Nalça -Nalçe Kebkeb -Nedir
Osmanlıca yazılışı: Na'lçe : نعلچه
كبكب Kebkeb : nala veya nalçaya çakılan çivi demektir.
Sözcüğün aslının nalçe olduğu ve Türkçede ise nalça şeklinde söylenerek Türkçe sözcüklerin uyumlarına girdiği anlaşılmaktadır. Nalçaların içindeki deliklere çakılan çivilere ise” kebkeb” denmiştir.[1] ( bkz Kebkeb Nalça ve Edik )
Ayakkabıların altına ve ayakkabı topuklarına aşınmasın diye çakılan hilal veya yarım Ay şeklindeki demir:.Katır, eşek, sığır gibi hayvanların tırnakları aşınmasın diye çakılan demir parçası, nal
Gümüş Nalça
Eski devirlerde sıradan ahali ayakkabılarına demir nalçe, nalça çaktırırken Pâdişah ve vezilerin çizmelerine gümüş nalça çakılırmış.[2]
“XIX. yüzyılın başında, yeniçeriliğin son devrinde aşırı süslenmeye meraklı her tabakadan İstanbul gençleri, hatta baldırı çıplak şehbazlar, yalın ayaklarına geçirdikleri yemenilere gümüş nalçalar çaktırırlarmış “[3]
Divan şiirinde nal, nalçe, kebkeb ve kabara şaşılacak derecede sıksık ele alınmış, nalçanın Ay’a, kebkeb ve kabaranın da yıldızlara benzetilmesi ile ilgili çeşitli şiirler hayaller kur muşlardır. Nalçe ve kabkabın şekli hilale benzediğinden, Ay ve hilal aşığa sevgilinin yüzünü ve yüzündeki nuru akla getirir. Ay ve hilal ise aşığın nazarında, ışığını sevgilinin yüzünden, nurundan almaktadır. Ay ile yıldızlar sevgiliyi göremeseler bile bu nedenle sevgilinin ayak izlerinden ışık almak için yerlere düşer.
Na`lçeñle kebkebüñ nakşın gören ey âfitâb
Hâk-i pâyuña hilâl ile sanur Ülker düşer MOSTARLI HASAN ZİYÂ’
Niğara kebkebin nakşın meğer görmek diler kevkeb
Ki durmaz âsitânın devr eder şa- seher kevkeb Baki
“Ey sevgili meğer gökteki cisimler senin ayaklarındaki nalçelerin izini yakından görmek dilermiş o yüzden gece ve gündüzlerdeki cisimler gece gündüz senin kaldığın malikanenin önünde dolanıyorlar.”
Hemişe kebkeb-i nakş-ı nigâr olmasa ger
Baş üzre yer mi bulurdu çemende her jale Mesihî
Yer yer yüzünde nalçe vü kebkebin izin
Göklerde mâh-ı evle Süreyya'ya vermezenı Mesihî
Hâk ola bî – dil öperken ayağın toprağını
Kebkebin yeri değil urmuştur dendan ona Emri
“Aşık ayağının toprağını öperken o toprağa aşığın dişleri değmiştir O nedenle ayağındaki nalçedeki çiviler kebkeb değil aşığın dişleridir. “
KAYNAKÇA
[1] /post/kebkeb-nalca-ve-edik/132869
[2] http://www.lugatim.com/s/nal%C3%A7a
[3] http://www.lugatim.com/s/nal%C3%A7a
Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!