Sanki nefret yükledik, rüzgârın kanadına,
Fırtınayla kin serptik, her yana inadına.
Gözyaşıyla doldurduk, kardan ak bulutları,
Hüzün saçıp kararttık, tozpembe umutları.
Kirpiklere çiğ düştü, sevsek güller açardı,
Az mutluluk ekseydik, elem uzak kaçardı.
Öfke serpip dondurduk, yüce karlı dağları,
Viraneye döndürdük, gönül denen bağları.
Hobi sandık doldurduk, hayvanları kafese,
Ormanlar hasret kaldı, hayat veren nefese.
Hoşgörüden pay alsak, gülerdi gözlerimiz,
Diken olup batmazdı, kırmazdı sözlerimiz.
Çıkar için dostları, koyduk darda yüzüstü,
Nefsimizi semirttik, ruhumuz bize küstü.
Ürkütünce huzuru, kalplere doldu keder,
Mutluluk kelebekti, kaçırdık ettik heder.
Yaşantımız, manevi hazlardan kaldı uzak,
Huşu vermeyen hayat, insana oldu tuzak.
Umut ömre mum idi, gaflet ile söndürdük,
Hayatımız karardı, biz zindana döndürdük.
Kuruttuk fidanları, meltem sustu dallarda,
Sevecen insanları, dev yaptık masallarda.
Güzellikler yok göçtü, kötülükle başardık,
Bülbül şakıyan yerde, karga öttü şaşırdık.
Yürekler gaddarlaştı, küstürüldü hatırlar,
Şiirlerde duygu yok, tatsız tuzsuz satırlar.
Aşkı hoşlanma sanıp, sevgiyi hakir kıldık,
Ahde vefayı kovduk, terk edildik, yıkıldık.
Şimdi hasım kendimiz, bize nefsimiz rakip,
Dost bilinen gölgemiz, kuşkuyla eder takip.
Affetseydik kovardık, gönlümüzden şerleri,
Mutluluk yağmuruyla, yıkardık gök yerleri,
Yeryüzünde her canlı, mutlak bir şeye yarar,
Bilmeden düşman olduk, öldürüp verdik zarar.
Meğer yaşatmak için, sevmek büyük hünermiş,
Kin, nefret dolan yere, her kötülük tünermiş.