Îcât ve ibda Nedir Edebiyat ve Sanatta Buluş

Osmanlıca yazılışı; îcâd – icat :  اجاده

Îcâd sözcüğünün Osmanlıca lügatlerdeki anlamları: Vücûda getirme, yeniden bir şey çıkarma,

·         Alem-i îcâd : (îcâd âlemi) : bütün yaratılmışlar.

·         Nev-îcâd : yeni ortaya çıkmış

·         Îcâd-ı bedâyi' : güzel şeyler yaratma.

Buluş ve İcat

Buluş, ya da icat;  daha önceden olmayan, bilinmeyen, yapılmayan yeni bir düşünce, yöntem ya da aygıtın geliştirilmesi veya önceden olmayan bir şeyin ilk kez ortaya çıkarılmasıdır.

İcat, ortaya çıkan problemi ortadan kaldıracak bir çözüm bulma arayışıyla oluşur.  Dereyi nasıl geçerim sorunu köprüyü,  su üzerinde nasıl taşınırım sorunu sal ve tekneyi icat etmemizi sağlamıştır.  Ağacın suda yüzdüğünü öğrenmek,  salın icat olmasını; salın icat edilmesi tekne, sandal ve geminin icat olmasını sağlamıştır.  Böylece icatlar, önceden beri var olan teknolojilerden de faydalanarak yeni ve benzersiz bir şeyin ortaya çıkarılması, geliştirilmesi sayesinde de oluşmaktadır.

İcatlar rastlantı ile ortaya çıkabilmişse de daha ziyade mevcut problemleri çözmek için yöntem ve araç geliştirmek çabasıyla oluşmuştur.   Suyu nasıl taşırım sorunu, küp, kap, boru vb yi,  yük nasıl kolay taşınır sorunu  tekerleği; kuşu nasıl avlarım sapanı;  hayvanı nasıl avlarım veya şunu nasıl keserim; ok, mızrak, yay, bıçak, hançer ve kılıcı icat ettirmiştir.

Keşif ise önceden beri var olmakla birlikte, bilinmeyen bir şeyin varlığının bulunmasıdır. Bu nedenle Amerika’nın, Grönland’ın, mikrobun,  bakterinin, bulunması keşiftir.  Çiçek hastalığı, veba mikrobu, kuduz mikrobunun bulunması keşif,, verem, veba, kuduz aşısının bulunması ise icattır.

Daha çok Fen bilimleri için kullanılan keşif ve icat sosyal bilimler için de geçerlidir. Edebiyatta yeni bir fikir veya konuyu ortaya çıkarmak da icattır. Örneğin şiirin, romanın, tiyatronun ilk kez ortaya konması icattır.  İlk şiirden sonra koşuk, semai,  rubai,  gazel, kaside,  ölçü, durak, vezin sistemi geliştirmek de icat veya buluştur.

Îcâd-ı bedâyi Edebiyat ve Sanatta Îcâd

Îcâd-ı bedâyi, edebiyatta ve sanatta buluş,  yeni bir fikri, yeni bir mevzu ortaya koymaktır.  Sözcük anlamları ile bedii sanatsal icat demektir.

Edebiyat ve sanatta yöntem ve teknik geliştirmek de icat kavramına girer.  Maupassant tarzı hikâyecilik,  Çehov tarzı öykücülük,  dram, melodram vb nin de ilk kez geliştirilmesi vb de icat ve keşiftir. Aruz ölçüsünü bulan ilk kişi bir ölçü keşfetmiş demektir.  Çeşitli sanat akımları buluş değerinde sanat anlayışları geliştirmişler icatlar çıkarmışlardır. Örneğin, Sürrealist sanat, Kübizim, Orfizim, Op-art vb akımları icat görüşler, resim ve sanat anlayışları geliştirmişlerdir.

 

Edebi Eserlerde Buluş ve İcad

Bir edebi eserde hiç kimsenin daha önceden düşünmediği, bir hayali,  duyguyu, ifade biçimini, düşünceyi, kurmaca bir olayı, bir mevzuyu zihnen ilk kez bulmak ortaya koymak da buluştur.  

Edebiyatta ve şiirde önceden hiç kullanılmamış düşünülmemiş bir düşünceyi veya fikri bulmak da keşiftir.

Örneğin: “Eski eşarda ( şairlerde) dürbün ile mana gözükür / Yeni eşarda mana diye bir külfet yoktur.”  Beytinde buluş değerinde bir ifade ve düşünce vardır.

“Sen olasın diyü yir yir asılup âyîneler 
Gelene gidene eyler nazarı döne döne “

 Necati ‘nin bu beytinde aynaların asılmasına ve geleni gideni döne döne seyretmesine bulduğu sebep bir keşif kabul edilebilir.

Bir edebi eserde ortaya konan buluş çok beğenilirse buna ibda denilir.  İbda kelime manası ile “Örneksiz olarak bir şeyi ortaya çıkarma, yeni ve güzel bir eser meydana getirme.” Anlamına gelir. Ortaya konulan buluşun İbda sayılabilmesi için, herkes tarafından fevkalade güzel olarak kabul görmesi gerekir. Her ibda bir buluş olmakla birlikte her buluş bir ibda olamaz.  Bir buluşun ibda olabilmesi için o buluşun mükemmel derecede güzel ve herkes tarafından çok beğenilmesi gerekir.

İcat ve ibda değeri taşıyan ifadelerin manaya ve lafza ait olmak üzere iki meziyet yönü vardır.  Fikir ve mana yönünden daha parlak daha güzel daha iyi ifade edilmesi mana yönünden meziyeti, dizeden ve sözlerden çıkarılacak anlamların benzerlerinden daha kolay ama daha güzel söylenmiş olması da lafza yönelik meziyettir.

Buluş Değeri Taşıyan Beyit Örnekleri

“Dün eṭibbādan işitdüm ṣabr imiş dermān·ı ʿ aşḳ
Ḳoñ öleyin görmeyeyin bārī dermān acısın”      Necati

Nice Herkül yıkıversin, nice hülyam ya rüyam,
Ne komiktir iki kürdan, kıracak bir kası yok     ( Şahamettin kuzucular

Soyunan ağaçların
Dökülen yaprakları
Bir sarı yorgan gibi
Örtüyor toprakları     Hasan Ali Yücel

Gökte kandiller delikanlı Mehmed Han’ın
Yedi tebessümlü dilbere başlık borcu
Süzülür yıldızlar mazgallardan
Avuçlayıp Rum ateşlerini bir bir
Güneş diye burca dikilir
Sağdıçtı bu düğünde Ulubatlı Hasan          Yahya Akengin