Kürk Mantolu Madonna’da “Erkeklerin bencilliği, kabalığı, beni bir eşya gibi görmelerinden bıktım.  Hiçbir eğilimim olmasa da bir kadına aşık, olmayı tercih ederim” Diyen Maria Puder, Alman maskesi giymiş Rönesans kadın sıfatlı tanıdık Türk kadınıyla birleşmiş bir karakter mi?

Bu meçhul kadın kimdi?

Kürk Mantolu Madonna’daki Maria Puder, İstanbul ve Ankara’daki bohem hayatının en tanınmış kadını Nahit Hanım ile bütünleşmiş ve yaşamış bir karakterdir. Romandaki Raif Bey de Sabahattin Ali’nin dominant sevgilisi karşısında eli ayağına dolaşan, pısırık, edilgen maskesidir. Yani Kürk Mantolu Madonna, aslında Sabahattin Ali ile Nahit Hanım ve Maria Puder aşklarının romanıydı

Zaten Asım Bezirci ile kızı Filiz Ali, “Maria Puder, Berlinli olabilir ama romandaki Maria “bedeni, ruhu ve tavırlarıyla " Ankara'daki Nahit Hanım'ın kopyasıdır” diye teyit etmişlerdi.

Nahit Fıratlı Kimdi?

Nahit Hanım, Sabahattin Ali ile 1926’da İstanbul’da tanışmıştı. Nahit Hanım, Necip Fazıl, Mehmet Fuat Köprülü, Orhan Veli olmak üzere pek çok şair ve yazarın gönlünü kaptırdığı kısa saçlı, şık giyinen, baskın karakterli, erkeklerle çok rahat konuşan sigara ve içki içen, her yönüyle Maria Puder gibi davranan, düşünen, tavırları olan çok rahat bir kadındı.  Etrafındaki "hayran kitlesini “elinde tutuyor ama teslim olmuyordu.

Sabahattin Ali, Yozgat’ta ve Almanya’dayken dahi ona mektuplar yazmış, döndükten sonra oyalamış ama 1932 ‘de Halil Vedat Fıratlıyla evlenmişti.

Nahit Hanım, kısa saçları, maskülen ceketler giyen, erkeklerle entelektüel tartışmalara giren "modern ve bohem" tavırlı biriydi. Klasik müzik ve edebiyat tutkunu çevresi sanatçılardan oluşan evi resmiyette dost, gerçekte ona âşık şairler ve yazarlarla dolup taşan çok yönlü bir kadındı.

Nahit Hanım ve Maria Puder Neden Birleşmiş Karakter  

Maria Puder, romanda erkeksi tavırlı, kürk mantolu, vurdumduymaz, güçlü, entelektüel baskın, özgür, sarsıcı, açık kaçınmayan bir hem bariyer koyan hem de tahrik etmekten kaçınmayan bir karakterde anlatılır. Romanda S. Ali’nin dublörü veya maskesi rolünde olan Raif Efendi’ye "Beni sevmenizi istemiyorum, benden- erkeklerin istediği bir şey istersen her şey biter diye bariyer koyan biridir. Sürekli sorgulayan kendi içini döken Raif Efendi’ye içini döktüren hesaplı kitaplı tavırları ve taktikleri olan bir kadındı. Raif Efendi, onun karşısında ezilip büzülüyor konulan kurallara uyan edilgen bir vaziyette oluyordu.

Peki neden "Maria Puder, Nahit Hanım'ın Berlin dekoruna yerleştirilmiş haliydi. İşte somut benzerlikler.

Her ikisi de vamp tavır, erkeksi bir şıklığı tercih eden, erkeklere karşı da baskın karakterli, sanatçı ruhlu ( Puder , ressam; Nahit Hanım edebiyatçı ve klasik müzik düşkünü) cinsellik ve felsefi tartışmalara giren entelektüel kadınlardı.

Sabahattin Ali, defalarca ilan-ı aşk etmiş, şiirler de yazmış ama Nahit Hanım ona mesafeli durmuş kesin cevap vermemişti. Tıpkı Maria Puder gibi "Beni sevmenizi istemiyorum. Bir şey istersen kaybolurum" diyen bir tavrı vardı. Buna rağmen evine davet ediyor, geziyor, hatta Maria gibi tahrik de ediyordu.

Her iki kadın da çağına aykırı duran, “hanım hanımcık kadın” tipinden uzaktaydı. İkisi de ulaşılmaz, erişilmez, baş edilmez dominant kadınlardı. İkisi de geleneksel kadın-erkek ilişkisine karşı; çok şık ceketler, kürklü mantolar giyen, erişilmez tavırlı, erkek egemenliğine kafa tutan kadınlardı.  ."Kürk Manto”, ikisinin de ortak siluetiydi. "Sabahattin Ali, Maria Puder'i de sevmiş ama Nahit Hanım'ı o kadında aramıştı. Her iki kadının da ilk tercihi olamamış, iki kadın kürk manto içinde bütünleşmiş, iki kadından ortak bir karakter çıkmıştı.

İkisi de cinsiyetten ziyade ruhlarını temsil eden "sevgili" olmaktan öte, ulaşılamaz kadınlardı.

Bu yüzden ikisi de "benden kadınlık bekleme, arkadaş kalalım diyen üslupla konuşmuştu.

İşte bu nedenlerle Maria Puder, "edebiyatımızın arşivcisi", sır küpü hatta kara kutusu olan Nahit Hanım’ın romandaki dublörüdür

Sabahattin Ali, sürekli olarak entelektüel, ulaşılmaz, "hükmeden" kadınlara aşık olmuş, erkekleri peşlerinden koşturan ama boyun eğmeyen Nahit Hanım ve Maria Puder aşkından acılarla ayrılmıştı.