Bir hastane odasından veya bir hasta yatağından nasıl görünür akıp giden hayat? Birçoğumuzun, monotonluğundan veya koşuşturmasından çoğu zaman yakındığımız hayat koşuşturması onlar için çok şey ifade eder.
Hayatın dışında olmak acı verir insana. Ama en çok acı verecek olan da nefes alıp verirken ruhen hayatın dışında kalmaktır. Ruhunun bir hastalığa hapsolmasıdır. Aldığın nefesin zevkini, yeri geldiğinde hayat mücadelesinin farkında olmamaktır. Beden sağlam ama ruh hastadır ve tabii sevenlerin de senin için hep yastadır. Ne acıdır ruhun hastalanması! Hani üşütünce bedenin hasta olur da iyileşmenin yollarını ararsın ya, ruhun üşüyüp savrulunca her şey daha acı bir seyir kazanır.
Yıllar önce Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi' ne bir röportaj için gitmiştim. Oradaki dünya her adımda farklı duygu ve düşüncelere alıp götürüyor. Bazı hastaların (ileri derecede olmayanlar) yaptıkları eserlerin sergilendiği bir salonu gezmiştim. Ne muhteşem ederler vardı. Resimde ve çeşitli el sanatlarında sergilenen eserler çok etkilemişti beni. Yetenek ruhun derinliklerindeki yerini koruyor diye düşünmüştüm. Her eser onların saklı dünyalarının bir yansımasıydı. Ama acı vermişti bana bu manzara. Yetenek var olsa da hayatlarındaki fırtınalar onları oraya savurmuştu.
Bedensel engeller kişiye acı verse de ruh sağlığındaki bozulmalar kişiyi yaşamın dışında bıraktığı için daha acıklı gelişmelere neden oluyor. Zihinsel engellerde de benzer acı tablolara şahit oluyoruz ama belki eğitimle hayata tutunabiliyorlar. Hayat nice zorluklarla dolu. Öyle ki bazen sahip olduklarımızın yeterince farkında olmadığımızı ve sahip olduklarımıza yeterince şükretmediğimizi düşünüyorum.
Diliyorum ki hiçbir zorluk bizi yıldırmasın ve ruhumuz hayatın fırtınalarıyla savrulmasın! Ruhumuzu manevi zenginliklerle güçlendirelim ki yaşama sımsıkı tutunabilelim. Sevginin sabrın ve sağlam bir inancın gücüyle "hayata sağlıkla devam" diyebilmek, mübarek Ramazan ayının güzel ikliminde ruhumuzu daha da güçlendirmek dileğiyle!
15.05.2018
MANEVİ İKLİMDE GÜÇLENMEK
♡