İki simit vardı elimde ama niye iki tane olduğunu bilmiyorum. O kalabalığın arasında yürümek benim için biraz zordu. Elimde ki simitler düşmesin diye dikkatli yürümeye çalışıyordum. Biri omzuma çarptı. Çok iri bir adamdı. Bu yüzden ona bir şey söylemeye cesaret edemdim. Ama olan benim ikinci simide oldu. Bir tane simit bana yeterken ikinciyi düşürdüğüm için çok üzüldüm. O kadar üzüldüm ki ağlayacak noktaya geldim. Derin bir nefes aldım ve etrafa bakındım. Limanın en güzel yerine bakıyordum. Her yerde oturmak için tahta banklar vardı.Bankların yanında ağaç olmasına üzüldüm. Hava çok sıcak ama ben gölge istemiyorum.Çünkü çok üşüyorum. Bu sıcakta herkes ağaçlı banklara oturmuş. Ama ben ne yapıp edip yanında ağaç olmayan bir bank buldum. Banka oturdum ve simidimden bir ısırık aldım. Bir boşluk hissettim sol tarafımda. Banka dikkatli bakınca iki kişilik olduğunu gördüm. Zaten bütün banklar iki kişilikti. Neden tek kişilik bak yapmazlar anlamıyorum. İlla hissettirecekler yalnız olduğumu. Galiba bu yüzden üzülmüştüm ikinci simidi aldığıma. Evet, seni hatırlattı bana. Demek ki bu yüzden üşüyorum. Vücudum da iki kişilikmiş. Bu sıcakta üşümekte garip oluyor biraz. Üstümde kalın bir ceketle iki kişilik bankta oturup simidimi yerken önümden geçen insanlar bana bakıyor. İyice süzüp, hayatlarında ilk defa gördükleri bir şeyim hissi veren bakışlar atıyorlar. Bende bu durumdan rahatsız oluyorum. Ama sanki burada bir şeyi bekliyorum. Vapur olabilir mi? Bu saate nere giderim? Hem yeni geldiğim şehirde kaybolmaktan korkuyorum. Seni aramak için geldiğim bu yerde kaybolmak çok kötü olurdu. Belki de ben burada kaybolursam sen beni bulursun. Belki buraya geliş amacım odur, o yüzden oturmuşumdur iki kişilik banka…