bu eser 29-08-2013 tarihinde günün yazısı seçilmiştir


Kullanılan kavramlarda, tarihsel olmayan bilgi ve düşünce yanlıştır. Bir düşünce tarihsel nosyonları içinde hareketle değişe dönüşe tarihselleşir. İşlevinin bittiği yerde o anlamın üzerine yeni devinimli kavramlar ikame olur.

 

Bir okur daha kafadan şunu bilecek. Millet kavramı süreçleri boyunca totemi etnik yapılar temasından doğmuştur. Millet olan topluluklar (toplum değil) kendisini inançlar üzerinde tanımlayan inanç eksenli birliktirler. Nuh Milleti, İbrahim’i Milletler, Musa Milleti gibi.

 

Üreten ilişkiler, üretimden kaynaklı değiş tokuş, ticaret, karşılıklı bağıntılı totem mesleğinden kaynaklı işbölüşümlü nedenlerden ötürü bir yandan toplumsal yapıyı inşa ederken, diğer yandan ittifakı her bir totem grupların, özel ve öznel yaşamlarını; millet olmanın inanç bağlamlı zaman zemin düzlemi içinde bir araya gelen yapıyı; millet olmanın fikri kavil ve adlandırması üzerinde  oluşturup sindirtiyorlardı.

Totem Mesleği

 

Toplumlar içindeki iş bölüşümü; sen şunu yap, ben bunu yapayım kabili düşünüşle, paylaşılmış; öznel idealize edilmiş bir düşünce süreci değildir. İttifaka gelen grubun genelinde bir totem mesleği vardır.

 

Söz gelimi ittifaka gelen sosyal birlikti bir etnik grup koyun yetiştiriciliği üzerine bir totem mesleğine sahipse; diğer bir grup ta, at yetiştiriciliği totem mesleğine veya buğday yetiştiriciliği totem mesleğine ya da balık tutan, demir döven bir totem mesleğine zaten sahiptiler.

 

Hediyeleşme, karşılıklı ürün değişme, gibi süreçler sonrası temas eden yapılar yağmacı gruplara karşı ve üreten yapının bir arada olmakla düzenleşimleri gibi birçok nedenlerden ötürü yan yana yaşamağa başlayacaklardı.

 

Bir araya gelen etnik grupların görünümü grupların totem mesleklerden ötürü sanki bir iş bölüşümü yapılmış gibi görünüp; insan bilincine yansımaya başladı. İttifakın her bir insanları görüntünün bilincini edindi. Bu bilinci birbirine demek zorunda kaldılar. Bu yansıma kaynaklı, ittifak içi karşılıklı bağıntılara da yükümlenmek ya da iş bölüşümü dediler.

 

İş bölüşümü düşünülüp bulunan bir kavram olmayıp, ittifakı girişme içinde yansıyan, takas bağıntılı görüntünün bilincine varımdaki adlandırılmadır. Bir totem grup, ittifak içine; üreten hünerli emeği ile belli bir işi, ata mesleği oluşla yapmanın uzmanlaşmasıyla o işi yapa geldiler.  

 

Totemi totem kılan anlamlardan birisi de totem mesleğidir.  Atalar deneyimi oluşla kuşaktan kuşağa aktarımlarla harfi harfine uygulamasını yapa geldiği iş, etnik gruba özgü; grup ya da TOTEM bilgisiydi.

 

İmparatorluklar, millet kavramını tek tanrı ülküsü içinde tek inançtan ya da tek tanrı inancı içinde müsamaha etmenin, tek millet ya da tek uyruk olma tecrübe ve deneyimidirler. Büyüyen imparatoru yapı kendi değişme dönüşme ve sentezlerinin kesikli sürekliliğinden ötürü parçalanmak zorundaydı.

 

İmparatorluklar; vatandaşlık, katılımcı meşrutiyeti yönetimlerin cumhuriyet ve demokrasi rejimleri aksamlı regülasyonuyla ve yine emek, hak, hukuk, insan hakları, sosyal sigortalar, emeklilikler gibi bir yığın zaman zemin üretim tüketim ilişkilerine denk düşmeli kesikli sürekli süreç olgu ve olaylarıyla; ulus denilen yapılara ayrıldı. Ulus devletler tam anlamıyla emek ve üretimin, belirleyiciliği üzerinde eksen olunmanın bilincine varılmış toplumlar dizaynlı organizasyondurlar.

 

Ulus devletler, millet ekseninde paylaşılan yapı tutkalı yerine toplumun vergi veren vatandaşı olma, emek yoğun toplumun uyruğunda olma. Toplumda üreten kişinin, sosyal hayatta bir eşi  vardır. Bu eş toplumda değiştirilebilir bir emek ütretmiyor olabilir.

 

Toplumda üretim yapan kişinin eşi oluşla, çalışmayan kişi ev ekonomisine katkısı olmaktan ötürü, üreten kişiyi toplumda üretime hazır kılmasıyla, çalışmayan eşler  o toplumun vatandaşı olma özelliğini kazanır. Yani çalışan kişi bağı üzerinde, vatandaşlığa tabiidir. Çalışmayan eşin inancı olmaya bilir, etnik takılmaya bilir. Millet kavramının böylesi yetersizliğine izafeten ulus kavramı inşa olmuştur.

 

Günümüzde Milleti olmanın hususları, kişisel hak ve insan hakkı olmakla özel, öznel hayatın konu ve meselesi oldu.  Böylece inanç tanımlı millet, toplumun bir argümanı değildir. Önce Müslümanım, sonra türküm; ya da önce Türküm, sonra Müslümanım; diyen tanım birleştiriciliği tarihe karışmıştır.

 

Milletin yapısı olan, inanç, gelenek, örf, mezhep ve etnik yapılar; şimdiye göre hayali kaldı. Ulus denen yapı,  millet gibi öznel soyut anlam üzerine bir inşa değildir. Ulus daha spesifik emek eksenli, çalışma hayatının üretme ve düzenlenmesinden kaynaklı girişme ve bağıntılardan müştemilat bir yurttaşlık veya vatandaşlık organizasyonlar birliğiydi. Vatandaşlık, asla ve asla inanç ve mezhep, ırk, etnik yapı gibi anlama ve anlatımları içermez. İçermemeli de.


Sürecek