Ney Nedir Şiirlerimizde Ney Tasavvurları

 

Osmanlıca yazılışı نی : Ney

Ney sözcüğü Farsça kökenlidir. Dilimize de Farsçadan girmiştir.  Ney sözcüğünün aslı nây'dır.


Ney, bir arşın uzunluğunda olan, üzerinde yedi delik bulunan kamıştan yapılmış nefesli bir çağlıdır. Ney, Türk musikisinde, tasavvuf müziğinde ve özellikle Mevlevilere has olarak görülen bir müzik aletidir.

Neyzan: Neyzen : Ney çalan
Nâyî : Ney çalan
Nay veş : Ney gibi
Ney-i bezm-i gam: Gam meclisinin ney’i

Ney “yanık ve lâhûtî” bir sese sahip olması nedeni ile oldukça içli bir sese sahiptir. Ney, Mevlana ve Mevleviler ile özdeşleşmiş, ney hakkında da birçok rivayet de türemiştir. Ney, sesi, yapılma şekli ve hakkında çıkan rivayetler nedeni ile adeta kutsal bir çalgı haline gelmiştir.

Ney Nasıl Yapılır? Kamışın Ney’e dönüşmesi

Ney, bataklık kıyılarında bulunan ergin ve uzun kamışlardan yapılır. Ney yapımına uygun olan kamış bataklıktan usûlüne uygun olarak kesildikten sonra kamışın içi boşaltılıp kurumaya bırakılır. Ney haline gelebilecek şekilde kurutulan kamış, ateşte kızartılmış demirler ile önde altı arka tarafında ise bir tane olacak şekilde yedi yerden dağlanarak delinir. Baş ve en alt kısmı ise demir boğumlarla boğumlanır. Bir müddet bu hâlde bekledikten sonra çalgı haline gelir.

Ney gibi ol ki bagrı delinmişdür âh ider
Surâhını duhan-ı derûnı siyâh ider   Nevizade Atai - Atayi-

Ney’deki yedi delik yedi nota için de olmakla birlikte, sufilere göre her bir delik insanı kâmil olmak yolunda kat edilmesi gereken yedi mertebeyi de ifade etmektedir. Sufiler, ney’in kamışlıktan gelmesine, kızgın demirler ile dağlanmasına, içinin boş olmasına rağmen çıkardığı içli sese, sarı rengine sufiyane manalar yüklemişlerdir.   Tüm bunları cismi değersiz olan ama içindeki ilahi aşk ile değerli olan,   sesindeki yanıklığının nedenini Allah’ın insanı yaratırken üflediği ilahi nefese benzetmişler; neyin derdinin ise Bir’den gelip Bir’e dönmek isteyen,  yani üflendiği yere kavuşma derdiyle yanan insan ruhuna benzetmişlerdir.

Nây-ı bezm-i gamem ey mâh ne bulsan yele ver
Oda yanmış kuru cismimde hevâdan gayrı          Fuzuli

Ney kimi her dem ki bezm-i vaslunı yâd eylerem
Tâ nefes vardur kuru cismümde feryâd eylerem  Fuzuli Şiirler

 Ney çalgısına kutsiyet kazandıran rivayetlerden birisini İskender Pala,  Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü adlı eserinde şu şekilde anlatır. “ Rivâyete göre Peygamberimiz İlâhî aşk sırrını Hz. Ali’ye söylemiş. Bu sırrın yükü altında ezilen Hz. Ali gidip Medîne dışında kör bir kuyuya bu sırrı anlatmış. Kör kuyu bu sır ile coşup köpürmüş ve taşmıştır. Su, her yeri kaplayınca kenarlarında kamışlar yetişmiş. Oralardaki bir çoban bu kamışlardan birini kesip muhtelif yerlerinden delmiş ve üflemeye başlamış. Çıkan ses kalplere coşku ve heyecan verip İlahî sırrı anlatır olmuştur. “[1]

Bişnev ez ney çün hikâyet mî küned
Ez cüdâyîhâ şikâyet mî küned
Gez neyistân tâ merâ bübrîde end
Ez nefîrem merd ü zen nâlîde end
Sîne hâhem şerha şerha ez firâk
Tâ begûyem şerh-i derd-i iştiyâk ”  Mevlanâ, Mesnevi

“ Dinle neyden, zirâ bak neler anlatmakta
Ayrılıklardan şikâyet etmekdedir.
Der ki: kamışlıktan kopardılar beni
İniltim kadın - erkek herkesi ağlattı.
Ayrılık bağrımı delik deşik eylesin,
Tâ ki aşk derdini anlatabileyim.


Bu göñül irte gice ney bigi uş zâr iñiler
Lâ-cirem yârdan ayru düşicek yâr iñiler    Ahmedi

Dėdüm ėy dil ney gibi gel ėtme feryâda heves
 N’eyleyeyin sözümi dutmadı bir dem bir nefes  Vusûlî - Mehmet Küçük Bâli Paşazâde (ö. 1592 )

Işka düşdün ey gönül ney gibi nâlân ol yüri
Zülf-i dil-ber gibi var hâli perîşân ol yüri      Harimi Şehzade Korkut   

 Ney gibi bir`âşık-ı dem-sâz buldum kendüme
 Sırr-ı `aşkı söylerüm hem-râz buldum kendüme  Şeyhülislam Yahya

 Ney gibi hâlet virür meclisde ihvâna sözüm
Getürür âşüfte-gânı zâr u efgâna sözüm           MEHMED SIDKÎ ŞİİRLERİ ( 19. Y.y)

Ney ki meclisde nevâsı nâleme âheng olur
 Ey niçe ‘uşşâk kaddi bu nevâdan çeng olur    Hamdullah Hamdi (d. 1449 - ö. 1503)

 

KAYNAKÇA


[1] İskender Pala,  Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü, S.371