Kafdağı Tahayyülü ve Şiir Dünyamızda Kafdağı
Doğu edebiyatında ve İslam evrenbiliminde dünyayı bir kuşak gibi çeviren, aşılması imkânsız olan dağlar efsanevi ve masalsı dağlar zinciridir. Eski dünyanın tahayyülünde dünyanın etrafı Ukiyanus (Okyanus) denilen, gemilerin aşamadığı sonsuz kıyıları olan su kütleleriyle kaplıydı. Bu süt kütlesinden sonra gelen Kafdağları karaları ve denizleri çevreliyor, ilâh ya da ilâhlar burada ikamet ediyor, Ye'cûc , Me'cûc, Anka, cinler, şeytanlar ve devler bu dağların arkasında yaşıyorlardı. Kaf Dağının arkasında melekler oturuyor, onun ötesinde altından, gümüşten, miskten yaratılmış, her birinin 10.000 günlük yol uzunluğunda olduğu başka âlemler bulunuyordu.[1] Meleklerin veya cinlerin oturduğu Kaf dağının tepesinde Anka’nın yuvası vardı.
Bu dağ, çadırı destekleyen direk gibi gökyüzünü taşıyor ve yeryüzünün dengesini koruyordu. Bu dağların yüksekliği500 fersahı aşıyor, Güneşin ışıkları bu dağlara çarptıkça dağlar yeşile boyanıyor ve maviye dönüşüyordu. Göklerin mavi gözükmesinin nedeni de sulara yansıyan maviliğin göklere yansıması nedeni ile oluyordu.
"Allah Teâlâ bu arzın arkasından onu kuşatan bir deniz, onun arkasında bir dağ yaratmıştır, ona Kaf denir. Dünya seması onun üzerine sarkmaktadır...", "Kaf, dünyayı kuşatan zümrütten bir dağdır ki, semânın etekleri onun üzerindedir.”, “ Kaf Dağı yerküreyi kuşatmıştır, çeşitlidir, her ikisinin arası beş yüz senedir, zirvesi semanın eteğine temas etmiştir.”
Taberî’ye göre Kafdağı parmağı saran yüzük gibi arzı çevreliyor ve onu sabit tutuyordu. Kaf Dağı yeşil zebercettendi ve sema onun üzerinde bulunuyordu. Bütün dağlar zincirlemeli şekilde alttan alta ona bağlı olduğundan yeryüzü sürekli olarak sallanamıyordu. Bu dağın bir ucu dünyanın altında bulunan bir kayaya değiyordu ve depremler de bu yüzden oluyordu.
Kafdağı motifi geçmiş devre ait metinlerin pek çoğunda kullanılmış, edebiyatta da karşımıza çok sık çıkan bir unsur olmuştur. Kafdağı masalların başlıca motiflerinden biri olduğu gibi diğer edebi metinlerde ve şiir dünyamızda da karşımıza çıkmaktadır. Çağdaş şiirimizde bugün dahi karşımıza çıkmaktadır.
Din dışı edebiyat ve şiirde Kafdağı yukarıda izah ettiğimiz bilgiler ve tahayyüller içinde ele alınmıştır Fakat tasavvufta Kafdağı müışid-i kâmilin vücudu olarak kabul edilmiştir.
Bizim yurdumuza hiç gidemezsin
Hakikat Kafi’nin Anka’sıyız biz Harâbî
Cife-i dünya değil kerkes gibi matlubumuz
Bir boluk Ankalarız Kaf-ı kanaat bekleriz Fuzûlî
Kul eder mizan hülyasında Kaf dağı dirhem
Gelse elden binde bir dilden gelen söz la-cerem
Cife-i dünya değil herkes gibi matlûbumuz
Bir bölük Ankalarız Kaf-ı kanaat bekleriz (Fuzulî)
Kaz değilmiş be bu azmış
Kırk yıl Kafdağı’nda gezmiş (Kaygusuz Abdal)
Gah çıkarım gökyüzüne hükmederim Kaftan Kafa
Gah inerim yeryüzüne yar severim kime ne (Kul Nesimi)
Çıkıp şu âleme kendin bildiren
Lut kavmidir biribirin öldüren
Omuz verip Kaf dağını kaldıran
Hamza Pehlivan’ı n’eyledin dünya (Dedemoğlu)
Binboğam da Kaf dağını gözetir
Kokar mor menekşe güller tazedir
Torlak sunalar da boynun uzatır
İlin Avşar değil Cirid Binboğa Niğde Türküleri
KAYNAKÇA
[1] Kürşat Demirci ,KAFDAĞI, DİA, cilt: 24; sayfa: 145
Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!