Hilal mührü vurmuş idik nice çağlara     
Altaylardan Tuna’ya gülüşümüz vardı.  
Üveyikler sürmüş idik yalçın dağlara    
Bozkırlardan Sina’ya gelişimiz vardı.     
                                              
Medeniyet neymiş? Bizden öğrendi dünya
Bir huzur sindi havaya, toprağa, suya
Fethimizle gerekleşti bin yıllık rüya   
Karanlığı böğründen delişimiz vardı.      
 
Ulaşınca ceddimize Hak’tan bir emir    
Mana ile şekillendi mermer ve demir
Bir Sen i sevdik en yüce vallahi tek bir 
Emr-i bil marufunu bilişimiz vardı.        
 
Saydık akçakocaları, bildik uluyu   
Yâr aşkına pîr elinden içtik “dolu”yu 
Al kanlarla vatan yaptık Anadolu’yu
Al bayrağı göklere salışımız vardı. 
 
Milletimin mazisinde yoktu izmihlâl
Şehitlerle kazanıldı canım istiklâl       
Şimdi sana emanettir ati, istikbal     
Ta! Ezelden, bağımsız kalışımız vardı.  
 
Tasalanma! Geçer kara gün de,  gece de 
Mutlak iner yücelerden bir gün cüce de
Niyazkâr’ım Sırat kime kıldan incede?  
Allah! Allah! diyerek dalışımız vardı. 
                                                        2011 Şubat
                                          Köksal CENGİZ (Niyazkâr)