Helva Sohbetleri

Eski devirlerde daha çok yaygın olan helva sohbeti kısmen günümüzde de çeşitli vesileler ile yapılmaya devam ediliyor denebilir.  Genellikle kış aylarında helva yapmak ve helva yerken sohbet etmek şeklinde cereyan eden bu adet özellikle Lale devrinde dikkat çeken eğlencelerden biri haline gelmiş bu nedenle şiir ve edebiyata da geçen bir konu olmuştur.

Lale devrinde yapılan helva sohbetleri ile ilgili olarak A. Talat Onay “ Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar “ adlı eserinin ilgili maddesinde şu bilgileri aktarır. “ III. Ahmet Nevşehirli Damat İbrahim Paşa ile devlet ricalinin bu eğlencelerde bulundukları,  şairlerin, padişah vezir ve devlet ricaline yazdıkları kasideleri bu helva sohbetlerinde okudukları, buna karşılık ikramlar ve iltifatlara gark oldukları,   delikanlıların gülüşüp şakalaşarak helva çekip bastıklarını, köy göçtü oynadıklarını, “ [1] bildirmektedir.

A.Talat Onay’ın sözünü ettiği helva halkın çekme helva olarak adlandırdığı keten helvadır.  Kaynaklar bu helvanın yapılışı şu şekilde anlatılmaktadır.  Kıvama gelmiş şeker yağda kavrulmuş un içinde döndüre döndüre çekilir.[2]  Buna meyane denir.  “Meyane soğurken şeker ile su kaynatılıp mermer taşına dökülür. Mermerde ağartılan şekerli su meyane'ye yedirilerek sakız haline getirilir” [3]şeklinde tarif eder. “ Keten helvanın kıvamını buldurabilmek bir maharet ve bir zevk işidir.”  Halk arasında yaşamakta devam eden “ Yandım gülüm keten helva” deyimi de buradan gelmektedir.

 “ Helvaya benzeyen ama helva gibi olmayan, pişmaniye ye benzeyen fakat pişmaniye gibi de olmayan tatlı” olarak ifade edilen keten helvayı yapmak ve birlikte yerken sohbet etmek âdeti şiir dünyamıza da girmiştir.

Hattın gelicek  âşıkına bûse mukarrer
Helva gecesidir hattın ey lebleri şekker.    
Helvalara söz yok hepisi nâzik ü şirin
Hoş cümlesi amma ki efendim leb-i dilber   Nedim
Nedim’in bu şiirinde sözünü ettiği Leb-i Dilber- dilber dudağı da denilen bir çeşit tatlıdır.

Lâleyi bir iki gün anmayalım şimdi  hele
Kâmlar sohbet-i helvâ ile şirin oldun.             Nedim.

Helva idi vesîle-i bezm-i şebânemiz
Nevruz girdi araya bozdu miyânemiz.       Sâbit

Bir şeker çiğnediler  sohbet-i helvâda bu şeb
Yâr lâ’lin sunacakmış  bana tenhada bu şeb           İzzet Molla

Bir şeb hat-ı şîrîn – lebinin bahsi açıldı
Biz de o gece sohbet-i helvâda bulunduk.      Pertev

O sohbetin hele ahbaba hoş gelir turası
Döğe döğe alınır bûse fasl-ı helvâda            Sabit

Sabit’in bu beytinde  sohbet helvası eğlemecesine gelen ve helva çeken gençlerin başına gelebileceklerini de işaret ettiği bu beyit, bu tip bazı sohbetlerin bazılarında neler döndüğüne işaret etmesi de  çok manidardır.

 

KAYNAKÇA 

 

  • [1] . Talat Onay, “ Eski Türk Edebiyatında  Mazmunlar “, shf 267
  • [2] Talat Onay, “ Eski Türk Edebiyatında  Mazmunlar “, shf 267
  • [3] https://www.uludagsozluk.com/k/kastamonu-%C3%A7ekme-helvas%C4%B1/