MÜFTÜLÜKTEN DERVİŞLİĞE-6
Yunus âlim, müftü idi,
Tabduk âma, ümmi idi.
Bir gün Tabduk’un dervişi,
Akla takılan bir işi,
Müftüden sormayı diler,
Müşkülüne fetva ister.
Fetvasını alıp döner,
Bir de şeyhe sorayım der.
Gelip şeyhin huzuruna,
Fetvayı gösterir ona,
Şeyh fetvayı yanlış bulur,
“Düzeltmek gerek buyurur.”
Bunu duyan müftü Yunus,
Şeyhe varır “Nedir husus,”
“Tabduk dahi dedi ona,
Filan kitap şahit buna.
Meselenin aslı şudur,
Filan babda yazılıdır.”
Yunus dönüp geri gitti,
O kitaptan tahkik etti.
Şeyh haklıdır, bakıp görür,
Gelip diler şeyhten özür.
Mürit olmak diler ondan,
Tabduk pek yüz vermez önden.
“Sen ki ilim sahibisin,
Hem de varlıklı birisin,
Bizler fakir dervişleriz,
Ümmi, sıradan kimseyiz.”
Fakat Yunus ısrar eder,
Dergâha kabulün diler.
Dervişliktir kutlu düşü,
Atar fikrinden teşvişi,
Müftülükten ayrılarak,
Maldan mülkten sıyrılarak
Gelir Tabduk’a yalvarır
Huzurunda ikrar verir
Artık yoktur hiçbir nesnem,
Dervişliktir gönlüme em.
Tabduk derki; “Tamam lakin
İlm-i zahirden de sakın.”
Bilmem sözünü vird eyle
Ne sorsalar bilmem söyle.”
Bir süre böylece geçer,
Ne sorulsa hep bilmem der.
Bu vird ile huzur bulur,
Müritliğe kabul olur.
İbrahim Sağır