Kitabın Adı: Aşka Dair

Yazarı: İskender Pala

Kapı Yayınları

1-20. Basım: Eylül 2021- Nisan 2022

167 sayfa

Okuma Tarihi: 23.11.2025/27.12.2025

 

Kitaptan Bölümler:

“Dünyada hiçbir şey yok iken, henüz dünya yok iken o var idi. Yer ile gök yaratılmamıştı ki Allah onu yarattı. O, yani aşk…

Bu sayfanın arkasındaki yazılara gelince, onlar hakiki aşkı tanımak isteyenler içindir…

Elindeki küçük kitapta Aşka Dair-belki de artık aşkın hakikatine dair demeliydim- kırk adet yazı bulacaksın. Beşerî, mecazî, sufiyane ve hakiki Aşka Dair…

Benim yaptığım, eğer başarabildiysem, yalnızca o eski ustaların mısralarını yorumlamaktan, bugüne yansımalarını göstermekten, kadim aşklardaki asaleti ve güzelliği bir parça olsun açığa çıkarmaya çalışmaktan ibarettir…”                                                                                                                                                 (Mukaddime, Vİİ)

 

“Hakiki aşk (hakikatli aşk), bir ahdin izini sürmekten başka bir şey değildir ve ömür haritasında bütün işaretler aşk ahdi üzerine olmadıkça kişi yaşadığını hissedemez.”

                                                                                                                                              (6.s.)

“Kelimeler, basit anlamları altında ne derece derin fikirler, duygular, hayaller barındırırsa o ölçüde şiire yaklaşmış, şiir olmuş demektir.” (18.s.)

“Gönül, bedenimizde bulunan yürek değildir. Kalp kelimesi de onu tam olarak karşılamaz. Her ne kadar bu üç kelime birbirleri yerine kullanılıp, birbirlerinin anlamlarını ödünç alsalar da (acısı yüreğime işledi, kalbimi kırdın, gönül almak vb.), bugünkü kullanımda “yürek” ziyadesiyle maddi bir et parçasını (yürek-böbrek, kuzu yüreği vb.); “kalp” itina isteyen ve insanın hayat çekirdeği olan yarı soyut bir uzvu (kalp- damar cerrahisi, kalp hastası, kalpsiz adam vb.), “gönül” ise tamamen soyut bir varlığı (“Gönül Allah’ın evidir,” gibi) nitelemektedir.” (20.s.)

“İster pir olsun ister civan, ister etken olsun ister edilgen, herkesin dünyalık heves ve emelleri vardır… Beden yaşlansa dahi nefs ve gönül yaşlanmaz ve daima bir hedefe yönelik yaşar.” (33.s.)

“Sevincin de hüznün de aşırısı insanı öldürür. Kahkahalarla gülen kişinin gözünden sonunda yaş akar.” (51.s.)

*“Dünyada her belanın insana bir yaptırımı ve yansıması vardır. İş ki beladan rahmet devşirilebilsin, bela sayesinde yanlıştan dönülüp doğru yol bulunsun. Çünkü öyle belalar vardır ki bizim için sonunda nimete dönüşür, şerden hayır neşet eder…” (80.s.)

“Ey okuyucu; unutma, kader diye bir şey vardır ve kimse kader kâtiplerinin yazdığını bozamıyor.” (97.s.)

“Fakirliğe tahammül, zenginliğin nimetine şükürden kolaydır. En azından fakirlik insanı yoldan çıkarmaz, ama zengin olup da nefsinin azgınlıklarına hâkim olabilen babayiğit az görülür. Atalar, ‘Allah az verip bezdirmesin; çok verip azdırmasın!’ sözünü boşa dememişlerdir. Cennetin yolları hep bedavadır da, cehennemi nedense parayla satın alırız. Önemli olan zengin olup fakir gibi yaşayabilmektir.” (113.s.)

“İnanıyoruz ki ölüm bir güzellik, bir başlangıçtır. Dirilmek için ölmeye muhtacız. O halde mezar taşlarındaki ‘ah mine’l mevt (Ah ölümden!)’ ibarelerini belki ‘ah ile’l mevt (Ah ölüme!)’ diye değiştirtecek bir hayat gerekiyor bize. Ölümden sonrası için umudumuz, korkumuzdan öndedir elhamdülillah!..” (134.s.)

“Gönlü Hak kendi için yarattı…” (152.s.)

 

İSKENDER PALA'DAN AŞKA DAİR DERİN VE ETKİLEYİCİ BİR ESER

"AŞKA DAİR"

“Aşk” gibi derin ve çok anlamlı bir duygu üzerine yoğunlaşmış İskender Pala. “Aşk”ın anlamlarına dair derin bir yolculuğa çıkarmış okurlarını. “Hakiki aşk”ı tanımak, anlamak üzerine düşünmüş ve bunun üzerine düşüncelerini ifade etmeye yoğunlaşmış.

Bir adanmışlık hissediyorsunuz ifadelerinde. Aşkı anlamaya, anlatmaya adanmışlık... Öyle ya, aşkı anlayabilmek ve anlatabilmek için böyle bir duygu yoğunluğu gerekir. Verdiği her örnekle bunu daha da güçlendirmiş ve farklı bir boyuta taşımış. Günümüzde aşka sığ bakanlara, nazik, sanatsal bir üslupla seslenip adeta "aşk"a bir de bu açılardan bakın ve aşka dair düşüncelerinizi yeniden gözden geçirin diyor İskender Pala. Tüm aşkların üstünde, zirvesinde Allah aşkının olduğuna ve aşkın bu en üst derecesine kavuşmanın merhalelerini anlatıyor.

"Aşkın merhalelerine ve duraklarına baktığımızda önce sevenin sevgiliye bağlandığı zaman dilimine, bütün hayatı kuşatıp şekillendirecek o kısacık anın büyüsüne gitmek gerekir. Buna 'alaka' denir ki kelime itibariyle bir ilgiyi, bir bağlanışı ifade eder... Alakadan sonraki merhaleye 'sevgi' deriz... Aşkın üçüncü merhalesinde 'tutku' vardır... Gönüldeki ateşin yeterince büyüyüp kalbe ve bedene zarar vermeye başladığı aşamaya 'aşk' denir. Aşk, seven ile sevilen arasındaki maceranın dördüncü kademesidir ve önce aklı kovar, mantık zincirini bozar. Bu ruhsal ve anatomik tagayyür sebebiyle aşka bir hastalık gözüyle bakanlar olmuşsa da bunun tedavi kabul eder bir şey olmadığı ortadadır. Beşinci basamakta 'şevk' vardır. Buna özlem de diyebiliriz... Aşk, sevenin sevdiğine kul olmasıyla kemale erer... Âşıkın en şerefli ve mutlu hali kulluk mertebesine yükseldiği haldir..."

Okurlarının duygu dünyasını zenginleştirip olgunlaştıracak güzel mısralarla, alıntılarla aşk yolunda yürüyor. Her kilometresinde aşkın farklı anlamları ve boyutlarıyla karşılaşıyorsunuz.

Çok ibret alınabilecek kıssalar, rivayetler ve şiirler var. Her biri, sizi hakiki aşkı tanımanız ve anlamanız için aktarılmış. “Bu sayfanın arkasındaki yazılara gelince onlar hakiki aşkı tanımak isteyenler içindir.” (Vİİ) Yazar, bu kitapta; “beşerî, mecazi, sufiyane ve hakiki aşka” dair yazılara yer vermiş. Her yazıda; aşkın farklı türlerine, insanda yarattığı farklı hallere aşina oluyorsunuz. Sadece aşkın anlamına dikkat çekmiyor yazar. Aynı zamanda Allah aşkından yola çıkarak başka değerlerin farkına varmamıza da vesile olabilecek kıssalar anlatıyor. "Ruhunda sultan gibi yaşayanın elinde dilenci kâsesi olmuş, ne gam!.. Gönlünde sultan olanın hanesi tamtakır olsa ne keder!.. Sultan ki gönül evindeyse başka zenginlik ne hacet!.." (112.s.)

"Kişioğlu hangi işi yaparsa yapsın, ama yaptığı iş insanlığın hayrına olsun. Bu da kişinin işini severek yapmasına, yaptığı işin hayrına inanmasına yol açar... Zaten 'İnsanların en hayırlısı, insanlara yararlı olan!' değil midir?" (108.s.)

Yazarın zarif, gönül dünyasının ve bilgi birikiminin zenginliğinden izler taşıyan üslubuyla duygulanarak, düşünerek, dersler çıkararak okuyorsunuz her bölümü. Elbette öne çıkan, diğerlerine göre daha çok iz bırakan, “Akıllı Deli, Arayan elbette bulur, Kader kâtipleri, El işte gönül oynaşta, Fakirliğin ihtişamı, Son Mürit, Ölümü Hatırlayış.” gibi bölümler var kitapta.

Kısaca aşka dair düşünmek, aşkın farklı anlamlarını keşfetmek istiyorsanız “Aşka Dair” kitabını okumalısınız. Daha da önemlisi, “Hakiki aşkı” tanımak, anlamak için “Aşka Dair” kitabının sayfalarındaki aşk yolculuğuna çıkmalısınız. Aşkın anlamını keşfetmeye dair bu yolculuğa bugün çıkmaya ne dersiniz?

"Sevgi sıradan bir duygu olduğu halde aşk daha seçkin ve asildir. Veya sevgi herkesin arasında var olabilir, lakin aşk özge kullar kârıdır. Bu yüzden aşk kalbin tam merkezinde bulunan süveydada tecelli eder. Sevgi kazanılan bir şeydir ama aşk ilahi lütuf eseri olarak insana verilir. Bunun içindir ki aşk artınca Allah ona göre sabır gücünü de âşıka lutfeder, böylece kulunu koruyup kollar. Ta ki âşık, aşkın belalarına sabredebilsin ve sabrederek arınabilsin." (75.s.)

 

14.02.2026