Sayılı günler kaldı Ramazan' ın o bambaşka güzelliklerine. Ruhen ve bedenen farklı bir boyuta doğru yolculuk başlar her Ramazan'da.
Zaman kavramı yoğun bir anlam kazanır. Bir bardak su ve bir lokma ekmek zenginleşir gözümüzde. Sofralar zenginleşir...Gönüllerde ve gözlerde nimetlerin değeri daha fazla fark edilir. Ramazan; hem evlerde hem gönüllerde hem de İslam âleminde heyecanla karşılanır. Hoş bir sada bırakarak veda eder. Coşkuyla, heyecanla ve kendine has bereketiyle geçen bu güzel ay, yine kendine has bir hüzünle son bulur. Ancak, bayramla buluşmamız bu hüznü sevince dönüştürür. Ramazan 'da yeni zaman dilimlerini yaşarız.: Sahur, iftar saati, teravih gibi. Her biri kendi içinde ayrı bir heyecanı ve güzelliği barındırır.
Tatlı bir koşuşturma yaşanır hanelerde, sokaklarda, camilerde ve iftar sofralarının kurulduğu bütün mekânlarda. Nasıl sevilmez böyle nadide bir zaman dilimi! Nasıl da iple çekilmez o "Ayların Sultanı"! O iftar ve sahur sofralarındaki bereket ve kenetlenme; o farklı lezzet, başka hangi ayda yaşanır ki? Sadece Ramazan ayının güzellikleridir bunlar. Açın, susamışın halinden anladığımız aydır bu ay. Kanaat etme, nefis terbiyesi, davranışlarımızı da güzelleştirme ayıdır Ramazan. Bilimin de desteklediği bir süreçtir. Tabii gerçek manada ve bilinçle yaşandığı sürece.
Nefsimizin isteklerini erteleme ve bastırabilme kabiliyetini kazandırır. Bir durulma, sakinleşme ve olgunlaşma yaşarız çoğumuz. Bazıları zorlansa da, zoru başarma sınavı verir. Ramazan' ın bütün bu güzelliklerinden, çok istese de oruç tutamadığı için tam anlamıyla yaşayamayanlar da var. Ama manevî bağını koparmadığı sürece bu güzellikleri- oruç tutma dışındaki- yaşayabiliyordur. Yeter ki gönlü Ramazan'a sevdalı olsun. Bu ayın feyzinden istifadeye gönül kapısı açık olsun.
Eğer nefsinizin isteklerine gem vurabiliyorsanız, sağlığımız da buna izin veriyorsa, bu mübarek ayı, bir huşu içerisinde gönül dünyanıza davet etmeye ne dersiniz? Bakın nasıl da bir şölen yaşar manevî dünyanız! Sofralardaki bereket ve lezzet, ruhumuza da lezzet olur. Güzellikler de bereketlenir. Kulaklar, akşam ezanıyla; gözler, iftar sofralarındaki bereketle ve diller dualarla bezenir. Ekranlar, Ramazan programlarıyla apayrı bir akış kazanır.
En fakirin sofrasına bile Ramazan'ın zenginliği yansır. Başka bir özenle ve başka bir ruhla kurulur sofralar. Bir de bakan gözlerde ve gönüllerde bereket, kanaat varsa ne muhteşem görünür o ekmek, birkaç zeytin ve bir tas çorba... Aynı anda lezzetlerle buluşur kaşıklar, çatallar. Suya uzanan ellerle, aynı anda ferahlar kuruyan dudaklar. Sahur vaktinde de ayrı bir heyecanla tanışır gönüller. Evlerin yanan ışıkları kalplerde de yanar. Aralanan gözlerle sahur saatinde de güzellikler yaşanır.
Her anı ayrı bir lezzettir hem gönlümüz hem yeme içme zevkimiz için. Güllaç da tatlıların sultanı olur. Fırınların önündeki pide kuyrukları da Ramazan'ın klasiklerindendir. Elbette, sadece, yemeden içmeden belirli bir zaman uzak durmakla varılmaz bu ayın lezzetine. Güzel olan davranışlara da yatkınlığımızı arttırarak yaşayabiliriz bu feyizli ayın güzelliklerini.
Ramazan, her yıl hoş gelir ve bizleri bayramın neşesiyle başbaşa bırakıp veda eder. Bizler de "on iki ayın sultanı"nı hoş bir şekilde ağırlayabilir, hakkını verebilirsek ve gönül dünyamızda bıraktığı hoş sadadan bir güzellik alabilirsek ne mutlu!
Ramazan'ınız şimdiden mübarek olsun!