bu eser 31-08-2013 tarihinde günün yazısı seçilmiştir


İkisi karşı karşıyaydı. Solmuşlardı biraz. Kahveye çalan renkteydi Zehfel. Her sabah serin lacivertten sıyrılan gün doğumundan sonra iki farklı el anlamsızca uzanıyordu ona. Vücutlarına doğru çekiyorlardı ve sanki ne kadar süratli çekse okadar iyi kapanacakmış gibi çoğu güçlerini sağ ellerine veriyorlardı. Kapanıyordu Zehfel...  Yan komşularının koca bakır tokmaklarını titreterek.  Tek adımda her yanı görülebilecek kadar açık seçikti.  Vücudunun kahvesinden soyunan çıplak yıpranmış yanı ortadaydı. 
Zehfel... tüm sadık tahtaların sabırlı bir bulut yardımıyla birleşmesi gibiydi. 
Ve Suyâla... narin gövdesine mercan tonu değmişti. Koca zaman, yaşına doymuş tek el dokundu asil koluna.
Suyâla, tüm derin tahtaların uzun bir nefesle birleşmesi gibiydi. 
Mercan eşiğinin serinliğine özlem duyuyordu ve kılcal damarlarında japon balıklarının gezindiği bir yaşama ihtiyaç duyuyordu Zehfel. 
Karşısında açılırken gözden kaybolan kahve koca can direğinin anahtar yuvasına sıkışan hava damlasıyla yaşayacak kadar özlüyordu onu Suyâla. Ve Zehfel sana papatya yaprağından uzanan kısa bir yol istiyordu. Tokmağına asılı tül fiyonktan seni soymak ve örtülen yerinden öpmek. Bilirdim sen serin eşiğini bir yabancıya bırakarak koşardın.
Varlığının şeklinden razı değildi ve tanrıya da bu sebepten kızgındı. Sararan bedenine iliştirilen tül yaratılmaktı isteği.
Her uyku vaktinde yanıbaşındaki ıhlamuru senin için suluyordu. Ve sen Suyâla tek yaprağa kanıp, solgun kahveye tapacak kadar bağlıydın ona.
Uzak olsan ayakta duramazdı...
Ve tek bacağını sana bırakan bir karınca bile olabilirdi. 
Uyku vaktiydi ve ayın ucuna bağlı koyu mercan kirpiklerinden esen ıhlamur kokusuna doymak için her zerresi uyuştu Zehfel'in. 
Sana derinliğinden her ay vakti tokmağı çalışında küçülüyordu. Ve bedeni eriyordu her taze tarçın sabahta. 
Zehfel... yanıbaşındaki ıhlamur köküne gömüyordu solgun ten parçalarını.
Uzak olsan ayakta duramazdı...
Gömdüğü teninden sana uzanan ince bir halatla meşguldü küçülen elleri. Ve Zehfel adını koymuştu. 'içimin halatı'.
Bir ucunu koluna bağladı gece vakti diğer ucunu kendine. Sen taze tarçın sabahı, kirpiklerini güneşe ödünç
bağlayarak uyandın Suyâla. 
Bağlıydın...
Uzak olsan ayakta duramazdı... 
Bağlıydın...
İçinin halatıyla... 
(birer tahta kapıydınız ve anca bukadarı olabilirdi Suyâla...)