Kaldırım Mühendisliği-Paradoks-

Paradoks, kökleşmiş
inançlara aykırı olan düşünce, aykırı kanı. Yani anlayacağınız boş işler müdürlüğü hatta bizim
deyimimizle, kaldırım mühendisliğine
yakın gibi bir şey. Bu konuyu okuyunca şoke oldum anlamsızlığa
bir anlama veremedim yükleyemedim, çünkü anlamsızlık yüklüydü. Şaşırtsa da bir
amaca yola çıkarmadıktan sonra, ne gereği
var diye düşündüm. Aykırı düşünce
zaten adı üstünde aykırı! Paradoks, görünüşte doğru
olan bir ifade veya ifadeler topluluğunun
bir çelişki oluşturması neden çelişki
oluştursun ki? Hatta sezgiye karşı bir sonuç oluşturmasıdır diyorlar da,
sezgimizi bizler dünden kaybettik dünyalılar olarak, bakın etrafınıza olanlardan
yapılan kötülüklerden savaşlardan önlemek için adım atan yok yani kısacası
bundan bir haber olan sezen var mı? Yok! Derken boş gezenler var hoş bakanlar
yok, hoşluğu hırpalayanlar boşluğa
atanlar yıkanlar
var, yakalayanlar yok maalesef. Yani çelişkili birbirini elinden tutmayan,
yararlı sanki me dengime rengime denk düşmeyen gözükmeyen sonuç bize ne
kazandıracak ki? Neyse fazla uzatmadan örneklerini vereyim sizde şaşkın
şaşkın benim gibi bakın. Sizlerde benim gibi bazıları gibi “Yanlış gidebilecek
her şey yanlış gider" mi diyeceksiniz? Soruların yanıtla buluşması için,
kapsamı manası mana anlam taşımalıdır diyorum.
Vardırmayan Varan 1
“Hukuk fakültesini
bitiren genç, ülkenin en ünlü avukatının yanında staj yapmak için başvuruda
bulunur. Avukat gence tek şart ileri sürer: "İlk
davandan elde ettiğin bütün parayı bana
vereceksin". Anlaşma
imzalanır ve iki yıl beraber çalışırlar. Tam staj bittiğinde
genç anlaşmayı haksız bulduğunu,
ilk davadan kazandığı parayı ona vermeyeceğini
açıklar. Avukat tazminat
talebi ile mahkemeye başvurur.
Hâkimin kararı ne
olmalıdır?
İki
davalı duruşmada hâkimin karşısına
geçtiğinde
avukat şunu söyler:
"-Sayın
yargıcım, bu davayı uzatmaya gerek yok; çünkü eğer
ben kazanırsam
zaten parayı
alacağım, eğer
kaybedersem yine alacağım, çünkü anlaşmamıza göre o ilk davasından kazandığı parayı bana verecek."
Hâkim tam avukatı haklı
bulacakken bu kez genç avukat söz alır ve şöyle der:
"-Sayın
yargıcım, evet avukat haklı, bu duruşma gerçekten gereksiz, ama benim lehime;
zira eğer
ben bu davayı
kazanırsam zaten ona bir şey
ödemeyeceğim. Eğer
kaybedersem, anlaşmamıza göre ilk davayı kaybettiğim
için ona yine bir şey ödemeyeceğim."
Mademki bir anlaşma
sözleşme yaptın sadık kalsana, kıvırmaya laf cambazlığına ne gerek var, bir
amaç olur bu senin için kazanman için ikinizde kazanırsınız olur biter. Doğruluk
dürüstlük önemlidir para araç olamaz amaç olmalıdır. Doğru
teknik varken yanlış
teknikle uğraşmaya ne gerek var?
Vardırmayan Varan 2
Timsahın biri Nil
kenarında çamaşır yıkmakta olan bir kadının bir anlık gafletinden yararlanarak
onun çocuğunu yakaladı. Kadın çocuğunu
geri vermesi için
timsaha yalvardı.
Timsah, "Çocuğuna
ne yapacağımı doğru
olarak tahmin edersen, onu sana veririm, aksi halde onu yerim," dedi.
Kadın, "Ay!
Yavrumu yiyeceksin," diye bir çığlık attı.
Timsah, "Pekâlâ"
dedi, "Artık onu sana veremem, çünkü böyle yaparsam sen yanlış tahminde
bulunmuş olursun. Hâlbuki ki sana yanlış
tahminde bulunursan onu yiyeceğimi söylemiştim."
"Tam
tersine," dedi kadın, "yavrumu yiyemezsin, çünkü onu yersen doğru
tahminde bulunmuş
olurum ve doğru tahminde bulunduğumda
onu bana vereceğini söylemiştin."
Burada sanki az bir parça
doğruluk
var mı gibi?
Vardırmayan Varan 3
“A kişisinin, d
noktasına gitmesi gerektiğini hayal edelim.
Fakat d'ye gitmeden, önce
d'ye olan mesafenin yarısını gitmek zorundadır. Fakat d'ye olan
mesafenin yarısını gitmeden önce bu mesafenin
çeyreğini
gitmesi gerektir. Daha sonra çeyreği
gidebilmek için
sekizde birini gitmesi gerekmektedir; bu böyle sonsuza kadar devam eder. Sonuç olarak A kişisinin sonsuz sayıda mesafe gitmesi
gerekir. Yani ortada her zaman gidilmemiş bir mesafe olacaktır. Ortada
gidilmemiş yol olduğu sürece hareket başlamamıştır demektir.
Bu seride bir sorun
daha vardır; her ilk mesafe aralığı ikiye bölünebileceği
için gidilmesi gereken
belirli bir ilk mesafe yoktur. Böylece bu yolculuğun
bir başlangıç noktası yoktur, yani
yolculuk başlayamaz. Yolculuk yoksa hareket yoktur.”
Bu dördüncüsüne de
bir atıfta bulunayım. Yola çıkacak olan için a veya d noktasının ne önemi
vardır. Diyelim ki Ankara’dan İstanbul’a gidecek, gitmesi
gerekecekse yola çıkar ve yürüyerek gidecekse yürümeye başlar ve yolu bitmesi
gereken gün zaman hafta neyse o zamanda tamamlar veya yarı yolda geri döner, yol
varsa yürüyen varsa yolculukta vardır yürümek için yolda vardır. Hem yolun
yürüyecek olanın olmayanın olmaması ne ifade eder ki, o yoldur görevi gereği
amacı gereğini
yapıyor. Önemli olan yola
çıkacak olanın karar vererek yola çıkmasıdır. Yol varsa bir şeyin başlangıcı ve
hareketliği vardır, vesselam.
Mehmet Aluç
Kaynak: ONEDİO
Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!