‘’Kimlerden öğrendin benden gitmeyi
Sahrası olmayan bir kalbe doğru
Yürümeyi bilemedin; sus da git
Bana vuruldu diye
Kim suçlayabilir ki zincirleri.’’ (Alıntı)
Ahmakça düşlediğim bir masaldın, sen aşk
Rüzgârın gamzelerine doluşmuş ay ışığı saklı
Ah, saklı gül çehrende.
Maviden umman
Siyahtan peçesi yalnızlığın
Göğün muhtırasını vermişken kuş cennetinde
Saklı bir duayım, duasın, sevgili
Koşusu dünün ne ki seni sevdikten sonra?
Melundur kimi zaman devran
Gönlün balkonu adeta yazmadığım kadar kaynayan kazan.
Ah, içimde saklı şehir
Vecizesi mi ömrün?
Kul kölesi değilim madem iblisin
Aşkın şafağı attığında doğarım ben
Sevmediğimde ölürüm hibe ettiğim yüreğimden
Taşan duygular gibi
Kibirli yüreğinde kiminin
Asla azat etmedim de içimde saklı iklimi.
Rengim, sevgili.
Rücu eden bir fısıltıda yürüttüğüm gemi
Karadan taşıdığım
Kararan göğe saklandığım
Kara gözlerinde sevgilinin metruk yüreklerden
Uzağa kaçtığım
İlahisi aşkın
İlahi Aşkın yazamadığım güftesi
İman gücümde saklı madem şiirin hikâyesi.
Hüznümse bir gölge
Hazansa yuvam
Ağaçlar, dallar ve yapraklar uzvu şiirlerimin
Karamel tadında ve renginde istikbalim
Aşkın şatafatlı rüzgârında temenni ettiğim
İlla ki sona ermesi özlemin.
Şimdi örüyorum düşlerimi
Görünmezliğe hicret ediyor kalbimdeki şahin
Kanatlarımsa pervasız
Varsın da olsun içine düştüğüm bu aşk imkânsız.
Hicvinde yıldızların
Hatmettiğim yollar ve deryalar
Hüzünle diktiğim yakam
Sevecen mevsimde saklı o son figan.
Ve işte şerh düştüm sana ve aşka
Şiir diye yalnızlığı içtim hece hece
Körelense ömrün son demi
Tek derdim olsaydı keşke şiir
Gözeneklerinde evrenin
Bazen köstebek bazen kukumav kuşku
Talebesiyim aşkın mazur gör heyecanımı
Mahcup yüreğimle haykırıyorum işte seni
Ne çok sevdiğimi aheste aheste.