Neydi hayatın anlamı? Sanırım birçok kez hepimiz düşündük bunu.En çok da yaşamın koşuşturmasından yorulup,soluklandığımız zamanlarda.Hiç durmadan denileni yaptık rutin yaşamın içinde,bu yüzden de hep bir şeylere geç kaldık,bazen yeni başlangıçlara bazen de insanlara. Fakat en çok da kendimize geç kaldık.Oysa aradıklarımız yanıbaşımızdaydı, baktığımızda görmediklerimizdi. Belki de içimizdeydi.
 
Bir çok ünvan verdiler bize doğduğumuz andan itibaren.Hiç istiyor musun bunları demeden.Biz de ne dedilerse o olduk. Çocuk dediler ilk, her hatamızı görmezden geldiler fakat yavaş yavaş o ünvanımızı kaybettik. Biz de önce insan olmayı, sonra da insan kalmayı öğrendik.Bazılarımızsa hiç öğrenemediler. Yeri geldi öğrenci olduk, yeri geldi arkadaş yeri geldi anne baba olduk.Sen kimsin dediler doktorum, avukatım,mühendisim diye yanıt verdik.Sanki bizi biz yapan mesleklerimizmiş gibi. Anlam katamadık o soruya. Hiç düşünmedik.
 
Hayatımın anlamı dediğimiz şey değişebilen bir şey midir, tek bir tane midir bilinmez.Kimi annedir hayatın anlamı der kimi dünyayı dolaşmak, kimi ise çektiği acı kadardır der. Ben şudur diyemiyorum açıkcası. Çünkü bence asıl anlam "hayatın" anlamını bulmak değil onu aramaktır. Hayal gibi görürürüm bunu ben. Her insanın çok uzakta hiç ulaşmayacağı bir hayali olmalı. Çünkü insanın bir hayali kalmazsa yolunu, amacını kaybeder. Ona hiç ulaşmayın, ama ondan hiç de vazgeçmeyin. Kendize geç kalmayın.