
HATT-I KEF ( El Falı )
Osmanlıca yazılışı: hatt : خط
Osmanlıca yazılışı kef : كف
Hatt-ı kef : كف خط
Hat ve kef kelimelerinden bir terkip olarak oluşan” Hatt-ı kef “el yazması, el falı demektir. Hatt: Sınır, çizgi, hudut, yazı, nâme, mektup, ferman manalarına gelir. [1]Bu anlamlarından hareketle hatt sözcüğünden eski dilde “el yazısı yazma sanatı “ hat sanatı” ve hattat tabirleri de türetilmiştir. [2]
Kef ise كف, el avuç, avuç içi anlamlarına gelen bir sözcüktür. Bu bakımdan “Hatt-ı Kef “ el yazısı, avuç içindeki çizgiler, köpük anlamına gelir. [3] Ama bu tarif kelimenin kullanıldığı maksadı doğru ifade etmeyecek, normal el yazısı ile hatt-ı kef’in kastettiği asıl anlamı karşılamayacaktır.
Bu nedenle Hatt-ı kef tabirinin günümüzdeki anlamına en yakın tarifi “ El falına bakma “ hatta “ avuç içindeki çizgileri yorumlama” şeklinde olmalıdır.
El falına bakma âdeti günümüzde çok yaygındır. Avuçtaki çizgilerin, çıkıntı ve yükselti, tepe, tümsek ile parmakların kısa, uzun yuvarlak, küt oluşları ve boğumlanmalarından hareketle, avucuna bakılan kişinin gelecekte başına gelecekleri ı veya geçmişte yaşadıklarını bilmek ve yorumlamak şeklindeki bu fal türünün eski devirler de meşhur olduğu beyitlerden anlaşılır.
Günümüzdeki anlayış ile el falı: avuçtaki çizgilerin uzun, kısa, kesik, çatallı, derin, kalın, ince, zincirli oluşlarını değişik şekillerde yorumlayan, bu çizgileri talih, akıl, hayat, sağlık, aşk, evlilik, çocuk sayısı vb olarak yorumlayan, bu çizgiler ile kişinin kaderi, talihi, geçmiş yaşantısı, gelecekteki yaşantısı vb arasında alakalar kuran bir fal çeşididir. Daha doğrusu kişinin tüm özelliklerinin avuç içine simgesel olarak nakş edildiğine inanılır. Ömrü kısa olanın hayat çizgisinin kısa ve kırık olacağı, akıl çizgisi uzun ver derin olan kişinin zeki olduğu, kader çizgisi üzerinde haç işareti olan kişinin zengin olacağı, bahtının açık olduğu vb
El falının antik Mısır, Hint ve Mezopotamya medeniyetine kadar uzanan bir geçmişi vardır. El falında ateş, hava, toprak ve su elleri şeklinde adlandırılan değişik el biçimleri vardır ve bu el tiplerinin her birinde 12 tip ana çizgi olduğu savunulur. Bu on iki çizginin her birinin hayat çizgisi, aşk çizgisi, akıl çizgisi, kader çizgisi gibi adları da vardır. Her bir parmak yeryüzündeki canlıları etkilediğine inanılan astrolojik yıldızların isimlerini taşır. Avuçtaki belli başlı her çizginin, el içindeki her tepe, tümsek veya çukurun bir adı bulunur. Mars tepesi, Zühre tepesi, Apollon tepesi, Güneş tepesi gibi
Eski devirlerde el falının geçmişte olanları bilmekten çok, gelecekte olanları anlamak, kişinin talihini, kısmetlerini ve geleceğini bilmek üzere şekillenen bir ilim olarak kabul edildiği ortaya çıkar. Bu fala inananlara göre kişinin özellikleri geçmişi ve geleceği avuç içindeki çizgilere çizilmiştir. El falına bakan kişinin yaptığı şey bu çizgileri anlamlandırmaktır.
Meşhur şairimizi Nedim’in el falına çok inandığı ve hatt-ı kef i bir ilim olarak kabul ettiği şu beyitlerinden anlaşılır.
Hep kisb-i yedindir başına her ne gelirse
Nakşolmuş ezel-i hat- cebin nakşi kef üzre Nedim
Başına gelenleri, kazanıp kaybettiklerini kendi elinle yaptığın gibi, başına gelenler, gelecekler, kaderin ve talihinde avucuna yazılmıştır.
Kesb-i yeddir denilir başa gelen insanın
Safha-i kefte hat-ı cebhesi mersûm gibi Nedim.
KAYNAKÇA
[1] https://www.osmanice.com/osmanlica-10606-nedir-ne-demek.html
[2] /post/hatt-i-cam-hatt-i-sagar-nedir-ve-cemsid-i-hursid-in-kadehi/110273
[3] A.T.Onay, Eski Edebiyatta Mazmunlar, MEB 1996, SHF 262
Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!