Kederden kaçılır mı? Kederin yaşanmadığı bir hayat sürebilir mi insan? Kaderde keder varsa o da yaşanacaktır. Hüzün kaplayacaktır yüreğini. Ölümün derin kederi, ayrılığın hüznü, acıklı, yürek sızlatan gelişmeler, başarısızlıklar, hayal kırıklıkları ve daha birçok mutsuz edici hayat sahnesiyle karşı karşıya kalabiliriz.
Söyleyin kederden kaçılır mı? İyi bir insan olabilmişsek belki ebedî hayatta dertsiz, kedersiz hayata, yani ebedî huzura kavuşabiliriz. Bu hayatta, kedersiz olmayı, her şeyin yüzümüzü güldürecek ve içimizi ısıtacak şekilde gelişmesini beklemeyelim. Keder de hüzün de sürüp giden hayatın değişmez bir gerçeği. Tatsız da olsa tadıyoruz. Acı da olsa katlanıyoruz. Kedere sırtımızı dönemiyoruz. Olsa olsa onu taşımaya ve altında ezilmeden dayanmaya çalışıyoruz. Sabırla, inançla ve gerçekçi bir bakışla kederi yüreğimizde taşımaya çalışıyoruz. Aksi takdirde kederi yaşamak ve taşımak zordur.
Gerçek hayatta , şarkılarda, edebî eserlerde, haber bültenlerinde, filmlerde keder yayılıyor yüreklerimize. Bir hüzün kaplıyor içimizi. Kanalı değiştirip eğlenceye yelken açabilirsin belki ama hayatın kederli yüzünden kaçıramazsın kendini. Yüzleşmek ve yaşamak zorundayız. Yeter ki keder boğmasın yaşama olan inancımızı ve söndürmesin güneşin yeniden doğacağı umudunu. Kedere yenilmeden ve hayata tutunma gücümüzü kaybetmeden yeni bir güne hazırlayalım kendimizi.
Kederli bir şarkı da çalsa radyoda, acı kapımıza dayanmış olsa da ayağa kalkmayı bilmek gerekir. Ayağa kalkabilecek gücü bulabilirsek ancak hayatta kalabiliriz. Hayat bazen kederli bir şarkı mırıldanıyor olsa da mutlu olduğumuz günleri hatırlayalım ve bundan güç alalım.
Kederden değil; kederle yüzleşecek güce ve gerektiğinde kederi yüreğimize gömebilme cesaretine sahip olamamaktan korkalım. Keder bizi umutsuzluğa gömmeden biz onu yenmesini bilelim. Yüreğimizdeki yaşama sevinci, güzel bir şarkı olsun dilimizde. Kedere yenik düşmeyelim. Kederli insanların kederine ortak olalım ve onların kederine elbette merhem olmaya çalışalım ama ayağa kalkmasını bilelim. Haydi ayağa kalkın! Kedere "paydos" diyebilenlerle yol arkadaşı olun. Kedere yenilenlerle değil; umutlu olanlarla aynı safta olalım! Keder değil umut güçlensin ve serpilsin.
Gerçek hayatta , şarkılarda, edebî eserlerde, haber bültenlerinde, filmlerde keder yayılıyor yüreklerimize. Bir hüzün kaplıyor içimizi. Kanalı değiştirip eğlenceye yelken açabilirsin belki ama hayatın kederli yüzünden kaçıramazsın kendini. Yüzleşmek ve yaşamak zorundayız. Yeter ki keder boğmasın yaşama olan inancımızı ve söndürmesin güneşin yeniden doğacağı umudunu. Kedere yenilmeden ve hayata tutunma gücümüzü kaybetmeden yeni bir güne hazırlayalım kendimizi.
Kederli bir şarkı da çalsa radyoda, acı kapımıza dayanmış olsa da ayağa kalkmayı bilmek gerekir. Ayağa kalkabilecek gücü bulabilirsek ancak hayatta kalabiliriz. Hayat bazen kederli bir şarkı mırıldanıyor olsa da mutlu olduğumuz günleri hatırlayalım ve bundan güç alalım.
Kederden değil; kederle yüzleşecek güce ve gerektiğinde kederi yüreğimize gömebilme cesaretine sahip olamamaktan korkalım. Keder bizi umutsuzluğa gömmeden biz onu yenmesini bilelim. Yüreğimizdeki yaşama sevinci, güzel bir şarkı olsun dilimizde. Kedere yenik düşmeyelim. Kederli insanların kederine ortak olalım ve onların kederine elbette merhem olmaya çalışalım ama ayağa kalkmasını bilelim. Haydi ayağa kalkın! Kedere "paydos" diyebilenlerle yol arkadaşı olun. Kedere yenilenlerle değil; umutlu olanlarla aynı safta olalım! Keder değil umut güçlensin ve serpilsin.