HER DAİM O'NUN HUZURUNDA
Bir olursun seccadenle, her vakit namazını kıldığında. Dilin Rabbini anarken, ellerin, ayakların, tüm bedenin Rabbini tesbih eder. Dünyanın tasası peşini bırakmasa da dışarıda hayat hızla aksa da seccadeni serdiğin yer dünyandır.
Rabbinle kurduğun bağ esastır seccadene kavuşunca. Kapatırsın gözlerini dışarıdaki âleme. Kulakların kuş cıvıltılarını duysa da kalbin, Rabbinin huzuruna çıkmanın heyecanındadır. Dünya işleri geçse de bir an için aklından, kalbin geçit vermez o heyecana gölge düşürmeye. Yorulmuş olsan da günlük hayatın koşuşturmasından, seccadenle buluşunca arkanda kalır her şey. En özel dakikalardır o anlar. Kalbin ve bedenin bir bütün olduğu; her şeye "sen biraz bekle" dediğimiz dakikalardır.
Seccadeni serdiğin yerdir en özel mekânın. Aslında sereceğin seccaden yoksa da kalbinle, dilinle ve bedeninle yönelmişsindir o özel dakikaları idrak etmeye. Kalbin Rabbinin huzurunda ise seccade bunun resmedilmiş hâlidir. Esas olan seccadenle değil, kalbinle ne kadar Rabbinin huzurunda olduğundur. Daha da esas olan; sadece seccadeni serdiğin yerde değil yaşadığın her an yüce Yaradan'ın huzurunda olduğunu idrak etmektir.
Gerçek inananlar, sevenler ve rızasını kazanamamaktan sakınanlar için, bastığımız her yer, O' nun huzurunda olduğumuz yerdir.