KARS-SARIKAMIŞ GEZİSİ ( II )
KARS-SARIKAMIŞ GEZİSİ-II
Yorgun ama huzurlu bir gecenin ardından kahvaltı için öğretmen evinin restoranında buluştu şiir yürekli dostlar. Kahvaltılar yapıldı ve saat 9 da kapıda bizi bekleyen otobüse bindik Vakit dar ve çok kıymetliydi .Oysa gezilecek çok yer vardı. Gezimizin ilk ayağı tabii ki Sarıkamış'dı, içimizde tarifi mümkün olmayan duygularla Sarıkamış'a doğru yol aldık.
Şehitliğe vasıl olduğumuzda yüzümüzdeki neşe, yerini hüzüne terketmişti. Doksan bin şehit anısına bir âbide dikilmişti. Yıllardır saklanan gerçekler birgün ortaya çıkınca durumun vahameti daha iyi anlaşılmıştı.Şehit olanların gerçek sayısı bilinmiyor .Savaşa katılan komutanlar divân -ı harpde yargılanmaktan korktukları için donarak şehit olan askerlerimizin bir kısmını firari olarak göstermişler. Şehit olanlar sadece askerler miydi ? Tabii ki hayır. Askerlerin yanında gönüllü olarak savaşa katılan ve hiçbir kaydı olmayan sivillerde vardı. Bazı kaynaklar bu sayının yüz binin üzerinde olduğunu söylüyor. Bu arada Erzurum'a doğru göçe zorlanan muhacirlerden ,zor koşullara dayanamayarak hayatını yitirenlerin sayısı da meçhul. 90 bin sayısı Sarıkamış için sembolik bir rakamdır. O tarihlerde yaşayan ozanlarımız bunu böyle dillendirdikleri için bu rakam böyle kalmıştır.
Âbidenin önünde kalplerimizde Sarıkamış Şehitleri'nin acısı, gözlerimizde yaşlar. Temmuzun kor sıcağında, aralığın kor ayazını a iliklerimize kadar üşüdük. Aramızda bu savaşta dedelerini şehit veren dostlarımız da vardı. Çoluk çocuk 32 vefalı yürek Sarıkamış, Sarıkamış diye atıyordu.
Hep birlikte İstiklal Marşı 'mızı söyledik. Öyle yürekten söylendi ki, kuşlar, ağaçlar, dağlar, hatta ruhları yanımızda olan şehitlerimiz bile eşlik ettiler . Kilometrelerce yol kat ettiğimiz şehitlerimizden bir fatihayla ayrılmak olmazdı. Elazığ'lı şairimiz İlhami Bulut Bey 'in takdimiyle Esas-Der başkanımız Şehamettin Kuzucular Bey, Sarıkamış'la ilgili bir konuşma yaptı ve o yıllarda yakılan ağıtlardan okudu. Duygulanmamak ,ağlamamak ne mümkün. Dağlar hâlâ şehitlerimiz yasını tutarcasına ,temmuzun sıcağında ,karlarıyla üşüyen gönüllerimize arkadaş oldular .Ardından şairlerimiz Nurcan Ören, Şerife Gündoğdu, Ulvi Yürük, İlhami Bulut ,Aydın Çetinkaya, Mahir Başpınar ve ben Necibe Çetinkaya, şehitlerimiz için yazdığımız şiirlerimizi okuduk. Karlarla cenk eden aziz şehitlerimiz için ne söylense ne yazılsa az gelir. Artık ayrılma vakti, yüreğimizin yarısını Sarıkamış'ta bırakarak Ani antik kentine doğru hareket ettik.Kulaklarımızda Şehamettin başkanımızın söylediği ağıtlar.
Sarıkamış'ta var maşın
Urus yığmış ağır koşun
Bizim uşak açık,çıplak
Dağlarda buyudu kışın
Sarıkamış al kan oldu
Zalim Urus murâd aldı
Kimsesiz kız,dul gelinler
Kara giyip saçın yoldu
Çadırlar dağa kuruldu
Hücum borusu vuruldu
Bir Sarıkamış uğruna
Doksan bin fidan kırıldı
İyi ki şair ozanlarımız var. Doksan yıl karlar altında kalan gerçekler yoksa nasıl gün yüzüne çıkardı. Onların yaktıkları ağıtlar bugün bizim için belge niteliğinde. Bu vatanı bizlere vatan yapan aziz şehitlerimizin önünde saygıyla eğiliyoruz.Mekanları cennet olsun.
♡
Yorumlar 3