''İçerik Üreticiliği dediler ama maske düştü. Sosyal Medya artık premium içerik adı altında pazarlanan bir sanal panayıra dönüştü. Genç kızlara ''Vücudun sermayendir.'' yalanı pompalanmaya başladı. Bakın ekranlara Jasmin gibi dizilerle ahlaki sınırları paspas ediyorlar. Sanat değil bu, bu bir propaganda. Değerlere alenen küfreden, kutsalı aşağılayan bir ''Yeni kadın var oluşu.'' masalı sunuluyor. Diğer yandan Mahsun - J gibi yapımlarla jigololuk sempatikleştiriliyor, komedi malzemesi yapılıp meşrulaştırılıyor.''
''Bu topraklarda kocasının yanında karısına küfür etmek, annesinin yanında kızlara asılmak, artık bir komedi unsuru oldu... Sabahları ise televizyon lağımı patlıyor. Kimin eli kimin cebinde belli olmayan, çarpık ilişkilerin normal gibi anlatıldığı o iğrenç programlar bir kurtuluş reçetesi olarak halka sunuluyor. Bu bir tesadüf değil, bu bir istihbarat çalışması titizliğinde yürütülen toplumsal bir suikasttır arkadaşlar. Uyanın gençlerin zihni kolay para ve haysiyetsiz şöhret zehriyle uyuşturuluyor.''
''Bu bir modernleşme değil, bu toplumsal bir intihardır... Acilen, ama acilen karşı anlatıyı kurmak zorundayız. Gerçek kadın hikayelerini, üreten, dik duran, onuruyla var olan insanı yeniden baş tacı etmeliyiz. Şimdi ayağa kalkma vakti. Şimdi aynaya bakma vakti, bu izlediklerimiz bir dizi, bir Youtube Videosu ya da bir magazin haberi değil. Bu bir toplumun genetik kodlarıyla oynanan laboratuvar deneyi. Jasmin bir karakter değil kız çocuklarımıza kurulan bir tuzak. Mahsun-J bir komedi değil, erkekliğin onuruna sıkılan bir kurşun... O sabah programları ise bu enkazın üzerine kokmasın diye dökülen kireçten başka bir şey değil.''
''Bize özgürlük diye pazarladıkları şey, aslında ruhun en ucuz pazarda satışa çıkarılmasıdır. Kadını eskortlaştıran, erkeği jigolalaştıran bu sistem yarın senin ailenden, senin evinden birini kurban seçtiğinde mi uyanacaksın? Bu bir kültür savaşıdır ve bu savaşta tarafsız kalmak bu çürümeye ortak olmak demektir. Ya bu lağım çukuruna alışacaksın ya da elinde ki ekranı bir kalkana dönüştürüp bu hayasız akına dur diyeceksin.''
Seyfullah ŞENEL