. İçin kullanılır. Bu tür haşivler ifade de lüzumsuz sözcük barındırmakla kalmaz, ifadenin anlamını da bozar.  Bu hatalar edibin neyi nasıl anlatacağı nı bilememesinden, konuya hâkim olamamasından, fikrinin ve bilgisinin kesin olmamasından kaynaklanır.  Bu durumda hem ifade bozulur;  hem de kesinlik kalmaz.

“Bir yâr var yâr olacak yâr bizlere “

 Dizesinde ki üçüncü yâr bu türden bir haşv örneğidir.

Yunus Emre’nin : “Bir ben vardır bende benden içerü “ dizesinde ben sözcüğü üç defa tekrar edildiği halde bu  “ ben” lerden hiç biri gereksiz sözcük, yani haşv örneği değildir.

2.Haşv-i gayr-i müfsid:

Fikri anlaşılmaz hâle sokmayan söz kalabalığı için kullanılır. Haşv-i gayr-i müfsid kendi arasında Kabîh, malih ve mutavassıta olmak üzere üçe ayrılır.

Haşv-i kabîh: Anlamı bozmayan ama İfadeye çirkinlik veren fazlalıktır.  Aynı mananın farklı kelimelerle tekrar edilmesi de Haşv-i gayr-i müfsittir.

Tut bu nushu pendi benden yadiğar olsun sana     Ziya Paşa

“Nush “Arapça, “Pend  “ ise Farsça ikisi de öğüt anlamına gelen iki kelimedir ve birisi haşvdir

Var mı hele söylenmedik söz

Kalmış mı meğer denilmedik söz                   Şeyh Galip

Şeyh Galip’in bu beytindeki dizelerden birisi fazladır.

Haşv-i melih: Söze güzellik ve kuvvet kazandırmak için söylenen, gereksiz gibi gözüktüğü halde anlama katkıda bulunan ve anlama güzellik katan sözdür.

Allah tekrarını  göstermesin “ İstanbul’daki patlamada çok fazla insan kaybettik

Haşv-i mutavassıta: İfadeye güzellik vermediği gibi çirkinlik de vermeyen fazla söze denir. Pek fark edilmeyen eş anlamlı kelimelerin tekrarıyla meydana gelir.

Yorum Yapmak için Kayıt Olun veya Giriş Yapın

Yorumlar