Evet, Ben de Denedim’e insanla başlamak istiyorum. Evrende bilinen en zeki yaratık insanla… Tabii şimdilik, bilinen en zeki yaratık! Neden şimdilik? Çünkü insandan daha zeki canlıların olma ihtimali de var. Hem de bu ihtimal bana göre oldukça yüksek. Gel, bunu kanıtla derseniz, yapamam. Ama mantığım, evren dediğimiz bu devasa yapının içinde aklımıza, hayalimize bile gelmeyecek olan çok şaşırtıcı varlık ve olaylar bulunabileceğini bana söylüyor.
Gerçi yüz yıllar önce birçok insan, evrende başka zeki varlıkların olabileceği fikrine karşı çıkmış hatta bu konuda ısrar edenleri ölümle cezalandırmıştır; ama bir galakside yüz milyar (bazı kaynaklara göre bir trilyon) yıldız bulunmakta ve evrende de böyle yüz milyar galaksi bulunduğu bilinmekte iken, sadece bizim gezegenimizde bu özelliğin olduğunu iddia etmek, bir büyüklük kompleksine kapılmaktan başka nedir? Ben daha da ileri giderek diyorum ki: İnsanoğlu; önce başka bir gezegenden kovuldu, sonra da bu dünyaya atıldı.
Bu düşüncenin gerisinde yatan böbürlenmekten başka bir şey değildir. İnsanoğlu fazla böbürlenme yani övünerek kabarma, kurumlanma!. En basidinden şunu gör ki, bu küçücük dünyada bile senden hızlı koşan, senden daha güçlü, senin duyamadığını duyan göremediğini gören, senden çok daha fazla yaşayan hayvanlar var. Neden bu kocaman evrende senin kadar ya da senden daha zeki yaratıklar olmasın?
Şunu da kabul edelim: Ne yaparsak yapalım gaflet uykusundan uyandıramayacağımız o kadar çok insan var ki! Köhne inanışların kölesi olmuş insanlardan akla uygun düşünceler beklemek iyimserliğin çok ötesindedir. Onlar akıllarını kullanıp, eleştiri yapabilselerdi zaten bu köhne düşüncelere saplanıp kalmazlardı. O nedenle insanı iyi tanımak gerektiğini söyleyenler olacaktır. Evet, tanıyalım ama bütün insanları tanımak gibi zahmetli bir yol seçeceğimize önce kendimizi tanımaya çalışalım. Kendimizi tanırsak zaten bütün insanları da tanımış oluruz.
Bugün geçmişteki mağara devrinden yani tarih öncesi bir devirden de bahsediyoruz. Bilgi artık öylesine hızla çoğalıyor ki, belki de gün gelecek insanlar bugünü de “mağara dönemi” olarak değerlendirecek.
Biz asırlardır insan dürüsttür, insan ahlâklıdır, insan fedakârdır, insan yardımseverdir, insan yaratıcıdır gibi insanın ne olması gerektiği ile; ya da insan yalan söylemez, insan çalmaz, insan hak yemez, insan cinayet işlemez gibi insanın ne olmaması gerektiği konularıyla uğraşıp durmuşuz. Oysa insanın ne olduğu sorusu, aklımıza bile gelmemiş.
Gelin birlikte “İnsan nedir?” sorusunu soralım ve bu soruyu şöyle cevaplayalım: İnsan ahlâksızdır-ahlâklıdır, insan iyidir-kötüdür, insan yalancıdır-dürüsttür, insan açgözlüdür-kanaatkârdır, insan vicdanlıdır-acımasızdır… gibi birbirinin zıttı özelliklere sahip bir varlıktır.
Ya da şöyle diyelim: İnsan çamurdur. Paçalarına bulaşabileceği gibi ondan değerli eserler de yapabilirsin. Yani, insanlar aslında ne büyüktür ne de küçüktür, ne iyidir ne kötüdür... Durduğun, baktığın yere göre ya büyüktür ya da küçüktür; ya iyidir ya da kötüdür.