Yorumlar (9)
Sevgili üstadım . öncelikle katılımınızdan keyif duyduğumu bilmenizi isterim. "Alimlerin görüşünden de yaralanın" deyince beni yazmak zorunda kılıyorsunuz? Hangi alimin bu alandaki hangi görüşünden yararlanmalıyım? Bunu bari siz açıklayın eksiğimi tamamlayın. Yardımınız tek şartla olsun alimin düşüncesi safsata olmadan, sansasyonel tartışmaya kaçmadan olsun. Okuduğum bildiğim kadarla ben bu alanda görüşünden yaralanacağım bir alim bilmiyorum. Alim dediğiniz nihayetinde bir din bilirdir. Onun bilgisi de Ms. 6. yüz yıl olaylarıyla sınırlı olan bir donmuş kalmışlıktır. Ben 13 ,8 milyar yıllık bir süreçle haşır neşirim siz beni alimle şunla bunla 6. yüz yılın içine mahkum etmeye çalışıyorsunuz.. Alimin neyinden yararlanacağım? alimden feyz alanlar alsın, benim bundan bir sıkıntım yok ve alime de ihtiyacım yok. Benim aklım, benim fikrim, benim kolektif bilincim bana yeter . Ben sizlere derya deniz "kolektif akıl", "kolektif bilinç", kolektif hayat " diyorum sizler beni getiriyorsunuz alim dediğiniz zavallı bir kişi söylemi içine mahkum etmeye çalışıyorsunuz. Bendeki alim fikri değil, bilimsel kolektif fikirdir. Efendilerinin yanında olan alim fikirleriyle benim işim olmaz. Salık verdiğiniz için teşekkürler ama istemez. Alimlere (!) hiç ihtiyaç duymadan yazdığıma göre, alimler ihtiyaç duyulanlar değillermiş.. Ama bir Einstaine, Bir Şödingere, bir Kırşofa, bir Telsa'ya, bir Fredmana vs. mutlaka ve zorunlu olarak ihtiyaç duyuyorum. Arı polenini almayacağı çiçeğe uğramaz. Anladığım kadarla yaratılış kavramı hayli ilgi alanınız. Tanrı kavramı alanında dinsel mantığın ve dinsel gözlüğün dışında Tanrı düşüncesini olumlayan hayli mütalaalarım var. Böyle olunca yaratıcılıkla ilgili düşüncem ve çalımalarım da var. Örneğin dua isimli çalışmamda yaratıcılığa dair çok öz ve keskin bir iki paragrafla değindim. Çoğu fikirlerim tematik çalışmalar bağlamında yazılarım içine dağılmıştır. Şunu söyleyebilirim "bir yaratan" asla alimlerin, dinlerin ön gördüğü gibi "yaratan olmayan bir yaratan" değildir. Söylemlerimiz bilimsel olmayınca ve yazı ekseninde olmayınca böylesine demegojiye ve boş söz oyunlarına kaçıyor ben kendimi bundan sarfı nazar etmek isterim. özür dilerim ama "hayat zaten insan oğlu için Allah tarafından bir yaşam için verilmiş bir toprak parçası vs vs." diyen açıklamayı siz yapın. benim böyle bir tanıklığım ve ıspatım yok. Bana vahiy de gelmiyor. Bu nedenle bu söz benim boyumu aşar. Ben böylesi deney ve gözlem ile tartışma sorgulama dışı bu sözü okurlarımla paylaşıp okuru koşullandırmaktan zül duyarım. ben bu sözün ve yakıştırmanın ne sorumluluğunu kaldırabilirim, ne bunun vicdan azabını taşıya bilirim. Saygılarımla.
@bayramkaya566 | Değerli katılımcı. kim olduğunuzu bilmiyorum. Alim diye belirttiğiniz kişiler şu ana kadar insanlığa ne katmışlar? ya da alimlerin insanlığa hangi katkı karşılamaları olmasa insanlık zora düşer? O alimlerin görüşünü siz istediğiniz kadar kullanıp irşad da bulunabilirsiniz. Müsaade edin ne yazacağıma, kimden yararlanacağıma ben karar vereyim. Ben, ben olayım. İkincisi çalışmaları içine din görüşleri katarak yazmayı siz değerli katılımcılara bırakıyorum. Benim referansım değil. Bu alanda sizlerin yanınızda ve bu konularda esamem bile okunmaz. Hakkınızı teslim etmeliyim.. Lütfen o alanı siz doldurun. Bana salık vermeyin ve akıl vermeyin. Zaten o alanı %99 oranda dolduran ziyadesiyle değerli insan var ama doldurulan bir şey olmadığı için dolan bir şey de yok. Anlamsız dediğiniz deklarasyonlar yemeden tutun, içmeye kadar, anjiyografi gibi her tür telafi kullanımdan tutun, hasatlıkta, sağlıkta tüketiyorsunuz; Oysa yararlı dediğiniz deklarasyonda bir tane dişe dokunur bir üretim ve insanlık tüketim gösteremezsin. Şu Allah istismarını, Allah istiskalini, Allah ile aldatmayı bırakın. Ve siz, Allah'ı işin içine katarak dilediğin kadar yazın. Kavyeniz daim olsun. Benim sizlerden çalışmalarınız içinde Neden Allah'ı işin içine katıyorsunuz, çalışmalarınız içine Allah'ı katmasanız daha güzel olur, gibi bir talebim var mı? Şu anda bile bilgi sayar başında benimle iletişirken batılıların anlamsızını kullanırken dahi sömürü söyleminize hayranı olduğumu belirtmeden geçemeyeceğim. sevgiyle.
@mehmetaluc147 | Teşekkürler ediyorum yorumunuz için ,ben sizi yakından yazılarınızdan tanıyorum kasti bir marazım yoktur Bayram kardeşim,demek istediğim kuantumu muantumu katacağınıza dinin görüşlerini Felesefyle dini görüşleri içine hayatı yaşamı olan alimlerin görüşlerini içine katarak hayatı o batılıların anlamsız kelamlarını katacağımıza, hayat zaten insan oğlu için Allah tarafından bir yaşam için verilmiş bir toprak parçası vs vs vs şeklinde açıklasınızda o batılıların karanlık insanların karanlık bakışlarından kurtulsak o sömürü düzenleri ile hayatı yok edenlerin sözlerine kıymet vermesek babındaydı,selamlarımla.
@bayramkaya566 | Merhaba Güzel değerlendirmeniz için teşekkürler. kendimi ve yazımın sınırlıklarını ifade etmek bağlamıyla açıklama yapma gereği hissettim. Yani çalışmalarım sübjektif olmayıp objektiftir. Bilimsel içerikli felsefi bir çalışma ortaya koyuyorum. Bunun ötesindeki öznel bir hayat anlayışı, sömürü, ahlak, siyaset ve yaratılış vs. gibi hayat tarzları zaten kuantum ve makro süreçlerle sınırlı tuttuğum yazımın konusu bile değildirler. Hayat derken evrensel var oluşu ve özelde de topluluk değil insan toplumunu ve organik hayatları konu ediniyorum Bu hayat organiğin çevredki her bir tekil sürecin kendi dışlarındaki ve kendilerinden, kendi istek ve iradelerinden bağımsız olan bir hayatın varlığından kendi kapasitemce bahsediyorum. Bu yazının tezi hem bizlerin çevreye çevre olmamızdır. Ve hem de çevrenin bize çevre olmasıdır. Kısaca bu şöyledir. biz karbondioksit çıkartıp bitkilerin besin yapmasını sağlarken, bizler çevredekilere örneğn bitkiye karbondioksit sağlayan bir çevreyiz. Bitkiler de besin yaptıktan sonra ortama bol miktarda oksijen verirler. Eğer biz bu oksijeni almaz isek bu kes bitkiler oksijen içinde boğulup ölürler. Yani bizler bitkilerin çöp toplayıcısı olmakla simbiyoz denen çevre ile aramızda ortaklaşa bir bağıntı ve hayat süreci vardır. Bu hayat tüm var oluşların irade ve istemi dışındadır. Yazımın önceki bölümlerinde sordum. "Bizler üç milyar iki yüz milyon yıl önceki hayat içinde yoktuk. Olasılıkla da üç milyar iki yüz milyon yıl sonraki hayat içinde de esamemiz bile olmayacak" deyip; "öyleyse üç milyar iki yüz milyon yıl önceki yaşam mı hayattı? Yoksa şimdiki yaşma mı hayat? Yoksa üç milyar iki yüz milyon yıl sonraki yaşam mı hayat? diye sormuş hayatın kendi dışımızda özelde türlerle ve organiklerle olan ilişkinliğine değinmiştim. Riçırd Dawknsin dediği gibi bizler "hayatı taşıyan avatar kalıplar mıyız?" ki öyle görünüyor? Kısaca konu ve konu geliştirmeleri tümden bilimsel verilerle ve felefi ifade şekli budur. Tekrar güzel değerlendirme ve fikir sunumunuz için özellikle teşekürler. Saygılarımla.
“1-Hayat çevre ile vardı. 2-Hayat hem çevredir. Hem çevreden en az dış dünya kısmı olmakla vardır. 3-Hayat çevreden çok az bir kısmı yalıtmakla vardır (daha az dış çevre veya dış dünya ilişkisi olmakla vardır). 4-Hayat, çevre ile arasına yalıtım sınırı koyup, bunu korumak, o çevre salınımına uyan tepkilerini sürdürmekle vardır.” ------------------------- Hayat, insana yaşamak için verilen bir süreçtir andır zamandır. Çevre insana hizmet için vardır ve bu nedenle yaratılmıştır, farkındaysanız masumlara hayat hakkı verilmeden onlar için hayat var denilemez, yani çevre ile hayat olmuyor zulüm ıstırap işkence yokluk oluyor. Hayat çevre çevrede hayat olamaz, hayat insan için verilen nefes alma yaşama süreci, çevrede insana hayat olan insan topluluklarının birbirine saygı sevgi içinde, karşısındaki insanın hakkına tecavüz etmeden yaşaması gereken bir yeryüzü, parça, oda, yol, barınacak bir mekândır. Gördüğünüz gibi sömürgeciler kendi zihniyetleriyle âlemi sömürmek için her yönü izole etmek kendi fikri saplantısı içine bizi sokmaya çalışırken, yalıtımla sınır koymak bence insanın hayatına yaşamına hakaret olmuyor mu? Bunca insan hakkına ve tecavüzüne rağmen bu çevre ile hayat var denilemez zulüm var denilebilinir, kusuruma bakmayın Bayram kardeşim, karşılıklı muhabbet etmeye çalışıyorum. Bu bakış açısıyla anlatılsa daha gerçekçi olmaz mıydı, yoksa ben mi yanlış biliyor ve düşünüyorum, herkesin zevki tartışılmaz lakin iş gerçeklerle ilgili olunca bende düşüncelerimi söylemek istedim kardeşim, okumaya devam, selamlarımla.
@bayramkaya566 | Değerli Gürses bu çalışma bir yazı dizisidir. Dizi henüz bitmedi. Lokman hekim reçetesi gibi bir reçete doğada yoktur. Ki reçete bile bir yere zarar verirken diğer yere yarar verir. Hayat entegre süreçler bileşkesidir.. Yazar Önce bunları ve canlanmayı anlatmaya çalışmakta. Göreceksiniz ki yaşam nasıl bir şeyle yaşam değilse, ölüm de bir tek süreçle olmayan bir olay olarak göreceksiniz.. Bilimsel düşünüşü ve bilim sel anlayışı okurlarla paylaşmaya çalışıyorum. Üstelikte bu bir felsefe yazısı. Okurken hayli donanımlı olmak gerekiyor olması da, anlaşılma için başka bir koşuldur. Oysa okur zorlandığı yerlerin açılımlarını okuyup bir bekraunda sahip olmakla sanırım yazı, daha anlaşılır olacaktır. Eğer okuma alanı ilgi alanımız olacaksa bunlar şart. Bir osmoz sözcüğü kafamızda bir çok çağrışımlar yapmıyorsa tabii ki yazı anlaşılmaz olur. Bunlar normal ve olması gerekenlerdir. yazımın tek bir anlam açılımı var "ölmek için yaşıyor olmanız gerekir" dir. Nasıl yaşıyoruz? bunun biyo kimyasal ve korteks süreçlerini vurgulamaya çalışıyorum. Açık fikirli nüktedan oluşunuza saygım sevgim kere saygım ve sevgimle.
Başlığına rağmen içerik beni tatmin etmedi. Gerçi tatmin edecek anlaşılır bir cevap olmaza zaten. Eğer olsaydı doğmanın ve ölmenin sırları biliniyor olunurdu.
Sevgiler saygı değer Kuzucular. Mutlulukla...
Hayata dair çok etkileyici ve düşündürücü bir yazı olmuş.Tebrikler.