Hatırlıydı, imajineldi

Üzmemeliydik, dayımızdı; Dodo'yu!

Çare olmaz, yetersizlikler ve dünler

Bekletmemek gerekti insanlara Godo'yu

 

Pamukova'da başlamıştı 41 canla

Bin sekiz yüz'lü yıl kazalarına gitmekle sürer

Kevgire dönüşle zirveler sınırda çıkan giren

Üzerine rüzgâr yazmakla; diyorlardı ki, “hızlı tren”

 

Bilişsel yönetsel dönüşmemekle, yetmezliğin

Bir de usulsüzlüklere olursun, işin kayırmacılığı

Olmakta ölümlerle, ötekileştirmenin ayırmacı lığı

 

Pısmak susmak değil HES doğrusu

Evdekiler açtı, ocağa aç girmişti ölüm; PES doğrusu

 

Onlardan önce

Aklı kullanmak vardı; bilimi, tartışmayı sürerken

Şimdi kaderi anlımıza raptedip; büküp dürerken

Bir elimizde biat, bir elimizde takdiri ilahi

Bunlar için ölüyorduk, vallahi billahi

 

Ben özlemlerime küsmüşüm

Kucak açmış geliyor

"Bak anan" dediler

Gözlerimde fer sönmüş

Zorluklara düşmüş anlımda

"Bak yar" dediler

 

Üstte açlık kesin

Altta ölüm bir olasılıktı ikilemde

"Ya Allah bismillah" nidalarıyla

Talan tuzakları canlara açılır

Ne dik durur başlar

Ne daha baştan dökülür yaşlar

Ölüm okuyucuları başlar

Fıtratı karakterden

Takdiri ilahiyle

Lafın bini bir saçılır

Birinden diğerine

Taksirli kaçılır

Meyusuna bir düşte

Çiğnenirken üstümüzde

Mağduruna oynayıp küste

Ama masumiyete "nalan" diyorlar

 

Kazalar kahreder dilim dilim

Zannedersin ağıta çok yatkın dilim

"Güzel öldüler” den, buraya geliniyordu

Ne öncesi önemliydi

Ne sonraki kazalar dönemli

Küpe bulunmamıştı ki hala gözler nemli

Üç yüz bir candan sonra, yine;

İşin aracı, şefaatçileri soruldu

Hışımla; “içerdeki 18 ölü mü?

İstirhamcılar mı daha önemli” ye yoruldu?

 

Bilim ve teknoloji

Önlenebilir öngörülenler için vardı

Ama kimine kâr, kimine dardı!

 

Yok edilmişti örgütlenme ve sendikalar

Taşeronlaşma, dayı başı denerek

"Daha dikkat", diye rica ediliyordu işverene

Mesuliyeti, ricacı kılıp,

Ranta alt edilmekle; yenerek

 

Dışta kaal alınmazlığa deruni siyaset

İçte çaresizliğe derin rica

Kimi su boğmasına karşı duada

Kimi çare diye tesbih çevirir nefesle şifada

Kimi der kader anlımdaysa esmer karam

Kimi der; "göçük alanında çay içmek bile haram"

Öngörü yok, önlem yok sorumluluklar kail değil

Düşünceler iltica

Kimisi parmak boğumları ile mırıltılıdır zikirde

Kimi bunlar işin karakteri derken özgür fikirde

"Cehalet" enflasyonu dediler

 

Yananda yanmayanda

Memleketin ocakları

Haraç mezat

Ruhsatı usulsüz,

Kapitali usulsüz

İşletmesi usulsüz

Böyle ürperir ölümüz

Abdestsiz gusülsüz

Siz dinlediniz

Biz cümbür cemaat söyleşe çaldıkta

Bütün önlenebilir önlemleri aldıkta!!

Üçler beşler yediler

Takdiri ilahi diyor...

Yalan dediler.

 

01.11.2014

 

HES:                 Küçük, temiz akarsu su kaynakları üzerine kurulan Hidro Elektrik Santrallerine (HES) karşı direniş

Nalan:              ağlayan, inleyen, sızlanan

Küpe bulmak: Bir durumda ders çıkarıp kulağa küpe etmek

İstirham:          özellikle usulsüz bir iş için yalvararak aracılık istemek.

Mesuliyet:       sorumluluk duygusu

Meyus:             üzgün, hayal kırıklığı, umutsuz karamsar, yeise (derin kedere) düşmüş.

Mukaddime:   Bir olayın başlangıcı, ön söz, takdim etme

 

Çalışma ve sosyal güvenlik bakanı: "Biz kapatıyoruz elli ricacı girince araya, açmak zorunda kalıyoruz" dedi!!! 28.10.2014 görsel yayından. Yani ruhsatın ve işletmenin usulsüz olduğunu sorumlular da bilmektedir, deniyor.

                                      

"Biz ruhsatı ve işletmeyi usulüne göre verdik diyemeyenler "ya Allah bismillah"; " hayırlı olsun" nidalarıyla durumu gargaraya getirip, insanları "ölüm ocaklarına sürüyorlardı" demek. Suçlu olan, "Allah diledi" diye suçu "Allah'ın" üzerine atıp, "fıtrat" diyenlerdi"; deniyor.

 

Başbakan; "İşverenden rica ediyorum, işçilerin hayatını daha dikkate alsınlar!!! İşçiler siz de haklarınızın takipçisi olun!!!" (30.10.2014 televizyon ve yazılı basından)

 

Başbakan: "Böyle bir günde böyle bir yerde çay içmek bile haram!!!"  01.11.2014 Akşam haberleri bültenlerindeki konuşmasından.

 

Enerji bakanına soruldu: "efendim kapanması gereken ocakların kapatılmaması için aracılık yapan 50 kişi kim?”

 

"Allah'ın sıfatlarını üzerinde toplamıştır"; "Böyle birine sahip olduğunuz için şükür namazı kılmalısınız"; "Buna dokunmak ibadettir", deme kolaycılığıyla varılacak serabı cennetin sonu cinnettir.

 

Sevgili okur. Eğer bir toplumun görülmesi gereken 30 000 tür işi varsa; siz de yetkilenme görevlenişi oluşla erke gelmişseniz, öyle fazla bir yetenek ve zekâya sahip olmanıza gerek yoktur. Bürokratik işleyişse katkıyı, danışmanlık katkısını bir yana bırakıyorum.

 

Yapılması gereken 30 000 tür devlet işin 29 999'unu; zorunlu oluşla, nasıl doğru yapacağınız üzerine kayıtlanan kural, kaide, yasa ve hukuki oluşla zaten size görev edilmekle sizin; " unuttum, seffen oldu, bilemedim, affedersiniz cahilliğime verin; türü adeta yanlış yapma şansınız bile yoktur. Eğer "ne oldum delisi" olmadan yasalara uyduysanız bu mutlak böyledir!

 

Zorunlu oluşla yapılması gereken belli 30 000 davranışın, 500 tanesini doğru yapıp, gazete ve görsel basında ballandıra ballandıra anlatıyorsanız burada üzerini örttüğünüz 29 500 tane hata ve yanlışla usulsüzlük var demektir.

 

Bakan: "Şimdi sırası mı? İçerdeki 18 kişi mi önemli, aracılar mı? (!) Bu soru Somada 'da böyle önemsiz görülmüş olmalıydı ki 195 gün sonra, aynı ricacılık, aynı facia; bu kez su basması olarak yaşanıyordu. 29.10.2014 Fox akşam ana haberler kuşağı.

 

Bu bir Ermenek kömür ocağı göçük kara mizahıdır.