KAŞIK SATAN ÖKÜZ-3

 

Tebliği din üzere Ahmed Yesevî,

İnsanları irşat etmekti görevi.

 

Müritleri gün be gün artmakta idi,

Tekkesine sel gibi akmakta idi.

 

İbadetle geçirirdi her gününü,

Kalmamıştı artık duymayan ününü.

 

Zahir, batın ilimlerde âlim idi,

Ve Yesi’de ondan üstünü yok idi.

 

Cazibe merkezi olmuş idi Yesi,

Hoşgörüyle kucaklardı çün herkesi.

 

Türkistan hududunu aştı şöhreti,

Buhara’ya, Harizm’e taştı şöhreti.

 

Hızır ile görüşür, konuşurlardı,

İlm-i Ledün üzere danışırlardı.

 

Tekkesine alaka vardı her yerden,

Tekkeye verilen tüm hediyelerden,

 

Hiçbir nesne hiçbir lokma almazdı O,

Kimselere ayak bağı olmazdı O.

 

Şanı yüce bir şeyh-i muhterem idi,

Hem cömert idi, sahib-ül kerem idi.

 

 İbadetten kalan artık zamanında,

Kaşık, kepçe yontar idi boş anında,

 

Ahmed’in çok muti bir öküzü vardı,

Kaşıkları pazarda hep o satardı.

 

Heybenin içine kaşıkları koyardı,

Satmak üzere pazara uğurlardı.

 

Her kimin ihtiyacı neyse alınca,

Değerini o heybeye kordu halınca.

 

Her kim değerini koymazsa heybeye,

Peşinden giderdi, gitse her nereye.

 

Parasını almadan bırakmaz idi,

Ondan gayrısına da hiç bakmaz idi.

 

Bütün gün heybeyle gezerdi pazarı,

Tekkeye dönerdi ta akşamüzeri

 

Hahmed Yesevî heybesini alırdı,

Ne satılmışsa parasını bulurdu.

 İbrahim sağır