Yaşadığımız bu dünya âleminde yaşarken şöyle geriye dönüp baktığınızda doğru yere mi yanlış yöne mi baktığımızı, düşünmeden hep aynı yanlış yollarda yürüyor olabileceğimizi düşünür müsünüz? Yaşarken gönül halinden anlamadan bilmeden sevgi ile yaklaşmadan, yıkarcasına aynı yerlerden yara aldığınızı fark ettiğiniz oluyor mu? Dünya asırlardır aynı güneş ay yıldızlar rüzgâr aynı, değişen sadece insan, hep aynı çıkar uğruna vefasızlıklarla her an karşı karşıya geldiğiniz, kendinizi bilerek zorlayarak değerlerimizi üç kuruşluk menfaat uğruna hayal kırıklıkları karşılığında satarken, bunu fark ederek yaşadığınız oldu mu?
 
   Neden gülümsemeleri gönlümüzde hapis ederken, neden acıların koynunda yatarak acıları yaşıyoruz? Acılar bizi değil, biz acıları buluyoruz evimize gönlümüze misafir ediyoruz… Onca acıdan yalnızlıktan ıstıraptan yok olurken, hala biz insan yaptığı bu hatadan, başına gelen onca yalnızlık dolu ıstıraptan ders almayı ayıkarak doğru olanı bilmez mi? Böyleyiz işte çözülmeyen bir muamma değil, bilerek yok olmayı acıları seçen yok olarak cehennem hayatını yaşamak, daha anlamlı dürüst olanı seçmeden boşa yaşamak bu olsa gerek! Ne zaman bizler adım atmayan hale gelerek yorulacağız yok olmaya koşmaktan? Oysa bu beden bu gönül bu acıları ıstırabı daha fazla taşıyamaz baksana yıkılıyor neden görmüyoruz anlamıyoruz? Duygularımız ne zaman köreldi, kulaklarımız nasıl tıkandı? Anlamak zor idrak etmek zor! Anlayanlardan kıymet verenlerden olmak dileğimle. Selam ve dua ile.
Mehmet Aluç