Bazen bir anda yazmayı bıraksam mı diyorum. O kadar güzel yazılmış şey varken, dili o kadar ustaca kullanan varken...Evet, bir an için böyle bir karar alayım diyorum. Kaleme, yazmaya veda edeyim. Sonra neden bırakayım ki diyorum. İlle de yazar olmak için veya kendini kanıtlamak için yazmamalı insan.

   Yazmalı insan. Bir dizenin veya bir satırın peşine düşüp kalemi ve ömrü yettiğince yazmalı. Yazmak, keyifli olduğu için, yazmak, dille olan bağımızı güçlendirdiği için, belki sadece yazmak istediği için yazmalı insan. Sadece yazmak...Hiçbir kalıba bağlı kalmadan, özgürce ama dile emek harcamayı da ihmal etmeden ve aşkla yazmalı. Tabii hedefin varsa aşkına zengin okumalar da eşlik etmeli. Okumalı, yazmalı. Bazen az yazıp  daha çok okumalı.

    Adamakıllı okumalı. Bazı yazarların deyişiyle "okuma kampına " girmeli. Özgün ve seçkin örneklerle ufkunu, ruhunu beslemeli ve böylece ifadesini güçlendirip üslubunu var etmeli. Kaleminden zevk almalı okur. Ufkuna, bakış açısına ve ruhuna zenginlik katmalı. Güzel yazdığınız zaman elbette sizi keşfeder okur. Sizin izinizi sürer. Takipçiniz olur. Bütün bu güzel geri dönüşler, dili ustaca ve yüreğini ortaya koyarak kullananlara verilen en güzel karşılıktır.

     Ama böyle bir hayalin ve hedefin yoksa da yazmaya devam etmelisin. Etmeliyim. Paylaşmak adına, yazmaya sevdalı olmak ve o sevdanın nefes alması adına. Sadece, yazmak istediğimiz için de yazmalıyız. Beğenilme beklentisini aşarak, beğenilince de şımarmadan, yergilerin üstünde düşünerek ve en insan yanımızla yazmalıyız. Samimiyetimizle, dile olan saygımızla ve aşkla yazmalıyız.

    Öyle sanıyorum ki yazmaya devam edeceğim. Siz de elinizden kalemi, ömrünüzden okumayı eksik etmeyin. Hayat yaşanmaya ve yazılmaya değer!



19 Haziran 2018