Mum Yapıştırmak Nedir
Mum yapıştırmak günümüzde deyim olara da yaşayan eski bir adettir. Deyim anlamı ile günümüzde Bir şeyi kırmızı mumla mühürlemek, mühim bir konuyu akılda tutmak anlamlarındadır.
Bu deyimin ortaya çıkışı hususunda Ahmet Talat Onay’ın Eski Türk Edebiyatında mazmunlar adlı eserinde açıklamalar bulunur.
“Eskiden sübyan mekteplerine giden çocuklar, kitaplarını açar açmaz- kaldıkları sayfayı- derslerini bulabilmek için ders başı olan yere ya bir tebeşir çekerler ya da bal mumu yapıştırırlardı. Medrese talebeleri de satır başı olmayan yerlere bu işlemleri yapardı. “[1]
Bu açıklamalara ilaveten eski devrilerde hatta günümüzde dahi önemli yazıların ve evrakların mumla mühürlendiğini, bu mumun üzerine mühürler vurulduğu bilinmektedir. Eskiden fermanların atlas çuha keseler içine konulup açılacak yerlerine bal mumu akıtılıp üzerine mühür vurulduğu, günümüzde dahi okullarda sınav evraklarının zarfa konulup üzerlerine mum dökülüp mühürlendiği de bilinen şeylerdendir. Önemli kâğıtların ve evrakların açılıp açılmadığını anlamak için mühürlenmesi günümüzde de devam etmektedir.
Mum dökmek ve mühür vurmak dilimizde susmak hiç konuşmamak anlamına da gelir. Ağzı dili mühürlü olmak bu şekilde kullanılan deyimlerden biridir. Akılda tutmak manasına gelen mum yapıştırmak tabiri de bu noktadan hareketle dilimize yerleşmiş olmalıdır. Günümüzde dahi zarfların açılacak yerlerine mühür vurmak adeti devam etmektedir. Zarfların yapışkanlı olması da bu adetin devamıdır.
Ahmet Talat Onay adı geçen eserinde bu konunun şairler tarafından da işlendiğini beyit örnekleri ile kayıt altına almıştır. Her fırsatta konuyu sevgiliye getiren şairlerin mum yapıştırmak ve mühür bahsinden konuyu sevgiliden gelen mektuba, sevgilinin ağzına ve dudaklarına getirdikleri de dikkati çekmektedir.
Mum yapıştırmasa da jale-i kâfuriden
Sebak – ı mihri bilir her varak –ı safha güzar. Hâtem [2]
“Güneş, kitap sayfasına benzeyen her ağaç yaprağı üzerine kafur renginde mum yapıştırmasa bile dersinin neresi olduğunu bilir. “
Hande ile dedi mum yapıştır buracığa
Şemin yanında gerdenine dikkat eyledim. Sabit
Sirayet eylemiş muktuba la’linden halâvet kim
Veir şehd-i musaffa kesenin mum –ı giribânı Nabi [3]
Lal rengi dudakların mektuba da sirayet etmiş- tadı ve kokusu sinmiş – ki kesenin ağzındaki mühür bal tadı veriyor.
KAYNAKÇA
[1] Ahmet Talat Onay Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar, MEB, 1996, s.362
[2] Ahmet Talat Onay Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar, MEB, 1996, s.362
[3] Ahmet Talat Onay Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar, MEB, 1996, s.362
Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!