Ön ittifaklı kolektif yapı içinde biz demenin yerine şimdi oligarşi
içinde mülk sahibi olup ta yöneten güçlerin zikri içinde biz demenin birliği
(tevhidi) vardı. Ve biz demenin tevhit dilini kullanan kişileri vardı. Biz
diyen zikir, kişi sahipli yöneten mülk egemenliğiydi. Oligarşinler biz diyen
düzey, düzlemin zikri içindeydiler.
Monarşin ve oligarşin gücün elinden mülkü yani mülkün
dileme, isteme gibi özne gücü irade ve zikri çekip aldınız mı, yönetemiyordu.
Yönetemedi mi, mülkün sahibi olamıyordu. Oligarşin durum kolektif güç üzerine
oturmakla mülki sahipler arası yöneten ortaklıktı.
Hiç kimseyle ortaklığı olmayan tekil ve monoteist monarşiler,
kendileri arası birleşmelerle yöneten oligarşin bir takım erki olan ortaklıklardı.
Monoteist monarşiler; oligarşi ile oligarşiler arası yöneten mülki kolektif
yapıydılar. Hükmeden, hükümdarlıkları
olan mülki (devleti) güçlerdiler.
Her bir mülk kendi iç işleyiş düzenli kural sıralamasına
sahipti. Her bir düzen mono sahiplik olmakla bir araya gelen oligarşin sahipli
mülklerin de birbirine karşılık bağıntı olmasını giriştirip düzenleyen dış
işleyişle organize eden kurallar vardı.
Bu kurallar organizesi ve bu mülki egemenliği sürdürmenin,
güç kullanma; gücü devamlı kılma ile bu gücü zikreden özelliğiyle de
oligarşinin devlet olma; devletli olma çevrimi vardı. Monarşiler bir kök salma,
bir kökleşme, bir tutunma süreciydiler. Oligarşiler dıştan organize monarşin
güç ittifaklarıydı.
"O" söylemi mülk sahibiydi. Böylece monarşin güç ve
monoteisttik zikirce yönetendi. O söylemi mülkü ve sözü olan tekil bir erk
gücüydü. Mülk sahibi olan “O”; köle dediğimiz, mülk ve söz yoksunu insana da
sahipti. Üretim nesnesine de sahipti. Monarşi, mülkün sahiplik gücüydü.
Monoteisttik oluş ta mülkün buyuran zikir gücüydü. Dolaysıyla “O” mülkün
meşruiyet gücüydü. Ve O, mülk sahibi ile mülk içinde çalışmaya muhtaçlığı
olanlar arasında çalışma akdi düzenleyen zikre iman, edilendi.
Mülkün ve mülk söyleminin ortaya çıkışı, kolektif simetriyi
parçalayan durumdu. Kolektif simetriyi parçalayan durumda bir mülk sahipli
yüksek potansiyel gücü veya yüksek potansiyel kuvveti ortaya kondu. Bir de kolektif
güç ve kolektif güç organizeni mülkten yoksun olanlar vardı. Alçak potansiyelli
mülke doğru çalışma akışı olan zayıf bir kuvvet durumdular.
Sahipler mülk denilen özne nesnel kolektif güç ile
davranıyorlardı. Köleler kolektif gücün unsuru olmak dışında, sahipliği ve
zikri olmayan alçak potansiyelli, etkiye açık düşük enerjili durumdular. Kolektif
oluşun özne nesnel ortak bağ enerjisi olan hukuk, köleci yapı içinde görünürde
zikirdi.
Köleci yapı içinde hukuk sahiplerin sesiydi (fikri ve
zikriydi). Hukuk dâhil de kolektif güç ile ortaya konan icbar imge imleçle kolektif
bir hukuktu. Zahir de yüksek potansiyelli güç olan etki ile mülk yoksunu
kişiler arasında mülkle girişen kolektif emeği, kul olarak ahit ediyordu.
Yani ister monoteist yapı olsun, ister oligarşin yapı olsun;
her iki yapıda da hukuk kolektif güç ile ortaklaşma yerine, sahiplik eksenine
göre işleyişle birlikte kul olma hukuktu. Töreydi. Yasaydı.
İlk izole monoteist ve monarşin kökleşmeyi oluşan köleci
dönemde, köleci ahit içindeki mülk yoksunu kişiler veya sahipliği olmayan insan
da mülk kapsamı içindeydi. Kul olarak anılan (zikir olan) söylemler de kabuldü.
Kişiler gücü (köleler gücü) özne nesneler arası girişmeye ortaklaş olan toplam ile
kolektif güçtü. Yansıma kuralını hatırlayınız.
Üreten, sağlatan ortaklaşması olan kolektif yapının kırılan
simetrisi içindeki yapı; şimdi göç veren, sürülen (kolektif oluş bilincinde
kopan travmaydı. Kişi ortak anılı geçmiş hukuk yaşamı içinde koptu. Bu kopuş
tekil kişimizde kolektif zırhtan (güvenceden) yoksun kalmanın düşünce
fırtınalarıydı.
Kişi bu düşünce fırtınaları içinde yalnızlığa doğru yelken
açmanın teslimiyetine veya bir sığınak limana duyulan güvence duyguların
gölgeleri büyütülmekle; bu duygular içte kopan tufandı. İşte bu tufan nedenle
kırılan kolektif simetri güçleri ayrılık (göç) verdi. Veya kimi yerinde kaldı.
Göç verenler ve yerinde kalanlar kendi aralarında tek tek
mülk sahipleri olan o seçilmiş kişi etrafında boy ittifakı ile izolasyonlu olan
ahittiler. Kırılan simetri kuvvetleri eski totem yapılar ayrışması gibi
düşünülse de bunlar tek tip sosyal mantıkla olan totem gruba göre çoklu
düşünmenin toplum damgasını yemiş kişiler olmakla; totem yapı kültür özellikli,
toplumsal kapasite damgalı boylardı.
Ahitle oluşan monarşin ve monoteist birlik; gerçek hukuka
dayalı kolektif meşruiyetle olamamanın yerine iman eden köleci ahidin
inanıcılarıydı. Ahit meşrulaşması; kolektif olan karşısında, vaat eden, söz
söyleyen sözün sahibi ise; vaat sahibine (ona mülk sahibine) ve mülk sahibinin
(onun) böyle böyle dediğine, sorgusuz sualsiz iman etmeydi.
Kısaca kolektif inşa içinde özgecil, ortaklaşan kolektif
simetri vardı. Kırılan özgecil simetri
ile simetriyi kıran bağ koparıcı tutum; kişi benci yönelimlerdi. Kişi benci
eğim içinde zikir yoğunlaştı. Bu yoğunluk içindeki seçilmiş kişiler ekseninde kişi
benci güç parçalanmaları oluştu.
Kişi benci zikir yoğunlaşmasını bilmeyen, bu yoğunlaşmayı
taşımayan kişiler vardı. Bu kişiler, simetri kırılması geçiren çevrelerindeki kırıklı
güç parçalarının içine hapis oldular. Kırılan çevrede kolektif güç güvencesi
yoktu. Kolektif garantiden yoksun kalan kişiler yalnızlık duygulu travmaya
kapıldılar.
Kolektif bilinç taşıyan kişiler, kırıklı çevrede kolektif
gücü bulamamakla travma yaşadılar. Bu travma ile kişiler, kırıklı parça
içindeki kişi benci zikri yoğunluk merkezine iltica (sığınma) ettiler. Kişi
benci yoğunlaşma ortak simetriyi kırdı. Kırıklı yapı yoğunlaşması veren süreçle
kimi kişiler mülk sahibi oldu.
MÜLK SÖYLEMİ KÜMÜLATİFTİ: MÜLK, KOLEKTİF ÜRETİM NESNELERİYLE
KOLEKTİF EMEK SAHİBİ KİŞİLER TOPLAMIYDI. Kişi de mülktü. Biri olmazsa diğeri
olmuyordu. Her iki girişme kolektif güçtü.
Kişi eylemli zaman demek, tekil kişinin doğada yalnız başına
avcı toplayıcı olduğu dönemdi. Kişi kendi korunmasını, kendi savunmasını vs.
tek başına kendisinin yaptığı bileşik zamanlı tüm günlük eylemdi.
Kolektif güç de kişi eylemli ortaklaşan zamanlar
simetrisiydi. Ortak güç kişi eylemli zamanı kısalttı. Kısalan kişi eylemli süreç
diğer yandan kolektif alan içinde artan bir boş zamanın uzaması oluyordu.
Yani kolektif güç içinde ortaklaşa olan örneğin kişi eylemli
avcı toplayıcı zaman; hem diğer kişilerin avcı toplayıcı zamanını karşılamaya
dönüşüyordu. Hem kolektif birim zamandan ötürü avcı toplayıcı zamanın süresi
kısalıyordu. Kısalan avcı toplayıcı zamanda boşluk enerjili uzayan bir boş
zaman ortaya çıkıyordu.
Boş zaman demek kolektif alan içinde, kolektif kapasite gücü
ile meraktan kaynaklı yeni süreç zamanlara yol alan kolektif bir evrilmeydi. Bu
durum kolektif birim zamandan ötürü böyle oluyordu.
Kolektif birim zaman içinde üstel çarpanı belirsizle belirli
olmanın durumları vardı. Kolektif alan kolektif kapasite ile sürekli dalga
hareketi, kişi akışla parçacık hareketi olan; kesikli süreklilikti.
Tekil mülk sahipliği, kolektif kapasite ile tekil kişi
erkine dönüşen monoteist güçtü. İlk zikirler "O" denen ve kolektif
yetenekli kolektif güce sahip olan izole, monarşin dönemlere ait söylemlerdi.
O diye biçimlenen söylemlerin her biri izole monarşin
dönemlere ait atıf zikirler olmakla, monarşin ve monoteist söylemlere
sahiplikti.
Monarşin yapı bile birçok "kolektif üretim nesnelerine,
kölelere sahip olmanın" mecmuaydı. Bu mecmua kapasiteler bir kişiye ait
sahiplik olmakla; gücün tekilliği olan monarşiydi.
Monarşi "O'ydu" Değilse bir yapının adı ne olursa olsun o yapı çokluğun ortaklaşma gücü olmaktan asla kurtulamıyordu. Çünkü atom ve atomik inşa ile her şey molekülerdi (bileşen, bileşik yapılardı).