İnşacı Olan Ben (Ruh_Bilinç_Öznellik) 1

16.10.2016
Yalın bencilik kendine göre olanı bilendir. Kendisine dıştan sağlama yapmak için her şeyi emreder. Şimdiki anlayışımıza göre salt sağlama yapmak için bencillik eylemlerinize kötülükleri de emreder. Bencillik tutumu; som ben ile dış dünya arasında olan “ en az dış dünyanın içeri alınma” bağıntısının anlayışıdır.
 
Yalın ben dediğimiz bu ben, bu aşamasıyla dünyayı groteski anlayandır. Öznellik olan ben ise, yalın benin bir sonrası olan, üst aşamasıdır. Kişi-kişiler ilişkisinden biçimlenir. Öznel bencillik, Dünya ile yalın ben arasına, kişi-kişi bağıntılı zaman mekân devinmeli boşluk hollerini almıştır. Bu durum bizim öznellik bilincimizdir. Kotarıcısı biz değiliz.
 
Böylece yalın ve korunan ben dediğimiz yalın bencillik kendi içinde kapalı olmakla başlangıç koşulu olan bendir. Dıştan ithale açık, dışın müdahalesine kapalıdır.
 
Yalın bencilik,  dışta kişi kişiler bağıntısıyla yani dışta ikinci bir öznel ben boyutuyla yalın bencillik olan zamanı genişletilmiştir. Genişleyen zaman yalın bencilliğin sağlamasına göre yavaşlamış ve aksamıştır. Yalın bencilik, öznellik olan ikinci benciliği dışta çevril; etmiştir (sosyalleşmiştir). İkinci bencilik olan öznel ben, kişiler üzerindeki çevrimleriyle sosyalleşmiştir. Sosyalleşmiş olan öznel benlik sosyal çevrim üzerinde yalın ben sağlamasına dönüşen bir bilmenin olay ve oluş biçimidir.
 
Dış öznelliğimiz, dışta ikinci bendir. Her ikisinin imi de; imaj kopyası da; beyinde hamuledirler. Yani öznel olan ikinci ben; kendisini bilen birinci bencillikle; kendisini sosyal bencillik üzerinde de bilmenin eşiğine gelmiştir. İkinci ben olan sosyal bilinçli öznel ben; kişi kişiler amaçlı sentez veya girişmesidirler.
 
Dıştan özneli olan ben, ilk başlarda birinci olan yalın nefisle bene kapalı olan; örtük olan bir bendir. Birinciye vakıflık olmayan ikinci ben; sosyal elci bir tutum inşası ile birlikte birinci bene bilmenin bilinç düzeyi ya da bilmenin yeni bir ikinci aşama boyutu olmuştur.
 
İlk fark ettiğiniz duyum, yalın bencilliğin belirtisidir. Ki bu aşama, ikinci aşama olan özne bencillikti bilincinizi, bilemez. Öznel bencillikti sosyal aşama yalın bencillikti aşamaya kapalı olmakla ilk duruma örtüktür. Som bencilliğe örtülü olan ikinci aşama ancak sosyal olanın bağıntısıyla ortaya konabilirdi.
 
Sosyal olanın temel bir yasası vardır. Sosyal anlayış içinde yeni olan, eskisini; tiksinerek, iğrenerek, ayıplayıp kınamakla dışlayıp; sosyal yapılı anlayışın eş deyişle sosyal bilinç olan öznel itenin dışına atar. Yalın bilinç olan yalın ben; ikinci aşama olan öznel bilincin içine girmesiyle; "bilmediğini de bilir".
 
Yani yalın durumuyla bencillik aşamasında olan ilk bilinç, öznel alan olan sosyal yaşamın içine geçince daha önce kendisine bilgi olmayan gizlilikleri ya da örtülü olanları acık açık görür ve bilir (bilmediğini bilir) olmuştur. Bu gelişme yaşamın temel ve bencilliğin ya da salt bilincin birinci korunum yasası olan; "en az dış dünyayı içe alma" ilkesini başka boyutuyla da geliştirmiştir.
 
Hayat, ruhsal bağlamıya eşik atlamış; sarmal ivmeyle basamak tırmanmıştır. Ya da yaşam izleğinin sarmal gelişme içinde geldiği bu tinsel (ruhsal-öznel) düzeye yeni bir sosyo-öznelli basamak denir. Hiç bir şey durup durduğu yerde kalmaz. Şeyler yeni bağıntılarıyla olaylaşır. Gelişir. Kesikli sürekli olurlar.
 
Nasıl yalpa yapmakla yürüyen bir kişinin yalpalaması şişedeki alkolün kişi içine alınmasıylaysa; sosyal tutum olan öznel ben de, yalın benle girişen kişiler arası bağıntının ortaya koyduğu davranış olmakla; artık tam anlamıyla yalın ben olmakla kalan ben değildir.
 
Sosyal alanlı öznel bilinç te durup durduğu yerde kalmayacaktı. Sosyal alan totem meslekleri eliyle üreten toplum sal alana dönüşmüştü. Üreten ilişki olan toplum sal alan; gündüzle sınırlı olan sağlama aktivitesinin içinde boş zaman dediğimiz artık zamanı ortaya koydu. Yine üreten ilişki "insanı" ve bile kültürel sentezle uygarlığı, "uygarlıklar sentezini" ortaya koydu. Yalın bilinçten hareketle öznel bilinç, buraya gelmişti.
 
Bu artık zaman, insan öznelliğinin gelişmesi bağlamında bulunmaz bir olanaktı. Artık insan yaptığını bol bol düşünecekti. Ve insan artık zaman içinde farklı eylemlerin sınanmasını ortaya koyabilecektir. Artık zaman insanın etkinlik içinde geçireceği bir eğlence ve ritüelime olan zamanı ortaya koymuştu. Bu artık zaman içinde deney sellik, sınama yanılma türü istidlal (akla uygun) çıkarımlarıyla soyutlama gibi zenginlikleri nedeniyle sosyal öznelliğimiz yeni bir "özne nesnel süreçli boyuttu".
 
Yalın bilinçli benci dönem, tekilliğin şartları içinde tikel oluşların salınımıyla; yalın bencillikti salınımlar kendi tekil sürecini sürü dönemi içine doğru kaydıran bir yelpazeyi içerir. Bu zamanlar az çok oluşla bencilliğe karşı kişideki özgeciliği ortaya çıkarırlar. Sosyal özne, hani nerdeyse tümden özgeciliktir.
 
Sosyal özneli bilinç, özgeciliğin güttüğü bilinç düzeyi olmakla özgecilikler yer yer bencilliğin önüne geçip; bencilliği bastırabilirler. Bu sosyal özneli aşamada özgecilik daha ulvi kılınmaktadır. Kişinin ölüm orucu tutması kişinin özgecil olma bilincinden ötürüdür. Yalın bencil bilinç özgeciliği bilmez.
 
Doğallıkladır ki özgeciliğin üzeri de tıraşlandığı zaman görülür ki sosyal özgeciliğin altında yatan şey yalın bencilliğin güttüğü girişmeli olan bağıntılardır. Özgeciliğin altında bencillik var dediğimizde sanmayın ki alt bencillik giderek özgeciliğe gelirdi. Sosyal alan olmasa alt bencilliğin özgeciliğe gelmesi olanaksızdır. Özgecilik te sonuçta sosyal yapı üzerinde yalın bencilliğe hizmet olmakla bir inşadır.
 
Bu yelpaze içinde tekil oluşun bencilliği, tikel oluş içinde olmadığı gibi tikel oluşun bencilliği de, sürü dönemin bencilliği gibi değildir. Ne var ki her üç durumda yalınca bencil oluş baskındır. Ve benci bilinç olmakla kişisini güdendir. Bu üç süreç içinde belli belirsiz bir totemi oluşun sosyal salınımları vardır. Ama bu salınımlar henüz bir özeği ve özeğin çevresini senkronlayım yapan çevrimlerin salınım yoğunlaşması değildirler.
 
Sosyal özneli bilinç düzeyi, daha çok totemi dönemli ve totemi mana inşalıdır. Tabii ki özne-nesneli süreçli, bencillikti toplumsal bilinç te; sosyal özneli bencil bilinçli sürece kapalı ya da örtüktürler.
 

Yorum Yapmak için Kayıt Olun veya Giriş Yapın

Yorumlar

Şahin Mutlu

Şahin Mutlu

8 years ago

"Yalın bencillik; dıştan ithale açık, dışın müdahalesine kapalıdır."..... Yalın bencillik tanımınıza göre 'dıştan ithal, aynı zamanda 'dışın müdahalesi' anlamındadır ki; ' Yalın bencillik, dıştan ithali de müdahale addedeceği için dış verilere tamamen kapalıdır.' ifadesinin daha doğru olacağını düşünüyorum... Selamlar...

Bayram Kaya

Bayram Kaya

8 years ago

Tabii ki basitçe öyledir. Ama bu normalde güneş ışığı radyasyondur (ışımadır) diye, Güneş ışığından yararlanma yapmamazlık etmiyoruz. Aynı ilke vucuda alınan girdiler içinde geçerlidir. Bal dahi olsa hiç bir şey hayatı destekler olmadığı gibi buna rağmaen iyi ve kritik bir seçme ayıklama ortamı içinde çok şey hayata köstek te değildir. Basitçe şöyle diyelim. Metabolizma için dıştan alınan ithaller ve sözgelimi natiryum (tuz) dıştan içe doğru bencilliğin (benliğin, nefsin, canın) korunması ve sürdürülmesi için yapılan girdidirler. Vücüda alınacak tuz, vücuda karışma yapmayacak sınır değer kadar en az olurla; en yeterli durumla vücüda girmesine izin verilir (seçme ayıklama ilkesi). Bu vucudun kullanımıdır. Değilse tuzun vucuda müdahalesi olup, vücuttaki korunum yasasını bozmak değildir. Bu düzen ilkesi dışın müdahalesini önlemek için vücudun dışa karşı kapanan izalasyonudur (yalıtılmasıdır). Elbette gerçek hayatta bu ilke belli istatistiksel değerler bandı içinde ceryan eder. Atıyorum 3mgram tuz normal istatistiki değer ise değer ise; vücut fazla tuza direnç gösterip, fazlasını atacak ya da kısmen depolayıp; etkisiz kılıp; gerektiğinde kullanacaktır. Ne varki 3 mgram tuz b kişisinde defemasyobn yaparken bu kişinin vucudu 2.6 mgram değerinde en az dış dünya etkisini içine alacaktır. Yada kimi kişiler 3mg. üzerinde bir sınır değeri vücuda normal kabul eder ama bu örnek 3 mg. olan ortalama değerin biraz altı biraz üstü olmakla normal değerler ve istisnalar olarak değerlenir. 3mg. değeriyle bir vücut için normal olan tuz, bunun altı olan değer çerçevesinde vücutta yıkım olduğu gibi bunun üstü olan değer sınırında da vücutta başka bir bozulma oluşla korunum yasasını bozma yönünde zamanı işletecektir. Değilse ve ilke oluşla 3 mg tuz vücuda bir müdahale değildir. Bilmem ne miktar bir zehir vucuda zararlı olsa dahi hücre zehrin vücuda girmesine engeldir. Yine elbette bal dahi vucuda zehirr etkisi yapar. Ama vucutta yaptığı inşa nedeniyle bu zehir etkisi atıldır. Duyarlı yaklaşımınız ve konuya doğru bir noktada katılımınız için teşekür ederim.

Bayram Kaya

Bayram Kaya

8 years ago

@bayramkaya450 | En az dış dünya ilkesi 1-Hayatın ya da canlılığın korunum yasası gereği her hücre veya hücreler (ben) organizması dış dünya ile kendi arasına bir sınır koymak zorundadır. Bu dış dünya fonundan kopuş kesikli sürekli olmakla yalıtım dediğimiz izalasyondur. Bu o hücrenin veya organizmanın neyi neye göre koruyup sürdüreceğidir. 2-Bu adımın hemen ikinci adımı yalıtılan hücre ile dış dünya arasındaki kopuş olan izalasyon tam ve kesin bir kopuş değildir. Çünkü hücre yaşamak için dıştan enerji sağlamak zorundadır. Belli referans değerleri içinde hücre bütünlüğü olan bencilliğe ya da vücudumuzdaki korunan yasaya uygun, dışarda sınırlı miktarda enerji girmek zorundadır. 3- En az dış dünya ilkesine göre hücreye girdi yapılacak olanlar; dış dünyanın her özelliği değil de hücrenin yapı taşı oluşla kullanacağı "çok az sayıdaki etmeni" hücre (ozmotik geçişle) içe almak zorundadır (seçme ayıklama kuralı). Korunum yasası bu üç engeli aşıp halletmek zorundadır. Ki uzun geçmişten beri vücut bunu belli dengeler değeri içine getirmş ve hala da getirme aşamasındadır. 4 Vücut gerekenleri en üst ya da ortalama değerde hücreye alır da değilde "olabildiğince zorunlu en az dış dünya" ilkesiyle korunum yasasını ifade eder. Bizler bu seçilimleri nesnel dünya diye özdeşleştirdiğimiz ruhsallıksa (öznellikse) işin bir başka gerçekliğidir. Bu nedenle (zorunlu en az dış dünya ile) sınırlı iç dünya verilerimizle bizim; sınırsız olan dış dünyayı tam algılayıp yansıtmamız şimdilik biraz olanaksızdır (aracılar olmadan olanaksızdır). Fazla ayrıntıya girmeden "zorunlu en az dış dünya ilkesi", budur.

Şahin Mutlu

Şahin Mutlu

8 years ago

@sahinmutlu623 | Selam ve muhabbetle açıklamalarınız için teşekkürler.