HAYATIN GÖTÜRDÜKLERİ VE ÇARELERİN ADRESİ

     Bir anda sahip olduğunuz güzel şeyleri alabilir elinizden hayat. Sevdiklerinizi veya sahip olduklarınızı...Evladınızı, eşinizi,  kardeşinizi...Birçok anıyı biriktirdiğiniz evinizi...
Sağlığınızı...Hayatınızın akışı bir anda değişebilir. Her şey alt üst olabilir.
    Trafik kazası,  hastalık, doğal bir afet...Canımızı yakacak birçok şeyle karşılaşabiliriz. Hayata çok sıkı tutunmamız da bu gerçeği değiştiremez. Kaderimizde olanı yaşarız ve o gerçekle karşı karşıya kalabiliriz.  Bütün bu olasılıklar karşısında hayata bağlanmak mümkün mü? Hep iyi şeyler ümit  etmeyi kim istemez ki? Ancak hayatın getirdikleri de götürdükleri de var. Güzelliklere gülümserken, üzüntüleri de sabrın mucizesiyle karşılayabilmeliyiz. İnanın.  İster hayata ister Yaradan'a inanın. Ama mutlaka inanın ki hayatta güçlü bir şekilde ayakta kalabilesiniz. Savaşabilmek için gücünüzü toplayın.  Sizce inanmaktan ve sabretmekten; mücadele etmekten başka bir çaremiz var mı? Küsmek mi  hayatla ve kendimizle barışık olmak mı kulağa hoş geliyor? Cevabı belli aslında ama ben yine de dile getireyim. Cevabı sizde saklı.  Yüreğinizde saklı.
       Hayatın getirdiklerini,  acısıyla tatlısıyla yaşamayı bilelim. Yaşamayı hak etmek için mücadeleyi elden bırakmamalıyız.  Evlat acısıyla yanan yüreklerdeki tarifi mümkün olmayan yangını da yoksulluğun, çaresizliğin tükenmişlik duygusunu da inanarak ve elimizde kalanlara sarılarak yatıştırabiliriz. Siz hayattan uzaklaştıkça hayat da çevrenizdekiler de sizden uzaklaşır.  Nazınızı bir iki gün  çekerler ve sonra da "kendini topla, kendine gel" derler. Hani meşhur bir söz var ya: "Çaresizseniz, çare sizsiniz. " Çarelere, kendi iç yolculuğunuzu yaparak ulaşabilirsiniz. İnanmak ve yaşamaya devam etmek..."Benden öncekiler de benden sonrakiler de birtakım acılar yaşadılar ve yaşayacaklar da." diyerek yola devam edin ve "çaresizliği" seçmeyin.  İçinizdeki ve etrafınızdaki çareleri keşfedin. Güzel bir sözle noktalayayım sözlerimi:
       "Belki, bir mutluluk kapısı kapandığında, başkası açılıyordur, fakat böyle zamanlarda kapanan kapıya öyle uzun bakarız ki bizim için açılan diğer kapıyı görmeyiz bile."