Edebiyat Sanat Akademisi`nin değerli kurucusu ve yöneticisi Sn; Şahamettin Kuzucular hocamın beni arayıp” Sizleri de Batmanda`ki etkinlikte aramızda görmekten memnun oluruz” davetini alınca, bugüne kadar gidip görmek isteyip de göremediğim yerleri görme fırsatını bulmanın mutluluğu yanında endişelenmedim desem yalan olur.
Nasıl endişe duymaz ki insan, yıllardır Güneydoğumuzu kasıp kavuran ve ülkemizin maddi manevi enerjisinin yüzde altmışını alıp götüren terör belasının, tam odak noktasına yolculuk yapacaksın ve endişe duymayacaksın? Bu, her baba yiğidin harcı değildi, bizim de olmadı.
İstanbul`dan bindiğimiz uçak Batman semalarına varınca duyduğum endişe biraz daha arttı… İnince ne ile karşılaşacağımı tahmin edememenin verdiği endişe duygusu, ayağımı yere basıp etrafıma süzen gözlerle bakınca, yavaş yavaş yerini tatlı bir şaşkınlıkla gülümsemeye bıraktı.
Devletimiz çok modern bir havaalanı yapmış Batman`a, tertemiz, her yanı pırıl pırıl, bunun yanında çalışanları da öyle. Havaalanından çıkar çıkmaz göz alabildiğince uzanan yemyeşil ekili tarlalar, meyve bahçeleri karşıladı bizi. İnsanları da öyle; bizi şehir merkezine götürecek servis aracını beklerken, insanlarının ne kadar cana yakın ve dost canlısı aynı zamanda misafir perver olduklarını konuşmaları, hal ve tavırlarından anlamamız çok zor olmadı.
Servisimiz gelince, daha önce Hatay Dörtyol`da tanışma imkânı bulduğum değerli hocam Şahin Mutlu beyefendi`yi gördüm. Onun yanında gelen servis şoförünün ve yardımcı arkadaşların da en az Şahin hocam kadar beyefendi olduklarını söylemeden geçemeyeceğim,
Şehir merkezine çok uzak olmayan havaalanından merkeze gelinceye kadar, yol boyu etrafıma bakınarak şehir ve insanları hakkında fikir edinmeye çalıştım. İlk izlenimim; son yıllarda Türkiye genelinde gezdiğim yerler arasında Batman`da gördüğüm ekili alanların çokluğu (Öyleki hiç boş tarla yok etrafta hepsi ekilmiş) karşısında Batmanlılar`in çalışkan insanlar olduğuydu.
İkinci olarak; neredeyse şehrin içi denebilecek yerlerde hâlâ koyun, keçi sürüleri vardi, bu da gösteriyor ki Batman halkı her türlü terör tehdidine rağmen çalışma azmini yitirmemişti.
Yollarda Batmanın plaka numarası olan 72 den daha çok diğer şehirlerimize ait plakalı araçların olması, beni şaşırtmadı dersem yalan olur, Daha sonra sebebini sorunca, Trafik ve kasko fiyatlarından kaynaklı olduğunu ögrendim. Burayi,terör olayları dolayısıyla "riskli bölge" olarak algılayan sigorta şirketleri, iki katı fiyat istiyormuş insanlardan, onlar da bu sorunu başka ile ait plaka alarak aşmışlar.
Caddelerinin, sokaklarının temizliği ayrıca dikkat çeken bir konu.
Konaklayacağımız otele varınca, otel personelinin güleç yüzü ve kibarlığı, aynı zamanda akıcı bir Türkçe ile konuşmaları da rahatlamamızda ayrı bir etken olmuştu.
Otelimize yerleşip bir yorgunluk çayı içtikten sonra, ilk etkinlik olarak Batman`la özdeşleşen petrol kuyularına ilk gezimizi yapmak üzere yola çıkıyoruz. Yol boyunca ilk izlenimlerimi daha da pekiştirecek görüntülere sahit oluyoruz.
Sağ ve solumuzda yemyeşil ekin tarlaları, o tarlaların aralarında sayıları değişen koyun sürüleri, tarlasında çalışmaya gitmiş insanların görüntüleri hoş bir ferahlık veriyor ruhlarımıza, Şu tesbitimi de paylaşmadan geçemeyeceğim; bundan yirmi yıl önce, tarlada çalışan insanların etrafında at, eşek , katır ya da öküz türünden binek ve yük taşıma hayvanları olurdu, şimdi ise her tarlaya giden köylü kardeşimiz, ya kamyonet ya da binek arabalarla gelmis, bu görüntü Devletimizin ve milletimizin yaşam şartlarının geliştiğinin bir göstergesi olarak dikkate alınması gereken bir konu.
Tatlı bir rampayı kişneyen at homurtularına benzeyen bir sesle çıkan otobüsümüz tepeyi aşınca, tam karşımızda bir petrol sondaj makinesini gördük. Bize sanki “Hoş geldiniz sefa getirdiniz” der gibi başını aşağı yukarı sallıyordu, ilk defa böyle bir petrol kuyusu görmenin verdiği duygu ile Türkiye Petrolleri Raman Bölge Müdürlüğü Yerleşkesinde` ki misafirhane ve kültür salonunun önünde indik aracımızdan.
Burada öğrendim ki değerli şairim Ecir Demirkıran dostum da bu müessede Müdür olarak görev yapıyormuş.
Dost canlısı insanlar karşıladı bizleri, "Hoşgeldiniz" faslından sonra, bizi selamlayan Sondaj kuyusunun başında ki "At başı" tabir edilen devasa makinanın yanına gidiyoruz topluca, Burada bize Petrolün nasıl bulunup çıkarıldığı hakkında açıklayıcı bilgiler sunuyor, değerli müdürümüz.
Türkiye`deki petrol rezervi, günlük üretim, günlük tüketim, cıkan petrolün yoğunluk ve akıcılığı konusunda doyurucu bir bilgi aktarımından sonra hatıra fotoğrafı çekimleri yapıyoruz. Bu arada etrafta onlarca kuyu başında başlarını sallayan at başları görülüyor hiç durmadan yer altındaki petrolü, gün yüzüne çıkarmak için çalışıyorlar, inşallah sayıları daha da artarak ülkemizin dışa bağımlılığından kurtulmasına yardımcı olurlar.
Tekrar yemekhaneye geçiyoruz… bir yorgunluk çayı ve kahvesinin yanında ikram edilen çeşitli yiyeceklerle güzel bir zamanın daha sonuna geliyoruz,
Hoşgörülü, gönlü yüce insanların yaşadığı yer olan Batman`daki otelimize dönmek üzere oradan ayrılıyoruz. Yarın nasip olursa, Siirt ve Tillo`ya yaptığımız geziyi yazacağım inşallah…