KADININ ROLÜ
Kadınsız bir ev, bir hayat düşünün. Her şey dağılır çoğu zaman. Sadece eşyalar değil ev halkı da dağılır. Birçok iş onun elinin değmesiyle yoluna girer. Kadın; hayata ayrı bir renk, hareket katar. Ev hayatındaki düzeni sağlar. Evdeki trafiği düzenler ilgisiyle ve emeğiyle.
Adım attığı her yer, adeta oraya sihirli bir değnek değmiş gibi değişir. Tabii ki istisnalar da var. Olumsuz bir tablonun başkişisi de olabilir kadın. Ancak ben normal şartlar altında, kadının hayata kattığı anlam ve güzellikten söz ediyorum. İş hayatında, daha da önemlisi aile hayatındaki yerini dile getirmek istiyorum. Çoğumuz, kadının önemine, yaşam tecrübemizle de tanıklık ediyoruz. Hayatı idare eden ve düzene koyan bir yanı vardır. O kadın; anne, eş, teyze, hala, kızkardeş, anneanne veya iş arkadaşı olabilir. Kadın kendi kendine de yeter. Kendine de yoldaş olabilen, kendi hayatını da düzene koyandır. Eşine, çocuğuna, erkek kardeşine, ağabeyine, anasına, babasına can yoldaşıdır.
Sofra kuran, temizleyen, sıcak bir yemeğe elinin lezzetini katan, yeri geldiğinde geceyi de emeğiyle süsleyen hayat kaynağıdır. Işıldayan evin, mis kokan yuvanın, babasız boynu bükülen yavrucakların yaslandığı dağdır. Mutfaktan eve yayılan sıcaklıktır. Ev halkının sığındığı gölgedir. Eşsiz, kardeşsiz olsa da eve hayat verendir. Hep kendisini ailesine adarken, hizmet ederken, emek verirken görmeye alıştığımız anadır, eştir, abladır... Hem işte hem de evde hayatı kolaylaştıran ve renklendirendir. Kadın o kadar rol üstlenir ki hayatta, bazen kendi sesini dinleyemez ve kendini yaşayamaz hale gelir. Her bir rol, görev o kadar onunla özdeşleşmiştir ki mutlaka ondan beklenir. Yapmalı ve o yapmak zorundadır. Herkes toplanır bir sofranın etrafına ama o hizmet edendir. Herkes yaşar o evde ama yine hizmet eden odur. Herkes yorulur ama yorulsa da işi tamamlaması gerekendir.
Bazı kadınlar isyan eder, şikayet eder ve bu karşı çıkışıyla mutsuzluk yayabilir bazısı. Kadın olmanın sorumluluklarını taşımak kolay değildir tabii...Kadın; güçlü olması , namus timsali olması beklenendir. Eşi ölünce kendisine rol biçilendir. İrade gösteremeyeceği sanılandır. Hayatına karar verilen, yön verilen; özgürlüğü sadece kadın olduğu için sınırlandırılan, birey olma hakkını çoğu kez kullanamayandır. Bunlara rağmen gücünü kanıtlayabilendir.
Kadın çiçektir derler ezerler. Kadın kelebektir derler rengini soldurup kanadını kırarlar. Kadına uzanan eller kırılsın derler; her gün yeni bir kadına şiddet haberi duymaya alışır hale gelirler. Önlemler aldık derler; önlemler etkisiz hale gelir. Kadının hayatın içindeki etkin rolünü, değerini dile getirseler de kadına rahat nefes aldırmak bir yana nefes aldırmak istemeyenler dolaşır aramızda. Onları dünyaya getirenin, varlığıyla, alın teriyle hayatını güzelleştirenin de bir kadın olduğunu unuturlar. Kadına, kendilerine, insana ve hayata saygılarını yitirirler. Birlikte yaşamanın ve bir bütün olmayı başarmanın güzel anlamını yitirdikçe hayatı yaşanmaz hale getirirler.
Unutmayalım ki hayatımızın her döneminde kadının bir izi vardır. Sadece rolü değişir. Ama hep dokunmaya devam eder hayatımıza, yuvalarımıza ve ruhumuza. Kadın önce insandır , bireydir; sonra anadır, kimi zaman babadır da. Kadın; eştir, her şeyi evirip çeviren kızkardeştir, evlattır, bir meslekte varlık gösterendir. Tekrar ediyorum: Yine istisnalar hariç, kadın, emeğiyle hayatı güzelleştiren ve yuvaları ışığıyla aydınlatandır. Farklı enerjisiyle, mekâna ve zamana ayrı bir hareket katandır.
Kadın eli değmeyen bir hayat düşünebiliyor musunuz, görebiliyor musunuz hâlâ? Kadın dokunuşunun izinin olmadığı bir yaşam hikâyesi var mı? Olumlu ya da olumsuz...Acı ya da tatlı... Hayat akıp gittikçe, kadın, hayatın, hayatımızın bir yerlerinde iz bırakmaya devam edecek.
KADININ ROLÜ
♡